Turkish-English translations for çok:

very · so · too · much · really · good · more · lots, lot · a lot · well · many · badly · pretty · great, greatly · long · hard · lots of · right · big · already · a lot of · such · most, mostly · far · terrible · old · some · quite · strongly · power · fine · high, highly · awfully · sadly · hugely · damned · handsome · heavy · dearly · deadly, dead · rich · killing · deal · extreme, extremely · over · commonly · horrible · plentiful, plenty · precious · often · rather · excellent · large, largely · multiple · madly · hell · plenty of · fair · full · hell of · multi · bloody · deeply · thick · fantastically · considerably · terrific · remarkable · vast, vastly · heavily · dreadful · enormously · widely · ever so · round · immensely · jolly · extensive · numerous · sorely, sore · good deal · piping · darned · like hell · roaring · exceedingly · tidy · whaling · whacking · downright · excess · poly- · loads of · thundering · countless · rank · spanking · abundant · profuse · multitude · copious · helluva · flush · gob · rather than · rattling · whopping · galore · revoltingly · affluent · a whale of · other translations

çok very

Evet, biliyorum evde benim için bir var ama burada işler çok iyi gidiyor.

Yeah, I know there's a job for me back home, but, uh, things are going very well here.

Onların sadece, çok uzun zaman önce tanıdığım bir adam hakkında bazı soruları var.

They just have some questions about a guy that I knew a very long time ago.

Bunun için üzgünüm ama bu çok önemli.

I'm sorry about this, but it is very important.

Click to see more example sentences
çok so

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Bayanlar ve baylar, geldiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Ladies and gentlemen, thank you so much for coming.

Tanrım, bu şekilde çok daha iyi oldu.

God, this is so much better this way.

Click to see more example sentences
çok too

Ve bu senin için çok iyi olacak.

And this is good too, it's for you.

Hayır, hayır, bunun için artık çok geç.

No, no, no, it's too late for that.

Bu çok küçük!

It's too little.

Click to see more example sentences
çok much

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun, değil mi?

You know how much I love you, right? Hey!

Bak bunu ne kadar çok istediğini biliyorum.

Look, I know how much you want this.

Click to see more example sentences
çok really

Bak, bu akşam çok iyi vakit geçirdim ve bence çok güzelsin ama ben evliyim, tamam mı?

Look, I had a really good time tonight, and I think you're really pretty, but I'm married, OK?

Bu onun için çok iyi olabilir.

This would be really good for him.

Bu gerçekten bizim için çok iyi olurdu.

This could be really good for us.

Click to see more example sentences
çok good

Bak, bu akşam çok iyi vakit geçirdim ve bence çok güzelsin ama ben evliyim, tamam mı?

Look, I had a really good time tonight, and I think you're really pretty, but I'm married, OK?

Bu Bu çok iyi. Evet.

That's that's very good.

Bu gerçekten çok iyi bir fikir.

That's actually a really good idea.

Click to see more example sentences
çok more

Bence bu çok kara bir şey gibi, şey gibi, bu daha ne kadar siyah olabilir?

There's something about this that is so black, it's, like, how much more black could this be?

Ama iki tane var çok daha onlara vermek.

But you two have much more to give them.

Artık sana daha çok ihtiyacım var.

Now I need you more than ever.

Click to see more example sentences
çok lots, lot

Güzel, bu çok güzel. Çünkü muhtemelen onlar sana benden daha çok yardım eder. Bilemiyorum ben

Well, good, that's very good, because they can probably help you out a lot more than I can.

Bundan çok daha kötülerini yaptık ve sen de bunu biliyorsun.

We've done a lot worse than that, and you know it.

Hiç bir fikrim yok, bu çok mu?

I've no idea, is that a lot?

Click to see more example sentences
çok a lot

Güzel, bu çok güzel. Çünkü muhtemelen onlar sana benden daha çok yardım eder. Bilemiyorum ben

Well, good, that's very good, because they can probably help you out a lot more than I can.

Bundan çok daha kötülerini yaptık ve sen de bunu biliyorsun.

We've done a lot worse than that, and you know it.

Sadece bir gün için çok fazla is gibi geldi

It just seems like a lot of work for one day.

