German-Turkish translations for zu:

-te · -ta · -e · -ye · -a · -ya · -da · -de · için · çok · fazla · da · a · e · karşı · -e doğru · amacıyla · other translations

zu -te

Ich habe ein Kind gerettet. Mund-zu-Mund-Beatmung.

Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardım.

Aber das ist unsere letzte Chance, Omas Bäckerei und unser Baumhaus zu retten.

Ama bu, ninenin pastanesini ve ağaç evimizi kurtarmak için son şansımız.

Marjorie, das ist eine mögliche Arbeitgeberin, also versuch bitte, einen guten Eindruck zu hinterlassen.

Şimdi, Marjorie,. .bu olası bir veren o yüzden lütfen... .iyi bir izlenim bırakmaya çalış.

Click to see more example sentences
zu -ta

Ich habe ein Kind gerettet. Mund-zu-Mund-Beatmung.

Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardım.

Aber das ist unsere letzte Chance, Omas Bäckerei und unser Baumhaus zu retten.

Ama bu, ninenin pastanesini ve ağaç evimizi kurtarmak için son şansımız.

Marjorie, das ist eine mögliche Arbeitgeberin, also versuch bitte, einen guten Eindruck zu hinterlassen.

Şimdi, Marjorie,. .bu olası bir veren o yüzden lütfen... .iyi bir izlenim bırakmaya çalış.

Click to see more example sentences
zu -e

Ich habe ein Kind gerettet. Mund-zu-Mund-Beatmung.

Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardım.

Aber das ist unsere letzte Chance, Omas Bäckerei und unser Baumhaus zu retten.

Ama bu, ninenin pastanesini ve ağaç evimizi kurtarmak için son şansımız.

Er und Meyer Wolfsheim haben Drugstores aufgekauft, um don't Alkohol zu verkaufen.

O ve Meyer Wolfsheim, getirdikleri kaçak alkolü satmak için aldı o marketleri.

Click to see more example sentences
zu -ye

Ich habe ein Kind gerettet. Mund-zu-Mund-Beatmung.

Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardım.

Willst du eine Mund-zu-Mund-Beatmung?

Suni teneffüs ister misin, ahbap?

Das ist vielleicht schwer zu glauben, aber ich liebe dich.

Senin için inanmak zor olabilir ama ben seni seviyorum.

Click to see more example sentences
zu -a

Ich habe ein Kind gerettet. Mund-zu-Mund-Beatmung.

Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardım.

Willst du eine Mund-zu-Mund-Beatmung?

Suni teneffüs ister misin, ahbap?

Und dann, in neun Jahren, werden die malcolmus pterosauria zu der neuen Brutstätte wandern.

Bundan dokuz yıl sonra, Malcolmus pterosauria yeni avlanma bölgesine göç edecek.

Click to see more example sentences
zu -ya

Ich habe ein Kind gerettet. Mund-zu-Mund-Beatmung.

Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardım.

Durch diesen Ring nehme ich, Vincent Muccio, dich, Lorna Morello, zu meiner Frau, jetzt und immerdar.

Bu yüzükle, ben, Vincent Muccio, seni Lorna Morello'yu şimdi ve sonsuza kadar eşim olarak kabul ediyorum.

Das ist vielleicht schwer zu glauben, aber ich liebe dich.

Senin için inanmak zor olabilir ama ben seni seviyorum.

Click to see more example sentences
zu -da

Ich habe ein Kind gerettet. Mund-zu-Mund-Beatmung.

Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardım.

Du bist auch jung und hast dich freiwillig zu solch einer gefährlichen Mission gemeldet

Sen de çok gençsin Ve böylesine tehlikeli bir görev için gönüllü oluyorsun.

Deshalb gerieten sie in Panik und erschossen Officer Hardy und versuchten Tevon zu servieren.

Bu yüzden paniklediler ve polis memuru Hardy'i vurdular. Ve Tevon'a hizmet etmeye çalıştılar.

Click to see more example sentences
zu -de

Ich habe ein Kind gerettet. Mund-zu-Mund-Beatmung.

Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardım.

Und wir können schwören, und ich schwöre auch, niemals, niemals wieder davon zu sprechen.

Ve yemin edebiliriz ki, ben yemin ederim ki bir daha asla ve asla bunu konuşmayacağım.

Wie schön, dich zu sehen, Schwester wirklich schön, dich zu sehen

Evet. Seni görmek gerçekten güzel ablacığım. Seni görmek güzel.

Click to see more example sentences
zu için

Dann hat Sie Ihn angerufen um sich zu entschuldigen, deshalb ist die letzte gewählte Nummer

Ve sonra da özür dilemek için onu aradı. Bu yüzden de son aranan numara

Darum führen wir diese Wählerinitiative ein, um robosexuelle Heirat zu legalisieren!

