German-Turkish translations for treiben:

yapmak · def · other translations

treiben

Für mich würde Kapitulation heißen, diesen Trieben nachzugeben.

Benim için teslim olma, bu dürtülere boyun eğmektir.

Treiben diese Länder herum, oder sind sie unten verankert?

Bu ülkeler sürükleniyorlar yoksa demir mi almışlar?

Da treibt ein Floß!

Hey, orada bir sal var!

Eine höhere Macht trieb mich an.

Yüksek bir güç beni yönlendiriyordu.

Aber Webb treibt immer noch da draußen irgendwo herum.

Ama Webb hala orada bir yerde, sürükleniyor.

Treibt dich Reinlichkeitsfreak Nikki in den Wahnsinn?

Seni özledim. Titizlik delisi Nikki seni çıldırtıyor mu?

Anscheinend treibt ein Psychopath in Mystic Falls sein Unwesen.

Görünüşe göre Mystic Falls'da dolaşan bir psikopat varmış.

Warum würde eine Pflanze so weit draußen treiben?

Neden bir bitki bu kadar uzakta yüzsün ki?

Kapitän Ahab, haben Sie ein Walboot treiben sehen?

Kaptan Ahab, başıboş bir sandal gördünüz mü?

Goldman trieb AIG-Glücksspiel an

Goldman AIG Kumarını Ateşliyor