Click to see more example sentences
çok well

Evet, biliyorum evde benim için bir var ama burada işler çok iyi gidiyor.

Yeah, I know there's a job for me back home, but, uh, things are going very well here.

Şey, o gerçekten harika biri. Ve çok güzel vakit geçirdik.

Well, he's a great guy and we had a very nice time.

Bu sabah çok ilginç bir telefon görüşmesi yaptım.

Well, I got a most interesting phone call this morning.

Click to see more example sentences
çok many

Sen bir kadınsın ve ve çok şey biliyorsun.

You're a woman, and you know so many things.

Senin problemin bu, çok fazla arkadaşın var.

That's your problem, too many friends.

Bu çok fazla!

That's too many!

Click to see more example sentences
çok badly

Çok kötü. Çünkü sana söylemek zorunda olduğum bir şey var.

That's too bad because there's something I have to tell you.

Olay şu ki bu çok kötü değil, değil mi?

The thing is it's not bad, is it?

Bu, bu, çok kötü.

That's That's too bad.

Click to see more example sentences
çok pretty

Bak, bu akşam çok iyi vakit geçirdim ve bence çok güzelsin ama ben evliyim, tamam mı?

Look, I had a really good time tonight, and I think you're really pretty, but I'm married, OK?

Uzun bir süre, ben çok iyi yaptı.

For a long time, I did pretty good.

Kız zeki, güzel ve çok iyi bir dedektif.

She's smart, pretty and a great detective.

Click to see more example sentences
çok great, greatly

Ama bu yıl var ya harika bi yıl olacak... .çünkü çok yakında eve geliyorsun

But you know what? This is gonna be a great new year because you're coming home really soon.

Eğer seni mutlu ediyorsa bence bu çok güzel bir şey.

You know what? If it makes you happy, I think it's great.

Selam, dün gece çok iyiydi.

Oh, hey! Great night last night.

Click to see more example sentences
çok long

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Şey, bu çok uzun zaman önceydi.

Well, that was a long time ago.

Şey, ama bu çok uzun zaman önceydi.

Well but it was so long ago.

Click to see more example sentences
çok hard

Bu senin için çok zor, biliyorum ama senin için en iyisi.

I know this is hard for you, but it's the best thing for you.

Son birkaç hafta benim için gerçekten çok zordu.

The last few weeks have been really hard for me.

Onun için çok zor olmalı.

It must be hard for her.

Click to see more example sentences
çok lots of

Sen bir sürü istedi, Daha sonra farklı şeyler ve bir çok Senin için her şeyi yapamadı.

You asked for a lot, a lot of different things and then I couldn't do it all for you.

Her ikiniz için de çok şey yaptım.

I have done a lot for both of you.

O gece pek çok tuhaf şey yaşandı.

A lot of weird stuff happened that night.

Click to see more example sentences
çok right

Çok üzgünüm ama şu an senin için yapabileceğim hiçbir şey yok.

Listen, I'm sorry, but there's nothing I can do for you right now.

Burası çok özel bir yer. Öyle, değil mi?

This place is pretty special it is, right?

Çok zor değil, değil mi?

Not too hard, right?

Click to see more example sentences
çok big

Bugün beni çok ama çok mutlu ettin ki bu çok büyük bir olay çünkü, söylemem gereken bir şey var:

And you have made me very happy today, which is a really big deal, because I have to tell you something.

Bu çok büyük.

This job is too big.

James ve Richard çok büyük ve çok aptal bir araba olduğunu söylediler.

James and Richard will tell you that it's too big and too stupid.

Click to see more example sentences
çok already

Baban gidemez çünkü onun gerçek bir işi var ama ben çoktan evet dedim bile.

Well, your dad can't make it because he has a real job, but I already said yes.

Teklif için çok sağ ol ama aslında annen bana parayı verdi bile.

I appreciate the offer, but actually your mother already gave me the money.

Ben çoktan aradım.

I already called.

Click to see more example sentences
çok a lot of

Sen bir sürü istedi, Daha sonra farklı şeyler ve bir çok Senin için her şeyi yapamadı.

You asked for a lot, a lot of different things and then I couldn't do it all for you.

bu güzel bir araba. bu arabada çok anım var. iki çok güzel hatıra.

