Turkish-English translations for çıkartmak:

take · take off · make · seduce · remove · pull · release · extract · dig · pick · eject · unplug · draw · subtract · other translations

çıkartmak take

Onu da çıkar lütfen.

Please take him too.

Bunu al ve yukarı çık!

Go upstairs and take this!

Şunu çıkar, daha iyi olur.

Take that off, it's better.

Click to see more example sentences
çıkartmak take off

Peter, çıkar şu şeyi de eve gel.

Peter, take that thing off and come home.

Şunu benim için çıkar.

Take it off for me.

Güzel, şimdi çıkar o pantolonunu ve bana bir iyilik yap!

Good. Now take off your pants and do me the favor!

Click to see more example sentences
çıkartmak make

Çık oradan ve biraz para kazan!

Get out there and make some money!

Tadını çıkarmak ve onu mutlu etmek istiyorum.

I wanna enjoy her and make her happy.

Olay çıkar veya bir şey yap.

Make a scene or do something.

Click to see more example sentences
çıkartmak seduce

Pekala Beni o baştan çıkardı, tamam mı? Sana onun bir yalancı olduğunu kanıtlamak için

All right, uh, she seduced me, okay just to prove to you that he's a cheater.

Tüm bunlar onun küçük baştan çıkarmasının bir parçası ve seni hâlâ baştan çıkarıyor.

It's all part of her little seduction, and she is still seducing you.

Finch Beni baştan çıkarmaya çalışıyorsun?

Mr Finch, are you trying to seduce me?

Click to see more example sentences
çıkartmak remove

Lazer ameliyat. Evet, tıpkı bir dövmeyi çıkartır gibi.

Laser surgery, Yeah, how like you remove a tattoo,

Ve ben onu çıkardım.

And I removed him.

Şimdi çıkar onları.

Now remove them.

Click to see more example sentences
çıkartmak pull

Benden başka bir şey daha çıkar!

Pull something else out of me!

Lucille Bluth, lütfen kenara çek ve tarihi gemiden dışarı çık!

Lucille Bluth, please pull over and step away from the historic ship.

O halde neden çıkardı?

Then why pull it out?

Click to see more example sentences
çıkartmak release

Peterson on yıl yattıktan sonra yedi ay önce çıkmış.

Peterson served ten years, and he was released seven months ago.

Bir çıkış tarihi var mı?

Is there a release date?

Bu da Joe Catalano. Stateville'den yeni çıkmış bilindik bir suçlu ve Colo'nun yeğeni.

And this is Joe Catalano, habitual felon just released from Stateville, and Colo's nephew.

Click to see more example sentences
çıkartmak extract

Onun bulmak için yardımına ve bir günah çıkarmaya ihtiyacım var.

I need your help to find her and extract a confession.

Dr. Hodgins için birkaç metal çapak çıkardım.

I extracted some metal shavings for Dr. Hodgins.

Hodgins için birkaç metal çapak çıkardım.

I extracted some metal shavings for dr.

Click to see more example sentences
çıkartmak dig

Fiona Goode onu kazıp çıkardı, sıcak bir yatak ve günde üç öğün yemek verdi.

Fiona Goode digs her up, gives her a warm bed and three meals a day.

Onu sen öldürdün, şimdi de çıkar.

You killed him, now dig him up.

Tam buraya ve bunu kaz çıkar.

Right here, and dig this up.

Click to see more example sentences
çıkartmak pick

Her birkaç ay şanslı bir kız seçer ve onu bu çöplükten çıkarır.

Every few months he picks some lucky girl and takes her out of this dump.

Birini seç yoksa yoksa bu çıkar.

Pick one, or this comes out.

Bir kazık ve bir çekiç çıkar

Pick up a stake and a hammer.

Click to see more example sentences
çıkartmak eject

Beck, fırlatma sistemini devreden çıkar!

Beck! Override the ejection system!

Fırlatma sistemini devreden çıkar!

Override the ejection system!

Hadi git ve beni çıkarır.

Oh, go on then eject me.

Click to see more example sentences
çıkartmak unplug

Çek şu lanet fişi ve çık dışarı!

Unplug that damn thing and get out!

Kim çıkarmış ki?

Who unplugged it?

Fişi kim çıkardı?

Who unplugged me?

Click to see more example sentences
çıkartmak draw

Onun gözyaşları, benim değil, çünkü ben biraz dudak ısıran bir tipim ve bilirsin bazen kan çıkar ve

His, not mine. Because I'm a bit of a lip-biter. And, you know, sometimes I draw blood and.

Bu yüzden McMurtry'i öldürdüler. Onu dışarı çıkarmak için.

That's why they killed McMurtry to draw him out.

çıkartmak subtract

Eklemek ya da çıkarmak istediğim bir şey yok, hayır.

There is nothing I want to add or subtract, no.

Sevgiyi çıkar, kızgınlık ekle.

Subtract love, add anger.