Turkish-English translations for çağırmak:

call · call for · summon · to call · invite · call in · ask · to summon · beckon · to invite · to ask · shout · send for · hail · to get · invoke · call away · other translations

çağırmak call

Bu yüzden beni çağırdı.

That's why he called me.

Seni de çağırdı, ha?

Called you too, huh?

Birini çağır, lanet olsun!

Call somebody, damn it!

Click to see more example sentences
çağırmak call for

Bana ihtiyacı vardı ve beni çağırdı ama ben orada bile değildim.

He needed me, and he called out for me, and I wasn't even there.

Pekala, belki bir saniye ama eğer herhangi birşey olursa beni çağır.

All right, maybe I will for a sec, but call me if anything happens.

Annem beni bir toplantıya çağırdı.

Mother called me for a meeting.

Click to see more example sentences
çağırmak summon

Sen saldırıya gidecek olan ve Sen seni çağırır önce Cole çağırmak olacak.

You're gonna go on the offensive, and you're gonna summon Cole before he summons you.

Jeff, Troy ve Abed'i gizli bir zirve görüşmesini çağırdı.

Jeff summons Troy and Abed to a secret summit meeting.

Bir de Albay beni çağırmış.

And the colonel summoned me.

Click to see more example sentences
çağırmak to call

Hayır onu geri getirdim o adam bizi yardım için çağırdı, ben de ona yardım ettim Robert.

I did bring him back. That man called out to us for help. I just answered the call, Robert.

Sende bize ait bir şey var ve o, bizi çağırıyor.

You've got something of ours and it calls to us.

Bizi çağıran bir şey var.

Something is calling to us.

Click to see more example sentences
çağırmak invite

Aslında, seni buraya çok özel bir neden yüzünden çağırdı.

Actually, he invited you here for a very special reason.

Peki seni kim çağırdı.

And who invited you?

Bizi akşam yemeğine çağırdı.

She invited us for dinner.

Click to see more example sentences
çağırmak call in

Ve beni sabah tekrar çağır.

And call me in the morning.

O mu seni çağırdı?

He called you in?

O üç adam, her gece onu çağırırdı.

Those three called him in every single night

Click to see more example sentences
çağırmak ask

Kral bu akşam için onu çağırdı.

The King has asked for her tonight.

Dün akşam yayıncımız beni ofisine çağırdı ve bana bir soru sordu.

Last night our publisher called me into his office and asked me one question.

Dean beni yemeğe çağırdı.

Dean asked me to dinner.

Click to see more example sentences
çağırmak to summon

Ben burada kalmak ve Paige çağırmak Phoebe yardım etmelisin.

I have to stay here and help Paige summon Phoebe.

Jeff, Troy ve Abed'i gizli bir zirve görüşmesini çağırdı.

Jeff summons Troy and Abed to a secret summit meeting.

Onu büyük eve çağırmış ve demiş ki

He summoned him to the Big House and said

Click to see more example sentences
çağırmak beckon

Evet, gizli hayran çağırıyor.

Yes. the secret admirer beckons.

O öldü, ama bizi çağırıyor.

He's dead, but he beckons.

Son pufun beni çağırıyor.

Your last tot beckons me.

Click to see more example sentences
çağırmak to invite

Babam beni akşam yemeğine çağırdı ve Vanessa'yı da getiriyor.

My dad invited me to dinner, and he's bringing Vanessa.

Beni yemeğe çağır, tamam mı?

Just invite me to dinner, okay?

Neden bir dedektif çağırmışlar?

Why to invite a detective?

Click to see more example sentences
çağırmak to ask

Başkan Yardımcısı Kersh sizi bugün buraya bir kaç soru sormak için çağırdı Ajan Scully.

Deputy Director Kersh has called you here today to ask you a few questions, Agent Scully.

Dean beni yemeğe çağırdı.

Dean asked me to dinner.

Naomi bir şey danışmak için beni yukarı kata çağırdı.

Naomi asked me to come down upstairs for a consult.

Click to see more example sentences
çağırmak shout

Hadi, durma. Bağır, çağır, bir şey söyle!

Go on, shout, scream, say something!

Bağır, çağır, bir şey söyle!

Shout, scream, say something!

Ne kadar ironik, çünkü genelde bu konuda bağırıp çağırıyor.

Which is ironic, because that's what she often shouts about.

Click to see more example sentences
çağırmak send for

Bir ambulans çağırın!

Send for an ambulance!

Nelly, Dr. Kenneth'i çağır.

Nelly, send for Dr Kenneth.

Bayan Tabb, Hekim Choake'u çağır.

Mrs Tabb, send for Dr Choake.

Click to see more example sentences
çağırmak hail

Çantanda para var. Git ve bir taksi çağır.

There's money in your bag, go and hail a taxi.

Edinburgh istasyonunda in ve bir taksi çağır.

Get down at Edinburgh station and hail a cab.

Biri balina çağırdı?

Did somebody hail a whale?

Click to see more example sentences
çağırmak to get

Acele et, toparlanmaya yardım için de bir hizmetçi çağır.

Hurry up and get a maid to help with the packing.

O zaman Bob Loblaw'ı çağır ve bana başka bir vekil tut

Then get Bob Loblaw to hire me another surrogate.

Anesteziyi çağır hemen, entübe edin.

Get anesthesia, stat, to intubate.

çağırmak invoke

Ama, çok zor ve sancılı bir çalışma esnasında Bayan Leeds şeytanı çağırdı.

But anyway, during a very difficult and painful labor, Mrs. Leeds invoked the devil.

Ana, bu beş köşeli yıldızı kullanarak şeytan çağırdı.

Ana invoked the Devil using this pentagram.

çağırmak call away

Hemen bir ambulans çağırın!

Call an ambulance right away!

Ve vefat etmeden hemen önce, bir şey söylemek için beni çağırdı.

And just before he passed away, he called me over to tell me something.