It's a good car. Had a lot of memories in this car. Two very nice memories.

Ve oldukça çok su var.

And that's a lot of water.

Click to see more example sentences
çok such

Bay Todd, yardımıma ihtiyacı olan bir kız var. Çok üzgün ve yalnız bir kız, ayrıca çok güzel

Mr. Todd, there's a girl who needs my help, such a sad girl and lonely, and beautiful too and

O çok güzel bir bebek!

He's such a pretty baby!

Çok kötü bir rüya gördüm.

I had such a bad dream.

Click to see more example sentences
çok most, mostly

Bugün kız kardeşim için çok önemli bir gün, belki de hayatının en önemli günü.

This is a very special day for my sister, probably the most important of her life.

Çoğu iyi şeyler ama bazıları da çok kötü.

Most of it good, but some of it very bad.

Bu çok iyi bir karşılama olurdu.

That would be most welcome.

Click to see more example sentences
çok far

Belki öyle, ama ben sende bir şey gördüm çok daha önemli bir şey.

Maybe, but I've seen something in you, something that's far more important.

Ya su çok kirli, ya da biz çok uzaktayız.

Either the water is too dirty, or we're too far away.

Neden, çok mu uzak?

Why, is it very far?

Click to see more example sentences
çok terrible

Demek istediğim, annen harika bir anne ama çok kötü bir insan evladı.

I mean, your mother is a wonderful mother, but she is a terrible human being.

Çok kötü bir şey yaptığını biliyorum.

I know you've done something terrible.

Çok kötü bir baba olduğumu biliyorum.

I know I've been a terrible father.

Click to see more example sentences
çok old

Çünkü o, çok, çok, çok yaşlı bir adam.

Because he's a very, very, very old man.

Bu yaşlı adamı çok mutlu ettin, oğlum.

You have made this old man very happy, son.

Çok eski bir silah bu, efendim.

This is a really old gun, sir.

Click to see more example sentences
çok some

Onların sadece, çok uzun zaman önce tanıdığım bir adam hakkında bazı soruları var.

They just have some questions about a guy that I knew a very long time ago.

O bize güzel ülkemiz hakkında çok önemli şeyler anlatacak.

He'll tell us some very important things about our beautiful country.

Umarım Beckett bir çeşit ipucu bulabilir çünkü bu çok büyük bir boşa zaman kaybıydı.

I hope Beckett found some sort of clue 'cause this was a giant waste of time.

Click to see more example sentences
çok quite

Çok zor bir soru olduğunu düşünmüştüm ama aslında oldukça basit bir soru.

I thought it was a difficult question, but actually it's quite simple.

Hayır, çok ciddi bir iş.

No, it's quite serious.

Oh, ve çok güzel kokuyor.

Oh, and smells quite nice.

Click to see more example sentences
çok strongly

Ve bence o cesur, güçlü, muhteşem bir kadın ve seni çok seviyor.

And I think that she's a brave, strong, amazing woman who loves you very much.

Peki, belki de aşk çok güçlü bir kelimedir.

Okay, maybe love is too strong a word.

Artık güçlü olacaksın, çok güçlü, tamam mı?

Now you be strong, be real strong, all right?

Click to see more example sentences
çok power

Senin kadar güçlü biri için bu çok kolay. Senin için de.

That's just too easy for someone as powerful as you and you.

Ama çok güçlü bir büyüdür.

But it's very powerful magic.

Çünkü bu teknolojiye sahip herhangi biri çok güçlü bir müttefik olabilir

Because anyone with that technology would be a very powerful ally

Click to see more example sentences
çok fine

Ama bence siz çok iyi, güzel bir genç bayansınız.

But I think you're a very fine, beautiful young woman.

Bu çok iyi, gerçekten çok iyi.

Oh, that's fine, really fine.

İyi olmak için çok çabalıyorum, ama ben

I'm trying really hard to be fine, but I'm

Click to see more example sentences
çok high, highly

Bu çok olağan dışı ve bir hayli tuhaf bir rica ama çok tuhaf bir durumdayız.

This is out of the ordinary and a highly unusual request, but this is a highly unusual situation.

Ama çok yüksek bir fiyata.

But at a very high price.

Bu çok sıra dışı. Neden?

