Turkish-English translations for çıkış:

out · exit · up · way out · starting, start · release · quit · escape · output · check-out · outlet · issue · rise, rising · origin · hit · departure · boom · egress · other translations

çıkış out

Ben sadece dışarı çıkıp bilirsin gerçekten, gerçekten bir şey yapmak istiyorum.

I just want to go out and you know, really, really do something.

Başka bir çıkış yolu olmalı, tamam mı? Hayır!

There has to be another way out, okay?

Beni buradan çıkar, sana her şeyi açıklayayım, tamam mı?

You get me out of here, and I'll explain everything, okay?

Click to see more example sentences
çıkış exit

Çocuklar, lütfen en yakın acil çıkışı bulun ve düzenli bir şekilde

Children, please find the nearest emergency exit and in an orderly manner

Orda acil çıkış var. git ve yardım getir.

There's an emergency exit. Go get help.

Çıkış yarası var mı?

Is there an exit wound?

Click to see more example sentences
çıkış up

Bir şey çıkarsa veya burada bir şey olursa, ara beni, tamam mı?

You know, if anything comes up, or anything happens here, you call me, okay?

Buradan hiç bir çıkış yok.

There's no way out up here.

Sadece hava almak için çıkıyor.

She only comes up for air.

Click to see more example sentences
çıkış way out

Tek çıkış yolu bu. Ve sen bana yardım edeceksin.

This is the only way out, and you're gonna help me.

Bir başka çıkış yolu daha var.

There's another way out of here.

Dışarı çıkış yolu bu değil.

It's not out of the way.

Click to see more example sentences
çıkış starting, start

Biriyle çıkmak için hiç iyi bir zaman değil benim için.

It's just not a good time for me to start seeing someone.

Dylan ben sanırım yeniden biriyle çıkmak istiyorum.

Dylan, I think I wanna start dating again.

Şimdi çık şu yataktan ve rüya görmeye başla.

Now get out of bed and start dreaming.

Click to see more example sentences
çıkış release

Peterson on yıl yattıktan sonra yedi ay önce çıkmış.

Peterson served ten years, and he was released seven months ago.

Bir çıkış tarihi var mı?

Is there a release date?

Bu da Joe Catalano. Stateville'den yeni çıkmış bilindik bir suçlu ve Colo'nun yeğeni.

And this is Joe Catalano, habitual felon just released from Stateville, and Colo's nephew.

Click to see more example sentences
çıkış quit

İşe çıkmak sadece bir gece için, ve sana sağlıklı bir aşçı olacak Lezzetli bir akşam yemeği.

You quit working for just one night, and I will cook you a healthy, delicious dinner.

Çok ses çıkıyor değil mi?

It's quite a noise, isn't it?

Hadi çık, içeri geri gel.

Quit it, come back in

Click to see more example sentences
çıkış escape

Bu bir yangın çıkışı.

This is a fire escape

Bu ne? Yangın çıkışı.

That's a fire escape.

Ne güzel yangın çıkışı.

This is nice fire escape.

Click to see more example sentences
çıkış output

Kameralar, alıcılar, veri giriş ve çıkışları.

Cameras, sensors, data input and output.

Bilgisayar, görsel çıkışa eriş.

Computer, access visual output.

İdrar çıkışı iyi durumda.

Urine output is good.

Click to see more example sentences
çıkış check-out

Bir saat önce çıkış yapmış.

Checked out about an hour ago.

Bay Gibson bir dakika önce çıkış yaptı.

Mr. Gibson just checked out a moment ago.

Çıkış yapacaktım, David, Larry David.

Checking out, David, Larry David.

Click to see more example sentences
çıkış outlet

Onu kaybettin ve bir çıkış yoluna ihtiyacın vardı ve bu şirket de senin için artık bir aile.

You lost him, and you needed an outlet, and that's what this company is to you now your family.

Bir çıkış uydusu alabilir miyim lütfen?

Can I have an outlet satellite, please?

Sen ve Tucker ve "sanatsal bir çıkış arayışı".

You and Tucker and the "search for an artistic outlet.

Click to see more example sentences
çıkış issue

Evet, adama bir şey olmadı ama yine de benim için bir tutuklama emri çıkardı.

Yeah, the man was all right, but they still issued a warrant for my arrest.

Burda bir ehliyet var, Hannah Ronson, üç ay önce çıkarılmış.

Got a driver's license here, hannah ronson, issued three months back.

Lord Coward, sizin için tutuklama emri çıkardı efendim.

Lord Coward has issued a warrant for your arrest, sir.

Click to see more example sentences
çıkış rise, rising

Şimdi kalk ve aynı şekilde çık.

Now rise and exit the same way.

Bu ortaya çıkarsa, her kabile ve her ulus bize karşı ayaklanır.

If word gets out, every tribe and every nation will rise against us.

Şimdi bir gökkuşağı çıkarsa, bir mucize gerçekleşecek.

If a rainbow rises now, a miracle will happen.

Click to see more example sentences
çıkış origin

Ah, biz hala çıkış noktası için arıyoruz.

Uh, we're still looking for the point of origin.

Her başarılı işin bir çıkış hikayesi vardır.

Every successful business has an origin story.

Evet, bir çıkış hikayem var.

I do have an origin story.

Click to see more example sentences
çıkış hit

Evet, henüz bir şey çıkmadı ama iyi bir fikir olduğunu düşündüm.

Yeah. No hits yet, but I thought it was a good idea.

Hyde, önce yeni bir baba, şimdi yeni bir kız kardeş sanki yetim loto'su sana çıkmış gibi.

Man, hyde, first a new dad, now a new sister it's like you hit the orphan lottery.

Hadi çıkalım yola Tamam

Let's hit the road. Okay.

Click to see more example sentences
çıkış departure

Ama biz ayrılmak için yola çıkmıştık.

But we had boarded for departure.

Havaalanı tüm çıkışları verdi.

Airports given all departures.

çıkış boom

Ve bum, bir reklam çıkıyor ve bum, işte ben.

And, boom, comes on a commercial, and, bam, there's me.

Bam! Bam! gir ve çık!

Boom, boom, in and out.

çıkış egress

Sen ve Zoe sadece onu hazırlayın ve girip çıkmasına yardım edebilirsiniz.

You and Zoe can prep him and help with egress and the ingress.