Turkish-English translations for çekici:

attracting, attractive, attracted, attractions · taking · interesting · charming · comely · intriguing · hot · appeal, appealing · sexy · pretty · tempting · grabbing · alluring · conspicuous · magnetic · compelling · noticeable · fascinate, fascinating · stunning · towing truck, tow truck · becoming · winning · glamorous · darling · engaging · juicy · desirable · haul · adorable · catchy · fetch, fetching · exciting · catching · good-looking · inviting · charismatic · witching · fair · bewitching · endearing · spicy · graceful · seductive · luscious · positive · other translations

çekici attracting, attractive, attracted, attractions

Bu bir kadın için çok zor Yalnız ve çekici bir kadın için çok zor.

It's very difficult for a woman an attractive woman alone, you know.

Çekici bir adam, değil mi?

He's an attractive man, isn't he?

Çok çekici olduğunu söylüyor.

He says you're very attractive.

Click to see more example sentences
çekici taking

Hadi, bir tane daha çek.

Come on, take one more.

Çek onu yukarı.

Take him up.

Çek şu lanet resmi.

Take the damn picture.

Click to see more example sentences
çekici interesting

Yapacak başka önemli ve ilgi çekici bir şey bulurum. Ve her şey iyi ve güzel olur.

I'll find something else important and interesting to do, and all will be well and good.

Gerçekten çok ilgi çekici bir fikir.

That's a real interesting idea.

Bu adam, çok çekici biri olmalı.

He must be an interesting man.

Click to see more example sentences
çekici charming

Evet, ve çok çekici bir genç adam.

Yeah, and he's a very charming young man.

Herkes seni komik ve çekici buluyor.

Everyone finds you so funny and charming.

Çok çekici bir kadın da ondan.

She is a very charming girl.

Click to see more example sentences
çekici comely

Hadi, bir tane daha çek.

Come on, take one more.

Tamam, geri çekilin, geri gelin.

All right, clear back, come back.

Arabayı kenara çek Hadi ama.

Pull the car over. Come on.

Click to see more example sentences
çekici intriguing

Dünyaca ünlü mucit, aslında New York'un en ilgi çekici bekarıydı da.

In fact, the world-famous inventor was also New York's most intriguing bachelor.

İtiraf etmeliyim ki, yine de ilgi çekici bir fikirdi.

I have to admit, though, it is an intriguing thought.

Bu kulağa ilgi çekici geliyor.

Well, that sounds intriguing.

Click to see more example sentences
çekici hot

O güzel ve çekici bir kadın ve sen de tam olarak

She's a beautiful, hot woman, and you're not exactly

O çekici kız değil mi?

Is that that hot girl?

Burada da çok çekici görünüyor.

She looks pretty hot here.

Click to see more example sentences
çekici appeal, appealing

Dedim, "Biliyorum Baba, onu bu kadar çekici kılan da bu.

I said, "I know, Dad, that's what makes him so appealing.

Yumurta dolu ama sadece kısa bir süre çekici.

Full of eggs and only appealing for a short time.

Bu kadar parlak ve çekici bir çiftle hiç tanışmadım.

I've never met such a bright, appealing couple.

Click to see more example sentences
çekici sexy

O güzel, çekici bir kadın olmalı.

She must be a beautiful sexy woman!

Sen çekici, seksi bekar bir adamsın.

You're a charming, sexy single man.

Çekici değil mi?

Isn't it sexy?

Click to see more example sentences
çekici pretty

Hey, geri çekil, hoş çocuk.

Hey, hey, back off, pretty boy.

Bu doğru, bir adamı çekmek için muhtemelen oldukça zor?

It's probably pretty hard to shoot a man, right?

Burada da çok çekici görünüyor.

She looks pretty hot here.

Click to see more example sentences
çekici tempting

Çok çekici ama benim bir işim var.

That's very tempting but I have a job.

Ne çekici bir teklif.

What a tempting offer.

Çekici bir teklif.