This is highly unusual.

Click to see more example sentences
çok awfully

Şu an o kadar çok şey oluyor ki, ve çok güzel bu, ve büyük ama o kadar büyük ki biraz korkunç, ama güzel.

There's just so much right now, and it's beautiful, and it's big. It's so big, it's kind of awful too. But beautiful.

Oh, aman tanrım, bu çok kötü.

Oh, my Lord, that is awful.

Anne bu çok korkunç.

Mother, this is awful!

Click to see more example sentences
çok sadly

Bay Todd, yardımıma ihtiyacı olan bir kız var. Çok üzgün ve yalnız bir kız, ayrıca çok güzel

Mr. Todd, there's a girl who needs my help, such a sad girl and lonely, and beautiful too and

Oh, bu çok üzücü.

Oh, that is so sad.

Biliyorum, bu çok üzücü tabii ki

I know it's sad, of course

Click to see more example sentences
çok hugely

Bak tatlım, dün gece çok sarhoştum ve büyük bir hata yaptım.

Look, honey, I was really drunk and made a huge mistake last night.

Evet, bu çok büyük bir fırsat ve yaz tatilin için daha iyi ne olabilir ki?

Yeah, it's a huge opportunity, and what better way to spend your summer?

Senin için çok büyük bir zafer olacak.

It could be a huge win for you.

Click to see more example sentences
çok damned

Lanet olsun, çok güzel bir gün.

Damn, it's a beautiful day.

Bu çok iyi bir plandı.

It's a damn good plan.

Çok iyi bir polis.

He's a damn good cop.

Click to see more example sentences
çok handsome

Fakat ben sizi çok iyi hatırlıyorum ve çok yakışıklı olduğun için değil.

But I remember you very well and not because you're so handsome.

Çok yakışıklı, sence de öyle değil mi?

He's so handsome. Do you think he's handsome?

Sen çok yakışıklı bir adamsın Leonard.

You're a very handsome man, Leonard.

Click to see more example sentences
çok heavy

Adamın kesinlikle bir ilişkisi vardı ama çok, çok büyük ve çok, çok ağır bir kadınla.

Mm-hmm. He was definitely having an affair, but the woman was very, very large and very, very heavy.

Ve bu çok ağır oldu

And it was too heavy,

Ama çok ağır değiller.

But they're not very heavy.

Click to see more example sentences
çok dearly

Bakın, Komiser, bu bayan çok yaşlı ve benim sevgili dostum.

Look, Lieutenant, this lady is a very old and dear friend of mine.

O çok sevdiğim eski bir arkadaşım.

She's a very dear old friend.

Çok dikkatli ol, canım.

Be very careful, dear.

Click to see more example sentences
çok deadly, dead

Ölü bir kadın için, çok güzelsin.

You're very beautiful for a dead woman.

Çok fazla ölü insan var.

So many dead people.

Kız muhtemelen çoktan ölmüştür.

She's probably already dead.

Click to see more example sentences
çok rich

Benim gibi zengin bir adam olmak için daha çok uzun bir yolun var.

You still have a long way to go before you become a rich man like me.

Evet, benim için çok zengin.

Yes, it's too rich for me.

Baylar, bu benim için çok fazla, ben sadece kesin şeyler üzerine bahse girerim.

Well, gentlemen, it's too rich for me, I only bet on sure things.

Click to see more example sentences
çok killing

Daha fazla para, için çok onu öldürdü O geri geldi.

He came back for more money, so you killed him.

Ben o kızı çoktan öldürdüm.

I already killed that girl

Evet, onu öldürmek gerçekten çok zor.

Yeah, he is really hard to kill.

Click to see more example sentences
çok deal

Bugün beni çok ama çok mutlu ettin ki bu çok büyük bir olay çünkü, söylemem gereken bir şey var:

And you have made me very happy today, which is a really big deal, because I have to tell you something.

Bu çok büyük bir olay.

It's a really big deal.

Kendimi mutlu hissediyorum Bu benim için çok önemli.

I'm feeling happy which is a big deal for me.

Click to see more example sentences
çok extreme, extremely

Evlilik genç bir kız için çok önemli bir adım.

Marriage is an extremely important step for a young girl.

