çizgisi

Aşk ve nefret arasında ince bir çizgi vardır.

There's a fine line between love and hate.

Bu miktar; bu gezegendeki her kadın, her erkek ve her çocuk için bir çizgi kokain demek.

That's enough to provide a line of cocaine for every man, woman, and child on this planet.

Evet, ama aralarında ince bir çizgi var.

Yes, but there's a fine line between them.

Bazen çok da iyi bir çizgi, ama en azından bir çizgi vardı.

May have been a very fine line sometimes, but at least there was a line.

Bu gerçekten çok iyi bir çizgi.

That's a really good line.

Ruby bunlar, bunlar gerçekten çok iyi. Çizgi roman gibi değil ama yine de

Ruby, these are, these are really good, not like comic book good but I mean like.

Eşiniz gibi adamlar, bu hayvanlar ve bizim aramızda ince mavi bir çizgi.

Men like your husband are the thin blue line between us and these animals.

Bana tek bir çizgi gibi görünüyor.

Looks like a single line to me.

Ama bir çizgi var, değil mi?

But there's a line, right?

Bir terslik var, sadece yeşil bir çizgi var.

There's something wrong. There's just a green line.