İşte bu yüzden robocinselliği yasalaştırmak için referandum önerisi sunuyoruz!

Nun, um dieses kleine Problem zu lösen, hab ich Sie heute Abend eingeladen.

İşte ben de bu küçük sorunu çözebilmek için seni bu akşam buraya davet ettim.

Click to see more example sentences
zu çok

Es war wie immer reizend dich zu sehen, aber wir müssen ein kleines, verängstigtes Mädchen finden.

Seni görmek çok güzeldi, her zamanki gibi ama bulmamız gereken korkmuş küçük bir kız var.

Ich hörte, Port Morris ist zu dieser Jahreszeit wirklich schön.

Morris limanının Yılın bu zamanı çok güzel olduğunu duydum.

Offenbar war das eine zu herzlose Aufgabe für einen Roboter.

Görünüşe göre, bir robot için bu çok acımasız bir görev olmuş.

Click to see more example sentences
zu fazla

Hör zu Jerry, wir brauchen nur noch ein paar mehr Informationen über Marcus Gates.

Dinle, Jerry, Marcus Gates hakkında biraz daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.

Ich bin auch zu gut für dich.

Ben de senin için fazla iyiyim.

Okay, vielleicht war das alles zu viel.

Tamam, belki bu bana çok fazla geldi.

Click to see more example sentences
zu da

Dann hat Sie Ihn angerufen um sich zu entschuldigen, deshalb ist die letzte gewählte Nummer

Ve sonra da özür dilemek için onu aradı. Bu yüzden de son aranan numara

Es gibt auch subperiostale Knochenblutergüsse, die zu einem Treppensturz passen.

Ayrıca merdivenden düşmeyi teyit eden kemik morlukları da var.

Beckman ist dort, um sich mit ihrem chinesischen Gegenstück zu treffen.

Beckman da Çinli bir meslektaşı ile buluşmak için orada.

Click to see more example sentences
zu a

Lass uns unsere Diät vergessen,zu "Dupar's" gehen und bis zum Erbrechen Pfannekuchen essen, hmm?

Hepsine boşverip, Dupar'a gidelim ve boğulana kadar pankek yiyelim, ne dersin?

Stauffenberg. Ich versuche, Generalleutnant Thadden zu erreichen.

Ben Stauffenberg, Tümgeneral Todt'a bağlanmaya çalışıyorum.

Wir brauchen eine Möglichkeit, nach Nanda Parbat zu kommen.

Nanda Parbat'a gitmek için bir yol bulmalıyız.

Click to see more example sentences
zu e

Nero Padilla hat heute Morgen gestanden, Darvany Jennings die Waffe gegeben zu haben.

Nero Padilla, Darvany Jennings'e silahı tedarik ettiğini bu sabah itiraf etti.

Ich versprach Nori und Adin, ihnen den hydroponischen Garten zu zeigen.

Nori ve Adin'e, bu gün öğleden sonra, sera'yı göstermek için söz verdim.

Was würden Sie tun, um Elizabeth Keen zu helfen?

Elizabeth Keen'e yardım etmek için ne yaparsın?

Click to see more example sentences
zu karşı

Abu Nazir war zuständig für koordinierte Angriffe gegen Koalitionstruppen zu dieser Zeit.

O zamanlar Abu Nazir ittifak güçlerine karşı saldırılardan sorumlu kişiydi.

Aber zuerst musst du ehrlich zu mir sein.

Ama önce bana karşı dürüst olman gerek.

Kann ich ehrlich zu dir sein?

Sana karşı dürüst olabilir miyim?

Click to see more example sentences
zu -e doğru

Nun ich möchte das richtige tun, aber manchmal ist es schwer zu wissen, was das richtige ist.

Doğru şeyi yapmak istiyorum, ama bazen doğru şeyin ne olduğunu bilmek, çok zor oluyor.

Das sollte uns direkt zu Blackwood führen, tot oder lebendig.

Bu bizi doğrudan Blackwood'a götürmeli. Ölü ya da diri.

Nordwärts zu den Winding Stair Mountains oder weiter westlich.

Ya kuzeye, Winding Stair Dağları'na doğru ya da batıya gidecekler.

Click to see more example sentences
zu amacıyla

Fünf Jahre lang war ich auf einer Insel gestrandet und hatte nur ein Ziel Zu Überleben.

Beş yıl boyunca, tek bir amaçla bir adada mahsur kaldım, o da hayatta kalmaktı.

Täuschungs einziger Zweck ist, Kinder in Kloster in Dorf Nong Khai zu verstecken.

Bu aldatmacanın tek amacı çocukları Nong Khai kasabasındaki manastırda saklamak.

Und wenn diese Halluzinationen zu einem Zweck ausgelöst werden?

Eğer bu halüsinasyolar bir amaç için yapılıyorsa?

Click to see more example sentences