Ne yazık ki, her ikisinin de tedavisi çok tehlikeli.

And unfortunately, the treatment for both is extremely dangerous.

Bunun çok şiddetli bir olay olduğuna şüphe yok.

There's no doubt that this was an extremely severe event.

Click to see more example sentences
çok over

Buraya geldiğin için çok teşekkür ederim.

Thank you so much for coming over.

Yeniden başlamak için çok geç değil.

It's not too late to start over.

Bak. Bunu çok düşündüm.

Look, I thought it over.

Click to see more example sentences
çok commonly

Bunu söylediğim için üzgünüm hayatım, gerçekten çok yaygın bir tipin var.

I'm sorry to say that you're really a very common type, darling.

Siz ikinizin çok ortak noktası var öyle değil mi?

You two have so much in common, don't you?

Evet, ama maalesef çok kullanılan bir isim.

Yeah. Unfortunately, it's a pretty common name.

Click to see more example sentences
çok horrible

Bak şimdi burası çok iyi görünüyor. Aslında oldukça korkunç görünüyor ama eskisinden daha iyi.

look really good in here now. actually it looks pretty horrible, but it's better than it was.

Bu çok, çok korkunç bir hikaye.

This is a horrible, horrible, story.

Lisa, ben gerçekten çok korkunç ve bencilce şeyler yaptım.

Lisa. I've been doing some really horrible and selfish things.

Click to see more example sentences
çok plentiful, plenty

Merak etme, geldiği yerde bundan daha çok var.

Don't worry, there's plenty more where that came from.

Sana sormak istediğim bir çok şey var.

I have plenty of things to ask you.

Orada bir çok insan olacak.

There'll be plenty of people there.

Click to see more example sentences
çok precious

Belki, Ama onun ölü vücudu bile bizim için çok kıymetli, efendim.

Perhaps. But even its dead body will be very precious to us, sir.

Ve dün gece ondan çok daha değerli bir şey alındı.

And last night, something even more precious was taken.

Benim için çok değerli bir şey.

It is very precious to me.

Click to see more example sentences
çok often

Şey bazen, çok da sık değil ama böyle şeyler oluyor.

Look, um Sometimes, not very often, Something like this happens.

Ama bir süre ya da çok sık değil.

But not for a while and not often.

Bu çok sık olur mu?

That happen very often?

Click to see more example sentences
çok rather

Çok tuhaf kıyafetler giymişsin. Ne kadar yaşlı ve çirkin görünüyorsun aslında.

You're wearing very weird clothes, and you look rather old and ugly, actually.

Bir konuda yardımınıza ihtiyacım var ve çok hassas bir konu.

I need your help with something and it's rather delicate.

Burası çok soğuk değil mi?

Isn't it rather cold here?

Click to see more example sentences
çok excellent

Binbaşı, mükemmel bir deniz subayı ve harika bir bilim adamı ama çok kötü bir yalancısın.

Commander, you're an excellent naval officer and a brilliant scientist, but you're a very poor liar.

Ama bu harika bir şapka, çok iyi duruyor.

This is an excellent hat. It looks great.

Bu çok iyi bir fiki, Teşekkür ederim!

That's an excellent idea. Thank you.

Click to see more example sentences
çok large, largely

Adamın kesinlikle bir ilişkisi vardı ama çok, çok büyük ve çok, çok ağır bir kadınla.

Mm-hmm. He was definitely having an affair, but the woman was very, very large and very, very heavy.

Bu çok büyük bir rakam.

That is a very large number.

Çok büyük bir grup.

It was a large group

Click to see more example sentences
çok multiple

Çünkü benim sana çoktan seçmeli bir sorum var.

Because I have got a multiple choice question for you.

Genç, kadın, çoklu bıçak yarası var.

Young, female, multiple stab wounds.

Peach Trees, çoklu cinayet.

Peach Trees, multiple homicide.

Click to see more example sentences
çok madly

Üzgünüm, ama bu sadece beni, çok lanet bir deli yapar.

I'm sorry, but that just makes me so damn mad.

Bana çok kızgın, sana değil.

She's mad at me, not you.

O zamandan beri bana çok kızgın.

She's been mad ever since.

