Turkish-English translations for çevirmek:

turn · to · translate · turn into · dial · surround · spin · flip · to turn, turn to · turn around · interpret · turn on · decline · rotate · turn over · twist · transform · to make · convert · point · call · zone · roll · divert · render · switch to · enclose · roll over · govern · reduce · sweep · other translations

çevirmek turn

Bir, iki, üç Kafanı çevir.

One, two, three turn your head

Tamam, tamam. Çevir başını.

Okay, okay, turn your head.

O zaman bunu silahlı bir çatışmaya çevirmek pek de iyi bir fikir değil.

Well, then it's probably not a good idea to turn this into a shootout.

Click to see more example sentences
çevirmek to

Bu çevrede görülecek başka bir şey var mı?

Is there anything else to see around here?

O zaman bunu silahlı bir çatışmaya çevirmek pek de iyi bir fikir değil.

Well, then it's probably not a good idea to turn this into a shootout.

Biraz daha sola doğru çevir, bana doğru!

Turn it a little to the left, towards me!

Click to see more example sentences
çevirmek translate

Burada iyi bir çevirmen bulmak çok zor.

It's difficult to find a good translator here.

Peki, ben bir çevirmen uygulaması var, bekle.

Well, hold on, I have a translator app.

Bunun için bir çevirmen mikroba ihtiyacımız yok, değil mi?

Don't need a translator microbe for that one, do we?

Click to see more example sentences
çevirmek turn into

İşte bu yüzden bu kasabayı bir eğlence evine çevirdi.

That's why it turned this town into a fun house.

Senin o mucize ilacı onu bir canavara çevirdi.

That miracle drug of yours has turned him into monster.

Bu kendini robota çeviren bir adam değil.

This isn't a man turning himself into a robot.

Click to see more example sentences
çevirmek dial

Pekâlâ, eğer bu Ronon ve Teal'c değilse, o zaman kim dışarıyı çevirdi?

All right, if it's not Ronon and Teal'c, then who dialed out?

Bu çevir sesi nereden geliyor?

Where's that dial tone coming from?

Şu numarayı çevir.

Dial that number.

Click to see more example sentences
çevirmek surround

Şimdi, kamyon asfalt ve diğer organik madde ile çevrilmiş.

Now, the truck was surrounded by asphalt And other organic material,

Bu kız mavi ile çevrelenmiş.

This girl surrounded by blue.

Peki ya çevredeki güvenlik kameraları?

What about the surrounding security cameras?

Click to see more example sentences
çevirmek spin

Doğru ama bir daha çevir.

True, but spin again.

Jill, devam et ve çarkı çevir.

Jill, go ahead and spin the wheel.

Haydi bebek, çevir onları.

Come on, baby, spin 'em.

Click to see more example sentences
çevirmek flip

Sanki biri bir düğmeyi çevirmiş ve metal yiyen bir böceğe dönüştürmüş.

It's like someone flipped a switch and turned it into a voracious metal-eating bug.

Birisi bir düğmeyi çevirmiş gibi.

Like someone flipped a switch.

Son sayfa, onu geri çevir.

The last sheet, flip it back.

Click to see more example sentences
çevirmek to turn, turn to

Ajan Callaway büyük bir hata yapıyor ve senin bunu tersine çevirmek için bir fırsatın var.

Agent Callaway is making a big mistake, and you have the opportunity to turn this around.

Evet, her ikisi de aynaya baktı ve zamanı geri çevirmek istedi.

Yeah, both of whom looked in the mirror and wanted to turn back time.

Gönüllü olmaya çalıştım ve o beni geri çevirdi.

I tried to volunteer and he turned me down.

Click to see more example sentences
çevirmek turn around

Şimdi çevir şu arabayı bakalım.

Now turn this car around.

Şimdi, şu arabayı çevir.

Turn this car around now.

Ryan, hemen çevir şu arabayı!

Ryan, turn this car around now!

Click to see more example sentences
çevirmek interpret

Onu bul ve bir çevirmen getir.

Find him and bring an interpreter.

Bak, sana bir çevirmen buluruz

Look, we'll get you an interpreter

Lyngvig'in yanında olan Afgan çevirmen Zalmai Hussani, bu sabah ölü bulundu.

The interpreter, Zalmai Hussani, who accompanied Rikke Lyngvig was found dead this morning

Click to see more example sentences
çevirmek turn on

Haydi, Dave, tut ve çevir, tut ve çevir.

Come on, Dave, grab and turn, grab and turn.

Devam et, çevir onu, Larry.

Go on, turn him, Larry.

Bir şekilde, o yüzüğü takmak, Kenny'i sıkıcı bir ineğe çevirdi.

Somehow putting on that ring is turned Kenny into a boring turd!

