spielte

Sie spielte wie ein Höhlenmensch, wie ein Kind.

Bir mağara adamı, küçük bir çocuk gibi çalıyordu.

Ihr spielt ein gefährliches Spiel.

Tehlikeli bir oyun oynuyorsun.

Schätze, nichts davon spielt mehr eine Rolle.

Sanırım bunların bir önemi yok artık.

Hautfarbe spielt doch keine Rolle, oder?

Rengin bir önemi yok, değil mi?

Aber ich denke, ich habe ihn überzeugend gespielt.

Ama onu inandırıcı bir şekilde oynadım sanırım.

Sie spielt keine Rolle mehr.

Olanların artık bir önemi yok.

Seit wann spielt meine Mutter Spiele?

Ne zamandan beri annem oyun oynuyor?

Ich habe sogar "Ene Mene Muh" gespielt.

Hatta "O piti piti" bile oynadık.

Größe spielt für mich keine Rolle.

Benim için boyun önemi yok.

Wir haben noch nie Schach gespielt, oder?

Daha önce satranç oynamadık değil mi?