German-Turkish translations for sondern:

oysa · ama · ancak · fakat · aksine · ayırmak · other translations

sondern oysa

Ihr Wahlbezirk ist kein Wahlbezirk, sondern Ihre Familie.

Seçim bölgen bir seçim bölgesi bile değil. Onlar senin ailen.

Dann ist es keine Verabredung, sondern eine Feuerinspektion.

O zaman buna randevu deme, yangın tatbikatı de.

Alan Russell war kein Mörder, sondern ein Opfer.

Alan Russell katil değildi. O bir kurbandı.

Click to see more example sentences
sondern ama

Aber das ist kein Beliebtheitswettbewerb, sondern ein Mordprozess.

Ama bu popülerlik yarışması değil. Bu bir cinayet davası.

Cory erpresste Marcone, aber nicht für Geld sondern um mir meinen Job wiederzubeschaffen.

Cory Marcone'ye şantaj yapıyordu. Ama para için değil. Bana yeniden işimi kazandırmayı deniyordu.

Guten Abend, Deutsche! Aber wir sind keine Engländer, sondern Schotten.

İyi akşamlar Almanlar ama biz İngiliz değiliz, İskoç'uz!

Click to see more example sentences
sondern ancak

Sie heißt nicht fette Scheißkatze, sondern Fleischkloß und sie isst gerade lhre Krebspastete.

Bu arada onun adı "şişko kedi" değil, Köfte ve şu anda yengeç panelerini yiyor.

Es sind nicht nur Kriegsgedenkfeiern, sondern auch Feiern für den Frieden.

Bu törenler savaşı anmak için değil, barışı kutlamak için de yapılır.

Wenn aber die Gegenwart immer gegenwärtig wäre und nicht verginge, dann wäre sie nicht Gegenwart, sondern Ewigkeit.

Ama eğer şimdi, hep şu anda kalsaydı o zaman bu şimdiki zaman değil, aksine sonsuzluk olurdu.

sondern fakat

Aber dieses Mal bin nicht ich der Feind, sondern die Allianz.

Fakat bu kez düşman olan ben değilim Jennifer. İttifak.

Nicht die Guten oder Bösen, sondern die Unglücklichen.

İyi ya da kötülerin değil, fakat zavallıların.

La Revolución ist keine Göttin, sondern eine Hure.

La Rev olucion bir tanrıça değildi, fakat bir fahişeydi.

sondern aksine

Das war kein Schwulenwitz, sondern ein australischer Witz.

Bu bir eşcinsel fıkrası değildi, aksine bir Avustralya fıkrasıydı.

Wenn aber die Gegenwart immer gegenwärtig wäre und nicht verginge, dann wäre sie nicht Gegenwart, sondern Ewigkeit.

Ama eğer şimdi, hep şu anda kalsaydı o zaman bu şimdiki zaman değil, aksine sonsuzluk olurdu.

sondern ayırmak

Sondern in Nord und Süd.

Kuzey ve güney diye ayrılıyor.