A tempting offer.

Click to see more example sentences
çekici grabbing

Bu çok hoş ama önce onların dikkatini çekmek gerekiyor.

Well, that's nice. But first you gotta grab their attention.

Fakat bu yıl insanların dikkatini gerçekten çekmek istiyorum.

But this year, I really want to grab people's attention.

Gel. Çek bir sandalye.

Come, grab a chair.

Click to see more example sentences
çekici alluring

Bir meleği karanlık tarafa sürüklemenin çekici bir tarafı vardır ya da bir şeytan salınmıştır.

There's something alluring about an angel drawn to the dark side. Or a devil redeemed.

Bu çok çekici değil gerçi değil mi?

It's not very alluring, though, is it?

Sana çok çekici bir kadın buldum.

I find you a very alluring woman.

Click to see more example sentences
çekici conspicuous

Çünkü sen biraz fazla dikkat çekiyorsun.

'Cause you're a little bit too conspicuous.

Biliyorsun, Bay Rickey dikkat çeken bir oyun oynamanı istiyor.

You know Mr. Rickey wants you to play conspicuous baseball.

Uyuşturucu kaçakçılığı için çok dikkat çekici.

It's too conspicuous for smuggling drugs.

Click to see more example sentences
çekici magnetic

Hayır ama bu bir sır ve "A" sırrı olan insanları mıknatıs gibi kendine çekiyor.

No, but it's a secret, and "a" attracts secrets like a mean girl magnet.

Yani, O'Brien'ın vücudunu bir mıknatıs gibi çekiyor olabilir mi diyorsun.

So you're saying that it could be pulling O'Brien's body like a magnet?

Bu şey, warp alanımızı bir mıknatıs gibi çekti.

This thing pulled at our warp field like a magnet.

Click to see more example sentences
çekici compelling

Bu oldukça ilgi çekici bir hikaye Bay Holmes ama ben James Dylan davasını sormuştum.

This is an extremely compelling story, Mr. Holmes, but I asked about the James Dylan case.

Bu çok ilgi çekici bir hikâye, Jake. Ama bir şeyi açıklamıyor.

That's a very compelling story, Jake, except it doesn't explain one thing.

Aslında çok çekici bir mazlum hikâyesi.

Actually, it's a really compelling underdog story.

Click to see more example sentences
çekici noticeable

Yaşlandığını fark ettin mi? Yaşlı kadınlar, sana daha çekici mi geliyor?

Have you noticed as you get older, older women seem more attractive to you?

Bu üç fotoğraf dikkatimi çekti hepsi de aynı fotoğrafçı tarafından çekilmiş.

I noticed that all three pictures were taken by the same photographer.

Son zamanlarda ne kadar acı çektiğini fark ettin mi?

Have you noticed how much pain he's been in lately?

Click to see more example sentences
çekici fascinate, fascinating

O çok yakışıklı ve çekiciydi.

He was handsome and fascinating.

Çok ilgi çekici, lütfen devam et.

That's fascinating. Please go on.

Julius ve Ethel Rosenberg beni neden çekiyor, biliyor musunuz?

You know what fascinated me about Julius and Ethel Rosenberg?

Click to see more example sentences
çekici stunning

Sevgili kız arkadaşı, Wilma Ashton Çekici bir sarışın Onun ölümcül atlayışını izledi.

His beloved girlfriend, Wilma Ashton a stunning blonde watched his fatal leap then killed herself.

Belki de bu yüzden bu kadar çekici görünüyorsundur.

Well, maybe that's why you look so stunning.

İnanılmaz kulakları olması bir kenara akıllı ve çekici.

Aside from the incredible ears, she's smart and stunning.

Click to see more example sentences
çekici towing truck, tow truck

Bugün çekici araç olur, dün trafik olur. Yarın miting olur.

Today was the tow truck, yesterday was traffic, tomorrow it'll be the rally.

Adamın bir çekici kamyon şoförü mü?

Your guy's a tow truck driver?