Click to see more example sentences
çevirmek decline

Rach, belki de bir içkiyi geri çevirmenin daha az iğrenç bir yolu vardır.

Hey, Rach, maybe there's a Iess disgusting way to decline a drink.

Korkarım ki bunu geri çevirmek zorundayım.

I'm afraid I'm gonna have to decline.

Medeniyeti geri çevirmek bu, Linda.

It's the decline of civilization, Linda.

Click to see more example sentences
çevirmek rotate

Sabitleyici contayı saat yönünün tersine çevir dedim, saat yönünde değil.

No! I said rotate the securing bolts counterclockwise, Not clockwise.

Şimdi çevir onu.

Now rotate it.

Her altı dakikada bir çevir.

Rotate them every six minutes.

Click to see more example sentences
çevirmek turn over

Tamam, çevir onu Dave.

Okay, turn her over, dave.

Çevir onu.

Turn him over.

Çevir onu! Döndür onu.

Turn him over, Bo!

Click to see more example sentences
çevirmek twist

Üstünü çevir ve yüksek konsantrasyonlu nitrik ve hidroklorik asit karışımı.

Twist the top, and a highly concentrated mixture of nitric and hydrochloric acid.

Çevir, yala, parmakla, em.

Twist, lick, finger, suck.

Çevir-aç kapaklardan. Daha seçkin değil mi?

It's a twist-off, so that's classy, right?

çevirmek transform

Tespit edilemeyen bir nükleer teslimat sistemi küçük ülkenizi bir süper güce çevirebilir.

An undetectable nuclear delivery system could transform your tiny country into a superpower.

Standart olanında yok ama bu bilim kurguya çevrilmiş versiyonu.

Well, not canonically, no, But this is transformative fiction.

Dönüşümü tersine çevir yoksa

Reverse the transformation or I'll

çevirmek to make

Ama baba, ben de film çevirmek istiyorum!

But daddy, I want to make movies, too.

Ajan Callaway büyük bir hata yapıyor ve senin bunu tersine çevirmek için bir fırsatın var.

Agent Callaway is making a big mistake, and you have the opportunity to turn this around.

Cerrahi bir bakış açısıyla onu kıza çevirmek daha kolay, çok daha kolay.

Well, from a surgical standpoint, it's easier much easier to make it into a girl.

çevirmek convert

Ben de senin çevirdiklerini söyledim.

I also told her you converted.

Elektriği ısı dalgalarına çeviren bir manyetrondur

It's a magnetron that converts electricity

çevirmek point

Belki de bu yüzden o kadar iyi bir point guard'sın. Çevresel görüş var.

Hey, maybe that's why you're such a good point guard, peripheral vision.

Sadece küreyi çevir ve bir nokta seç.

Just spin the globe and pick a point.

çevirmek call

Evet. G-yağı deniyor. Çevre dostu yepyeni bir motor yağı.

Now,it's called G OlL,a brand-new, environmentally friendly motor oil.

Numaramı çevir, beni ara.

Dial my number, call me.

çevirmek zone

Bu adamlar Batı Baltimore'u serbest atış bölgesine çevirdiler.

Those guys have turned West Baltimore into a free-fire zone.

Çevresel tehlikeler olsun, imar olsun.

You know, environmental hazards, zoning

çevirmek roll

Çevir, Anne Coulter ve James Carville haberleri sunduğunu söyle!

Roll over, Anne Coulter, and tell James Carville the news:

çevirmek divert

Temel fizik kanunu Bir enerji ışını daima başka bir yöne çevrilebilir.

Elementary physics a beam of energy can always be diverted.

çevirmek render

Doğru. Modellenecek çevre, tıbbi çalışma odası.

Right, render environment medical study room.

çevirmek switch to

Lotso, Buzz'ı demo moduna çevirdi.

Lotso switched Buzz to demo mode.

çevirmek enclose

Altın defne yapraklı kafesle çevrilmiş, yeşil mineli, mavi safir ve elmasta dört taç yapraklı altın çiçekle bezenmiş

Enamelled in translucent green, enclosed by gold laurel-leaf trellis. Set with blue sapphires and four petalled gold flowers with diamonds.

çevirmek roll over

Çevir, Anne Coulter ve James Carville haberleri sunduğunu söyle!

Roll over, Anne Coulter, and tell James Carville the news:

çevirmek govern

Devlet sadece çevresini koruyup, geride duruyor.

The government just stays back,keeps the perimeter.

çevirmek reduce

Beş yıl önce saldırı ve darp hafif suça çevrilmiş.

Five years ago assault and battery, reduced to a misdemeanor?

çevirmek sweep

Tam bir çevresel tarama istiyorum.

I want a full perimeter sweep.