German-Turkish translations for stecken:

olmak · koymak · bulunmak · sokmak · Tak, takmak · sıkışmak · batırmak · etmek · Yapış, yapmak · kullanmak · fiş · other translations

stecken olmak

Sie könnte hinter allem stecken.

Her şeyin arkasında olabilir.

Er ist unser Sohn und wir müssen herausfinden, wo er steckt und ihn dort herausholen.

O bizim oğlumuz ve biz de onun nerede olduğunu bulup onu kurtaracağız.

Er muss dahinter stecken.

Bunun arkasında o olmalı.

Click to see more example sentences
stecken koymak

Warum steckte er diesen Krempel in einen Safe?

Bu ıvır zıvırları neden bir kasaya koymuş?

Detective Mackey steckte vier Päckchen Kokain in zwei Taschen mit Beweisen.

Dedektif Mackey dört paket kokaini iki delil torbasına koydu.

Im Espheni-Turm, als Karen dich und Lexi in etwas Ähnliches gesteckt hat.

Espheni kulesinde, Karen seni ve Lexi'yi buna çok benzer bir şeyin içine koymuştu.

Click to see more example sentences
stecken bulunmak

Finde heraus wer dahinter steckt.

Bunun arkasında kim var bul.

Er ist unser Sohn und wir müssen herausfinden, wo er steckt und ihn dort herausholen.

O bizim oğlumuz ve biz de onun nerede olduğunu bulup onu kurtaracağız.

Um herauszufinden, wer hinter alldem steckt.

Bunların arkasında kim var bulmak için.

Click to see more example sentences
stecken sokmak

Cuddy steckte ihn für zwei Wochen in die Baby-IST.

Cuddy onu iki haftalık YDYBÜ rotasyonuna soktu.

Die gleichen Gerüchte stecken mich in die Southland-Mafia.

Aynı dedikoduya göre bu beni güney mafyasına sokmuş.

Wer hat was wohin gesteckt?

Kim neyi nereye soktu?

Click to see more example sentences
stecken Tak, takmak

Er steckt zwischen zwei Welten.

O iki dünya arasında. takıldı kaldı.

Und ein großes Stück Kiwi steckt in ihren Haaren.

Ve saçına takılmış bir kivi parçası var.

Unter diesen tadellos maßgeschneiderten Anzügen steckt ein Monster.

O kusursuz ısmarlama takım elbiselerin altında bir canavar yatıyor.

Click to see more example sentences
stecken sıkışmak

Herrgott, ich stecke mitten in einer Dreierkiste wie im französischen Film.

Aman Tanrım! Fransız filmlerindeki gibi "aşk üçgeni"nin ortasında sıkıştım!

Apfelkuchen und ich stecke fest.

Elmalı turta Ve sıkıştım.

Ich stecke im Verkehr fest.

Ben, ben trafikte sıkıştım.

stecken batırmak

Aber Spanien steckt voller Aberglauben.

Ama İspanya batıl inançlarla dolu.

Vivian Long steckt bis zum Hals drin.

Vivian Long da boğazına kadar batmış durumda.

stecken etmek

Rate mal, wer dahinter steckt.

Tahmin et bunun arkasında kim var.

Dann steckte er mich in eine Zelle und folterte mich wieder und wieder.

Beni bir hücreye hapsetti ve yine işkence etti, ve yine.

stecken Yapış, yapmak

Wenn deine Schwester dahinter steckt, wieso tut sie das dann?

Eğer senin kız kardeşinse o zaman bunu neden yapıyor?

Weil in ihr ein Moniereisen steckt und so etwas würde ich nicht tun.

Çünkü karnına demir saplanmıştı ve ben öyle bir şey yapmam.

stecken kullanmak

Der vorherige Vizepräsident Alvin Hammond steckt sicher als neuer oberster Dienstherr dahinter.

Eski Başkan Yardımcısı Alvin Hammond yeni Genelkurmay Başkanı olarak imkanlarını kullanıyor.

stecken fiş

Steckt den Kabelsalat aus und holt euch Verlängerungskabel vom Barkeeper!

O şeyleri fişten çekin ve barmenden istediğiniz malzemeleri alın.