Burada çekici hizmeti var mı?

Is there a tow truck service?

Click to see more example sentences
çekici becoming

Kendimi daha yakışıklı ve çekici bulmaya başlıyorum.

I find myself looking handsome and becoming more charming.

O zaman kimin hayatı daha çekilmez olur?

Whose life would become more unbearable then?

Nasıl, gerçekten çekici bir insan, hoşlanmadığın, çirkin biri olur?

How a really attractive person, if you don't like them, becomes ugly?

Click to see more example sentences
çekici winning

Bu adam ile, gerçek bir çekim var Bu kazanma.

With this guy, we got an actual shot at winning this.

Benim de en azından çekici bir kişiliğim var.

At least I have my winning personality.

Evet. Daha fazla para kazanmak ilgimi çekmiyor.

Yes, winning more money doesn't interest me.

Click to see more example sentences
çekici glamorous

İnce ya da çekici değilim ve moda hakkında fazla şey bilmiyorum.

I am not skinny or glamorous and I don't know that much about fashion.

Onun romantik ve çekici biri olduğunu düşünmüştüm.

I thought he was romantic and glamorous.

Dedektif olmanın çekici bir yanı yok.

Nothing glamorous about being a Detective.

Click to see more example sentences
çekici darling

Nakit mi yoksa çek mi, hayatım?

Will it be cash or check, darling?

Geri çekil, hayatım.

Darling, stand back.

Ve şimdi de sen tatlım Acı çeken sen olacaksın.

And now you darling will be the one to suffer.

Click to see more example sentences
çekici engaging

Evet, çekil bakalım Romeo, nişanlıyım ben.

Yeah, back off, Romeo. I'm engaged.

İkincil çekici ışını devreye sokun.

Engage secondary tractor beam.

Çekici ışını çalıştırın.

Engage tractor beam.

Click to see more example sentences
çekici juicy

Herkesin kalın, çekici bıyıkları vardı ve tüm kıyafetler turuncu ve alev alıcıydı.

I mean, everyone had thick, juicy moustaches and all the clothes were orange and flammable.

Eski bir hikâye ama hâlâ çok çekici.

It's an old story but still very juicy.

Bu çok çekici bir haber, Francis.

This is a juicy story, Francis.

Click to see more example sentences
çekici desirable

Rebecca sen çok çekici bir kadınsın.

Rebecca. You are a very desirable woman.

Ve her zaman çok çekici.

And always so desirable.

Sen çekici bir kadınsın.

You're a desirable woman,

Click to see more example sentences
çekici haul

Ve onlar bir adam yukarı çekmek gibi biz izle Solomon Küçük adında.

And we watch as they haul up a man named Solomon Little.

Biraz kum çekmek için iyi bir sabah.

A good morning to haul some sand.

Bu gemi ne çekiyordu?

What was this ship hauling?

Click to see more example sentences
çekici adorable

Çekici bir eş, çok güzel çocuklar, güzel bir ev ve harika bir iş!

A charming wife, adorable children, nice house, and a great job!

Çok çekici bir kızınız var, Bay Evans.

You have an adorable daughter, Mr. Evans.

Ben çekici Chrissy olurum, Max komik Jack, ve sen de Janet. Ben Janet değilim.

I'll be adorable Chrissy, and Max can be hilarious Jack, and you'll be Janet.

Click to see more example sentences
çekici catchy

Evet, çok çekici.

Yes, it's catchy.

Evet. İlgi çekici, biliyorum.

Yeah, it's catchy, I know.

Ona çekici küçük bir başlık verdi:..

He gave it a catchy little title

Click to see more example sentences
çekici fetch, fetching

Bir hafta önce başlayan genç çekici bir stajyer var.

There's a fetching young intern who just started a week ago.

Ah evet, çok çekici.

Oh, yes, very fetching.

Çünkü gün geçtikçe daha çekici oluyor.

Because she's becoming more fetching every day.

