wirklicher

Wie ein Vögelchen essen" ist ein ziemlich unzutreffender Ausdruck, denn Vögel fressen wirklich eine Menge.

Bir kuş gibi yemek deyimini gerçekten biraz yanlış buluyorum çünkü kuşlar gerçekten çok fazla yerler.

Darmverschluss, verdächtige Hautausschlag oder ein wirklich stinkender Kerl.

Kronik kabızlık, şüpheli döküntüler veya çok kötü kokan adam.

Sie kennenzulernen ist eine wirklich große Sache für mich.

Sizinle tanışmak benim için çok önemli bir şey.

Wir haben ihn wirklich eingefroren, wie ein menschliches Überbleibsel.

Onu gerçekten dondurduk tıpkı bir insan artığıymışçasına.

Eine Transporterspurenanalyse könnte auch zeigen, wie viel Zeit wirklich vergangen ist.

Bir ışınlayıcı iz analizi de, gerçekte ne kadar zaman geçtiğini gösterebilir.

Ihr hattet eine Theorie, schriebt eine Publikation, leistetet einen wirklichen Beitrag.

Bir teoriniz var, bir makale yazdınız gerçek bir yazı oluşturdunuz.

Wissen Sie, ihre Tochter ist eine wirklich gute Lügnerin.

Biliyor musunuz, kızınız gerçekten iyi bir yalancı.

Darf ich Ihnen etwas wirklich Wichtiges sagen?

Sana çok önemli bir şey söyleyebilir miyim? Ne?

Ist wirklich schön, dich wiederzusehen.

Seni tekrar görmek gerçekten çok güzel.

Aber ich brauche dich jetzt wirklich.

Ama şu anda gerçekten sana ihtiyacım var.