Turkish-English translations for çılgınlık:

craziness, crazy · madness · insanity · wildness · craze · nuts · frenzy · rave, raving · lunacy · delirium · mania · other translations

çılgınlık craziness, crazy

O gece çılgınca bir şey oldu o evde. Belki ne olduğunu hiç bilemeyeceğiz.

Something crazy happened at that house that night, and maybe we'll never really know what.

Bu çok çılgın bir hikaye.

That's a crazy story.

Çünkü bu çılgınca. Öyle mi?

Because this is crazy.

Click to see more example sentences
çılgınlık madness

Ne yazık ki, gerçekten koca bir kafası olan çılgın bir adam için çalışıyor.

Unfortunately, he works for a mad man with a really big head.

Anlamaya çalış, Chris, ben çılgın değilim.

Try to understand, Chris, I'm not mad.

Bu ne çılgınlık, Sunny?

What is this madness, Sunny?

Click to see more example sentences
çılgınlık insanity

Bu oldukça tehlikeli ve tamamen çılgınca olurdu.

That would be really dangerous and completely insane.

Tamam yeter. Bu çılgınlık.

Okay, enough, this is insane.

Ben çılgın bir adamım.

I'm an insane man.

Click to see more example sentences
çılgınlık wildness

Bence o oldukça hoş biri fakat vahşi ve çılgın bir çocuk gibi görünüyor.

I think he's really cool, but he just seems like a wild and crazy boy.

Bu gece burada çılgın bir parti olduğunu duyduk.

We just heard there's a wild party here tonight?

Bu çok çılgın bir Noel partisiydi.

That was a wild Christmas party.

Click to see more example sentences
çılgınlık craze

Tek değerli oğlu benim. Seni çılgın kadın! O beni asla incitmez!

I am his only worthy son, you crazed woman, he would never hurt me,

Ya da kendisi "Misery"deki Kathy Bates gibi çılgın bir hayran.

Or maybe she's just some crazed fan, like Kathy bates in "misery.

Hayır, son amerikan çılgınlığı, dostum, senin gibi ucubeleri kovmak!

No, the latest American craze, pal, is firing weirdos like you!

Click to see more example sentences
çılgınlık nuts

Bu çok çılgınca bir şey. Çünkü ben de aynı şeyi düşünüyordum.

Well, that's that's so nuts, because I was thinking the same thing about you.

Aman Tanrım. Bu çılgınca bir şey dostum.

Oh, God, that's that's nuts, man!

Yok çünkü bu çılgınlık olur.

No, 'cause that would be nuts.

Click to see more example sentences
çılgınlık frenzy

Bu bir medya çılgınlığı olabilir tamam mı?

Listen, this could be a media frenzy, all right?

Ve böylece Peynir Dokunuşu çılgınlığı başladı.

And so began the Cheese Touch Frenzy.

Bir beslenme çılgınlığı başlıyor.

The feeding frenzy quickly develops.

Click to see more example sentences
çılgınlık rave, raving

Hiç çılgın bir partiye gittin mi?

Have you ever been to a rave?

Bana çılgın bir güzellik katacak.

Gonna get me a raving beauty.

Sadece çılgın bir deli

Only a raving lunatic

çılgınlık lunacy

Eğer tüm bu çılgınlık işe yaramazsa Albay hiç de fena fikir değil.

If all this lunacy doesn't work out, Colonel, that's not a bad idea.

Ama delilik ile çılgınlık arasında çok ince bir çizgi var

But there is a fine line between brilliance and lunacy

Bu soruşturma düpedüz çılgınlık!

This investigation is sheer lunacy!

çılgınlık delirium

Dr. Ladera, uyarılmış çılgınlık nedir?

Dr. Ladera, what is excited delirium?

çılgınlık mania

Buna "Lale Çılgınlığı" diyorlardı.

They called it "Tulip Mania.