Turkish-English translations for çetin:

tough · hard · Cetin · formidable · difficult · arduous · ordeal · rough · rugged · stiff · tougher · other translations

çetin tough

Herkes çetin bir herif olmak ister.

Everybody want to be a tough guy.

Çok çetin bir soru, ama güzel.

A tough question, but a fair one.

Lisa Marie Presley hakkında tek bir şey söyleyeceğim, Lisa çetin ceviz.

And I can tell you one thing about Lisa Marie Presley, she's tough.

Click to see more example sentences
çetin hard

Mike iyi bir adamdı çetin bir dünyada, gerçek iyi bir adam.

Mike was a good man, a real good man in a hard world.

Ama sen çetin ceviz bir liberalsin.

But you're a hard-core liberal.

Hayır, çetin ceviz o, dostum.

No, she's hard-core, dawg.

Click to see more example sentences
çetin Cetin

Çetin, sen git ablacığım.

You go, Cetin. Cetin!

Çetin! Bak, bu Çetin. Çetin, bu da Ümit ablan.

Çetin! Look, this is Cetin. This is Umit, my housemate.

Çetin, gel buraya.

Come here, Cetin.

Click to see more example sentences
çetin formidable

Kadın tam bir çetin ceviz.

She's a formidable woman.

Ne çetin bir düşman!

What a formidable foe!

Bak, Bizim rakip çetin görünüyor!

Look, our opponents seem formidable!.

Click to see more example sentences
çetin difficult

Çok çetin bir adamdır.

He's a very difficult man.

Bu patika gerçekten çetin başka bir yol var mı?

This path certainly is difficult Is there another route?

Orası oldukça çetin bir bölge efendim.

It's a very difficult area, sir.

Click to see more example sentences
çetin arduous

Bu uzun ve çetin bir kişisel ve ruhsal keşif yolculuğudur.

It's a long, arduous journey of personal and spiritual discovery.

Erkeğin çok daha çetin bir görevi var.

The male has a much more arduous task.

Çetin bir yolculuk bu.

It's an arduous journey

çetin ordeal

Çetin bir sınavdı.

It's an ordeal.

Ne çetin sınav.

What an ordeal.

Bu çetin sınavın üstesinden geldin.

You overcame this ordeal so well.

çetin rough

Bu çetin uçuş için özür dilerim Bay Taylor.

Sorry about the rough ride, Mr. Taylor.

İlk sefer için biraz çetin geçebilir, Loretty, hepsi bu.

It's just a little rough the first time, Loretty, is all.

çetin rugged

Sert, çetin ve için için yanan birine.

Someone tough and rugged and smoldering.

çetin stiff

Bak, Russell ve Gen-O çetin bir yarış içindeydi; biyo-araştırma acımasız bir iştir.

Look, Russell and Gen-O are in stiff competition; bio-research is a cutthroat business.

çetin tougher

Elric Kardeşler daha çetin bir yol seçtiler.

The Elric Brothers chose the tougher path.