German-Turkish translations for um:

de · da · etrafına, etrafında, etrafta, etraf · yüzünden · hakkında · çünkü · sularında · karşı · -e doğru · yakında · saat onda · other translations

um de

Deshalb haben Sie mich mitgenommen. Um mich umzubringen.

Bu yüzden beni de yanında getirdin, beni öldürmek için.

Vielleicht hat Rick es entfacht, um sie reinzulocken.

Belki de Rick onları oraya çekmek için yakmıştır.

Ich werde gleich hinter dir sein um alles aufzuzeichnen.

Ben de tam arkanızda olacağım, her şeyi kaydetmek için.

Click to see more example sentences
um da

Dann 'Heute Morgen mit der quirligen Fern Britton' um halb, gefolgt von 'Blauer Peter'.

Buçukta da, Fern Britton'la Bu Sabah programına devamında da Blue Peter'a.

Oder vielleicht, um uns aufzuhalten.

Ya da bizi yavaşlatmak için.

Die Natur erschafft Instrumente, um die Krankheit auszulöschen.

Doğa da, ölümcül hastalığı yok etmek için enstrümanlar yaratır.

Click to see more example sentences
um etrafına, etrafında, etrafta, etraf

Hände haltend um den Esstisch sitzend, Tischgebete für die Gnade in unserem Leben sprechend.

Yemek masasının etrafında ellerimizi birleştirerek şükredince hayatlarımıza bir etkisi oluyormuş gibi.

Rigsby und Van Pelt überprüfen das Gebiet rund um den Entführungsort.

Rigsby ve Van Pelt suç mahallinin etrafındaki bölgeyi inceliyor.

Sieh dich um, John.

Etrafına bir bak John.

Click to see more example sentences
um yüzünden

Es ist ein Waldo Pilot, es ist eine Waldo Show, es muss sich alles um ihn drehen, Waldo-Waldo-Waldo.

Bu Waldo pilot bölümü, bir Waldo şovu bu yüzden Waldo, Waldo, Waldo olmak zorunda.

Darum musste ich dich schlagen, um sie irrezuführen.

Bu yüzden seni dövmem gerekti. Şüpheleri dağıtmak için.

Darum habe ich Angst um dich.

Bu yüzden senin için korkuyorum.

Click to see more example sentences
um hakkında

Es geht um Harvey Specter und Jessica Pearson und deren Trennungs-Verhandlungen.

Bu Harvey Specter ve Jessica Pearson'ın boşanma müzakereleri hakkında.

Wenn es Wenn es um letzte Nacht geht

Eğer bu bu, geçen gece hakkında ise

Aber wenn die Wiedergabe-Scanner nur ein wenig abweichen, nur um ein Tausendstel Prozent

Haklısın ama biliyorsun ki, görüntüleme tarayıcıları binde bir oranında bile sapsa

Click to see more example sentences
um çünkü

Sie brachte mich her, weil weil ich sie um Hilfe bat.

Beni buraya getirdi çünkü bana yardım etmesi için yalvardım.

Und er meinte nein, weil Brad sich wenigstens nicht mehr betrinken muss, um ihn zu lieben.

Hayır dedi. Çünkü en azından artık Brad onu sevmek için sarhoş olmak zorunda değil.

Ich bin nur gekommen, um dir zu danken, denn ich schulde dir viel dafür.

Sadece teşekkür etmek için geldim, çünkü bunun için sana büyük bir teşekkür borçluyum.

Click to see more example sentences
um sularında

Dr. Lightman, um Himmels Willen!

Dr. Lightman, Tanrı aşkına susun!

Könnte ich Sie um Glas Wasser bitten?

Sizden bir bardak su rica edebilir miyim?

Um das Wasser herauszupumpen, ist eine neue Erfindung nötig.

Suyu dışarı pompalamak için yeni bir icat gerekli.

Click to see more example sentences
um karşı

Es ist ein Prototyp, um aktuelle Antiviren gegen chemische Waffen einzusetzen.

Kimyasal saldırılara karşı deriye uygulanan panzehirleri yaymayı sağlayan bir prototip.

Bloß ein moschusartiger Duft, um das andere Geschlecht anzulocken.

Karşı cinsi etkilemek için salgılanan miskimsi bir koku.

Ein Druckmittel gegen Jason Brodeur, genug um Peter Declans Leben zu retten.

Jason Brodeur'a karşı bir koz, Peter Declan'ın hayatını kurtaracak kadar.

Click to see more example sentences
um -e doğru

Aber wieso, um Gottes Willen?

Doğru. Ama neden tanrı aşkına.

Eine Tunte, um Himmels willen.

Sahte, Tanrı aşkına doğru!

Trey drehte sich um und sah ihn.

Trey ona doğru döndü ve onu gördü.

Click to see more example sentences
um yakında

Die Schnee-Eulen werden bald ankommen, um die Schneeflockenkörbe für den Winterwald abzuholen.

Karlı baykuşlar yakında varacak kartanesi sepetleri alıp kış ormanlarına götürecek.

Jedenfalls wird bald jemand kommen, um dich hier rauszulassen.

Her neyse, birisi yakında gelip seni buradan çıkaracak.

Botschafter Rind, Morgen Roth, ich, Beckwith, Froy und bald auch um dich.

Büyükelçi Rind, Morgan Roth, ben, Beckwith Froy ve yakında da sen.

Click to see more example sentences
um saat onda

Dann kommen Sie Sonntag, um fünf Uhr.

O zaman pazar saat beş gibi gel.

Wenn ich morgen, um diese Uhrzeit nicht zurückfunke, dann tötet ihr alle seine Verwandten, alle Kinder! ALLE!

Eğer yarın, bu saatte telsizle geri bildirimde bulunmazsam, o zaman onun tüm akrabalarını ve tüm çocuklarını öldürün!

Dann also um neun.

O zaman, saat dokuzda.