German-Turkish translations for stark:

güçlü · kuvvetli · sert · kalın · şiddetli · koyu · dayanıklı · yoğun · keskin · other translations

stark güçlü

Ein sehr starkes Schmerzmittel.

Çok güçlü bir ağrı kesici.

Schau, starkes Holz!

Bak, güçlü odun!

Eifersucht ist ein starkes Motiv, Mrs. Olson.

Kıskançlık güçlü bir suç sebebidir, Bayan Olson.

Click to see more example sentences
stark kuvvetli

Ein starker Stängel Brokkoli.

Güçlü kuvvetli bir brokoli.

"Völlig" ist ein starkes Wort.

Tam" kuvvetli bir kelime.

Diese Drinks sind stark.

Bu içkiler çok kuvvetli.

Click to see more example sentences
stark sert

Ich bin sicher, Sie bevorzugen etwas Stärkeres.

Eminim daha sert bir şeyi tercih edersin.

Nein, Chester, heute brauche ich etwas viel Stärkeres.

Hayır Chester, bu gece daha sert bir şeye ihtiyacım var.

Ich brauche ein weiteres Schlückchen davon, wünschte, ich hätte was Stärkeres.

Şundan bir yudum daha içmeliyim Keşke daha sert bir içkim olsaydı

Click to see more example sentences
stark kalın

Wenn ich noch eine E-Mail angucke, werde ich eine stärkere Brille brauchen.

Bir maile daha bakarsam daha kalın bir gözlüğe ihtiyacım olacak.

Ich glaube, Bleib stark, Bruder.

Sanırım "Güçlü kal kardeşim" dedin.

Bleib stark, Mädchen.

Güçlü kal, kızım.

Click to see more example sentences
stark şiddetli

Eine geplatzte Niere, starke Blutung.

Böbrek yırtılması ve şiddetli kanama.

Starke Gefühle sind eine Art Wahnsinn.

Şiddet duyguları da bir tür delilik.

Furcht ist eine der stärksten und ungestümsten Emotionen.

Korku duyguların en şiddetli ve en güçlü olanıdır.

Click to see more example sentences
stark koyu

Sehr stark, viel Zucker.

Çok koyu, çok şekerli.

Stark und schwarz, genau wie du.

Koyu ve ağır aynen senin gibi.

Zwei starke Tees bitte, bella, pronto!

İki koyu çay lütfen bella, pronto!

stark dayanıklı

Ein Hochleistungsschalter in Miniaturformat, der starke Schläge und Vibrationen aushält.

Çok küçük, çok etkili bir ateşleyici. Sarsıntıya ve şoklara karşı dayanıklı.

Großer, starker, stoischer Tom Foss.

Büyük, güçlü, acıya dayanıklı Tom Foss.

stark yoğun

Ja, wirklich stark.

Evet, ÇOk yoğun.

Der Rumpf war starker Gammastrahlung ausgesetzt.

Gövde, yoğun gama ışınımına maruz kalmış.

stark keskin

Sie trug ein sehr starkes und billiges Parfum.

Üzerinde çok keskin ve ucuz bir parfüm kokusu vardı.