weisst

Weisst Du Prinzessin, meine Kindheit habe ich in Strassenecken verbracht.

Biliyor musun prenses, benin çocukluğum kopillerin içinde geçti.

Du weisst überhaupt nichts

Sen hiçbir şey bilmiyorsun!

Du weisst, Rauchen ist schlecht für dich. Klappe!

Sigara senin için çok zararlı biliyorsun. kes sesini!

Du weisst nichtmal wer dieser Typ ist!

Bu adamın kim olduğunu bile bilmiyorsun!

Weisst Du, Skyler und Ich würden Dich und Gretchen liebend gern mal zum Essen einladen.

Skyler ve ben bir ara seni ve Gretchen'i yemeğe davet etmek isteriz.

Weisst du, Ali Eine Revolution anzuzetteln ist ziemlich schwierig.

Biliyorsun, Ali bir devrimi başlatmak yeterince zordur.

Weisst du, wer ihn gekriegt hat?

Onu kim yakaladı biliyor musun? Kim?

Du weisst, immer vorbereitet sein.

Her zaman hazırlıklı olmak lazım.

Weisst du, warum man mich Lotus nennt?

Bana neden Lotus derler, biliyor musun?

Bingo Crépuscule, weisst du noch?

Bingo Crepuscule, hatırladın mı?