trafen

Vielleicht sollte ich ein Treffen anberaumen.

Belki de bir görüşme ayarlamalıyım.

Ich hab noch nie jemanden wie dich getroffen.

Daha önce hiç senin gibi birini tanımadım.

Ich habe nie jemanden wie mich zuvor getroffen.

Daha önce hiç benim gibi biriyle tanışmadım.

Ich habe eine sehr wichtige Entscheidung getroffen:

Çok önemli bir karar verdim: taşınıyorum.

Wir müssen später noch ein Treffen einberufen.

Sonra bir toplantı daha yapmamız gerek.

Ich habe noch nie eine Berühmtheit getroffen.

Daha önce hiç bir ünlüyle tanışmamıştım.

Ich habe einmal einen pädiatrischen Chirurgen getroffen.

Bir keresinde bir pediyatrik cerrahla tanışmıştım.

Ich möchte ihn heute Nacht treffen.

Bu gece onu görmek istiyorum.

Dich trifft keine Schuld.

Senin bir suçun yok.

Ich muss eine wichtige Entscheidung treffen.

Çok önemli bir karar vermem gerek.