çöreği

Bir çörek ve kahve, lütfen.

A frank and a coffee, please.

Bazen bir kahve ya da bir çörek için duruyor ama her zaman değil.

Sometimes stops off to get a coffee or a doughnut, but not always.

Bu çörek gibi bir şey.

It's, like, a cake thing.

Ben sadece bir çörek ve kapuçino alabilir miyim lütfen?

Can I just have a doughnut and a cappuccino, please?

Ona bir çörek al.

Get him a cake.

Sen bir çörek dükkanını, ben de yeni bir yatağı hak ediyorum.

You deserve a cupcake shop, and I deserve a new bed.

Bu sabah kayısı, peynir ve yaban mersinli çörek ikramımız olacak.

This morning we will be serving apricot, cheese and blueberry danish pastry.

Sana daire, harika bir büro, her sabah bir sepet dolusu yağsız çörek verdim.

I give you an apartment, a great office, the nonfat muffin basket every morning. George!

Bir fincan sıcak çikolata ve çörek.

A cup of chocolate and a roll.

Ne çeşit bir çörek?

Oh, what kind of pie?