German-Turkish translations for tun:

yapmak · şey · ilgi · etmek · yapma · Tun · acaba · koymak · do · kılmak · other translations

tun yapmak

Ich schwöre, ich habe nichts getan!

Yemin ederim, ben bir şey yapmadım!

Sagen wir einfach, wir tun's für einen Armeekameraden.

Diyelim ki eski bir askerlik arkadaşı için yapıyoruz.

Du hast schon alles getan.

Zaten her şeyi yaptın.

Click to see more example sentences
tun şey

Ich schwöre, ich habe nichts getan!

Yemin ederim, ben bir şey yapmadım!

Wir haben doch nichts getan.

Biz bir şey yapmadık ki.

Ich habe nichts falsches getan, Bug!

Ben yanlış bir şey yapmadım, Bug.

Click to see more example sentences
tun ilgi

Schau mal, er ist auch mein Lieblingsautor aber was hat Terence Mann mit Baseball zu tun?

Bak, o benim de en sevdiğim yazar ama Terence Mann'ın beyzbolla ne ilgisi var?

Das hat doch nichts mit Mrs. Cheveley zu tun?

Bunun Bayan Cheveley ile bir ilgisi yok değil mi?

Was hat das mit Lucy zu tun?

Bunun Lucy ile ne ilgisi var?

Click to see more example sentences
tun etmek

Bei allem Respekt, ich habe hier nichts Falsches getan.

Saygısızlık etmek istemem ama ben yanlış bir şey yapmadım. Öyle mi?

Thea hasst dich gerade wegen der Dinge, die du getan hast.

Thea şu an senden yaptığın şeyler yüzünden nefret ediyor.

Ich habe das getan, um Ihnen zu helfen, und es funktioniert.

Bunu size yardım etmek için yaptım ve işe yarıyor.

Click to see more example sentences
tun yapma

Bevor du irgend etwas tust

Bir şey yapmadan önce

Hol mich hier raus, Lace, bevor ich etwas tue, das ich wirklich bereue.

Beni buradan çıkar Lace. Pişman olacağım bir şey yapmadan önce.

Warum willst du das für mich tun?

Bunu benim için yapmayı neden istiyorsun?

Click to see more example sentences
tun Tun

Ich möchte diesen TAT-Ring verkaufen.

Bir Tat yüzüğü bozdurmak istiyorum.

Er heißt Wai King Tat.

Adı Wai King Tat'tı.

Tata, es sind eine Menge Leute hier.

Bak Tata, burada çok insan var.

Click to see more example sentences
tun acaba

Hab ich Ihnen irgendetwas getan?

Acaba size bir şey mi yaptım?

Könnten Sie mir einen Gefallen tun?

Bana bir iyilik yapar mısın acaba?

Würden Sie mir wohl einen Gefallen tun?

Bana bir iyilik yapabilir misiniz acaba?

Click to see more example sentences
tun koymak

Ich habe nur die verschwendeten Energien genommen und alle in einen Kontainer getan: Mich.

Ben sadece bu boşa harcanan enerjileri aldım ve bir taşıyıcıya koydum: bana.

Also versetz dich in meine Lage und frage dich, was hättest du getan?

Şimdi kendini benim yerime koy ve kendine bir sor, sen ne yapardın?

Wer-wer-wer tut Meerrettich auf Hot Dogs?

Kim sosisine yabanturpu koyar ki? Chuck!

Click to see more example sentences
tun do

Wehe, du yabba-dabba-tust das nochmal!

Bir daha yabba-dabba-do yapma!

Juber tut, Juber tut nicht

Milton:? Juber do, Juber don't?

tun kılmak

Das tue ich nur, um dich stärker zu machen.

Bunu seni daha güçlü kılmak için yapıyorum.