çiftçileri

O, suçlu falan değil o sadece organik çiftçi ve aptalca bir hata yaptı.

He's not a criminal or anything, he's just an organic farmer that made a stupid mistake.

Bir çiftçinin gazeteci olması ilginç bir şey değil.

A farmer turned journalist. Not a very interesting story.

İşte bu yüzden çiftçi Frank'in nefesi ilaç gibi kokuyor.

And that's why Farmer Frank's breath smells like medicine.

Ben kendimi hala basit bir çiftçi olarak görüyorum.

Oh, I still think of myself as a simple farmer.

Bir çiftçi için iyi bir isim.

That's a good name for a farmer.

Bu bir çiftçi değil.

This is not a farmer.

Her zaman bir çiftçi olmak istemişimdir, Bob.

I always wanted to be a farmer, Bob.

Karısı ve metresi vardı. Ayrıca genç bir çiftçi.

He had a wife, a mistress and a young farmer.

Onlar çiftçiler ve çoğunlukla çocuklar ve bizim için bizim düşmanımızla savaşıyorlar.

They are farmers and children mostly, and they are fighting our enemies for us.

Bir çiftçi vardı, çok hoş bir adamdı.

There was a farmer, a very nice guy.