Click to see more example sentences
çekici exciting

Senin için de çekici ve heyecan verici miyim?

Am I attractive and exciting to you?

Sen çekici, heyecan verici ve çok duyarlı bir erkeksin.

You are an attractive, exciting and sensitive man.

Heyecanlı ve çok çekici biri.

He's kind of exciting and attractive.

Click to see more example sentences
çekici catching

Bu dikkat çekebilir, değil mi?

This can catch attention, right?

Üç, iki, bir, yakala ve çekim.

Three, two, one, to catch up, go.

Dawson adlı bir genç erkek ekibin özellikle dikkatini çekiyor.

A young male called Dawson particularly catches the crew's attention.

Click to see more example sentences
çekici good-looking

Sen yakışıklı değilsin. İlgi çekicisin.

You're not good-looking, you're interesting.

Ama çekici, yakışıklı biri.

Well, he's charming, good-Looking.

Sürgün edilmiş çekici bir şair. Hampstead'de iyi karşılanır.

Good-looking exiled poet, goes down well in Hampstead.

Click to see more example sentences
çekici inviting

Viayana'daki en çekici kadın beni akşam yemeğine davet etti.

The most charming woman in Vienna invited me for dinner.

Bu haftanın ilgi çeken olayı Brandel, sponsorun davetlisi Luke Chisholm.

A compelling story this week, Brandel, is the sponsor invite, Luke Chisolm.

Dinamit"; doğalı, insancılı, naifi adanmışı, mutluluğu, ihsaniyeti ve turist çekiciliğini temsil ediyor.

Dynamite" stands for daring, youth-friendly, natural, amazing, merry, inviting, tourist attraction-y, and eco-friendly.

çekici charismatic

Lee en çekici ve en karizmatik oyuncuydu.

Lee was the most attractive, most charismatic actor.

Bilinmeyen Şahıs çekici, karizmatik ve zeki.

This unsub is charming, Charismatic, intelligent.

Karizmatik, çekici ve son derece salaktılar.

They're, uh, charismatic, attractive and total d-bags!

çekici witching

Çekil git be, seni çirkin cadı.

Get off me, you ugly witch.

Çekil yolumdan seni iğrenç yaşlı cadı!

Out of the way,you hideous old witch.

"The Malleus" ne? Cadıların çekici anlamına geliyor.

"The Malleus"what? It means" the witches' hammer.

çekici fair

Bu Fransa için çok satmak ve dikkat çekmek istiyorum Bizim iletişim, Bana fuarlar için, git ve Noel için jambon var.

We sell a lot to France, and you'd take care of our communications, go with me to fairs, and have a ham for Christmas.

Prenses Fiona, Güzel, çekici kusursuz Fiona,

Princess Fiona, beautiful fair flawless Fiona,

Bir kumarbaz olarak dürüst olmak ilginizi çekmiyor mu?

As a gambler, doesn't fairness interest you?

çekici bewitching

Çekici, büyüleyici, güzel E-Type Jag olurdu.

The beguiling, bewitching, beautiful E-type Jag.

Ekstra uzun, ekstra çekici.

Extra long. extra bewitching.

çekici endearing

Pek çekici değil ama

Not very endearing, but

Ve bunu çekici buluyorum

And I find it endearing

çekici spicy

Baharatlı Büyük Köfte Maço Adam," çekim bir.

Big Spicy Meatball Macho Man," take one.

Ne çekicisin ama, Bayan Sosis.

How spicy are you, Mrs Sausage?

çekici graceful

Grace, geri çekil.

Grace, get back.

Sen arabayı çek, Grace!

Just move the car, Grace!

çekici seductive

O çekici bir adam ama çok da bencil.

He's a seductive guy, but also very selfish.

çekici luscious

Bu ufkun ötesinde Liz Henson'ın çekici vücudu vardı.

A horizon bound by Liz Henson's luscious curves

çekici positive

Geri çekilin, savunma pozisyonu!

Fall back, defensive positions!