Click to see more example sentences
çok hell

Tamam. Pekala. Ya bu çok büyük bir tesadüf ya da ben haklıyım ve bir çeşit bağlantı var.

Either that's one hell of a coincidence or I'm right and there's some sort of connection.

Yani bu adamın çok iyi bir savunma avukatı varmış.

So this guy's got one hell of a defense attorney.

Oh, ve George çok iyi bir ilk görev oldu.

Oh, and, George hell of a first mission.

Click to see more example sentences
çok plenty of

Bayanlar ve baylar, sizin için çok park yerimiz var.

Ladies and gentlemen, there's plenty of parking available for you.

Senin gibi bir kadın için böyle işler çok olmalı.

There must be plenty of jobs for a woman like you.

Evet, onlara sonra söyleyecek çok zamanımız var.

Yeah, there's plenty of time to tell them after.

Click to see more example sentences
çok fair

Gayet makul ama burada o kadar çok para yok.

Sounds fair. But I don't have that much money here.

Sen çok hafifsin. Bu adil değil.

You're too light, it's not fair.

Bu hiç adil değil. Çok iyi gidiyordum.

It's not fair, I was doing so well.

Click to see more example sentences
çok full

Şimdi, başka bir şey yoksa, çok yoğun bir günüm var.

Now, if there's nothing else, I have a really full day.

Evet, artık evinde bir çok kadın var, Bay Yazar.

So, you have a house full of women now, Mr. Writer.

Çünkü, Amy. Bu çok önemli. Tüm orman Melek dolu.

Because, Amy, this is important, the forest is full of Angels.

Click to see more example sentences
çok hell of

Tamam. Pekala. Ya bu çok büyük bir tesadüf ya da ben haklıyım ve bir çeşit bağlantı var.

Either that's one hell of a coincidence or I'm right and there's some sort of connection.

Bu çok berbat bir anlaşma.

That's one hell of a deal.

Oh, ve George çok iyi bir ilk görev oldu.

Oh, and, George hell of a first mission.

Click to see more example sentences
çok multi

Bu çok aileli kompleksi inşa etmekle büyük bir hata yaptık, para kaybettik.

When we built this multi-family complex we made a big mistake we lost money.

İlk çok hücreli bitkiler ve hayvanlar ortaya çıktı.

The fii rst multi-celled plants and animals appeared.

Bu sadece çok ekranlı bir sistem değil.

This is not just a multi-screen system.

Click to see more example sentences
çok bloody

Ama o zaman çok fazla kahrolası soru olurdu.

But then there would be too many bloody questions.

Ve bu hepimiz için çok kanlı olacak.

And it's gonna end bloody for all of us.

Çok da kanlı değil.

Not so bloody well.

Click to see more example sentences
çok deeply

Çok teşekkür ederim ama ona ihtiyacım yok, ama

I don't need it so I thank you deeply, but

Bir şey çok derinden hissediyorum. Miss Miller.

I feel something very deeply for Miss Miller.

Claire o açıkça çok dengesiz bir çocuk.

Claire he's obviously a deeply disturbed boy.

Click to see more example sentences
çok thick

Hava çok soğuk, çok yoğun bir sis var.

the air is very chilly, and there's a thick mist.

Bir zamanlar çok derin bir ormanın içinde

Once upon a time, in the thick deep forest

Çok güzel, ama epey kalın bir liste.

Excellent, but that's a pretty thick list.

Click to see more example sentences
çok fantastically

İnanılmaz bir yaratıktı ve onunla ilgili bir müzikal yapmak çok parlak bir fikir.

She was a fantastic creature, and it's a brilliant idea to make a musical about her.

Efendim, bu çok, çok inanılmaz bir ücret.

Well, sir, this is a very, very fantastic figure.

Bütün o kişisel şeyler harika, beklenmedik ve çok duygusaldı.

But all the personal stuff fantastic, unexpected and very moving.

Click to see more example sentences
çok considerably

Bu çok düşünceli bir davranış beyler. Ama aklımızda biraz daha farklı bir düşünce var.

That's very considerate, gentlemen but we had something a little bit different in mind

Zaten çok büyük bir indirim yaptım, Bay Fitzgerald.

I've already made a very considerable reduction, Mr. Fitzgerald.

Her zaman çok düşüncelisin, Emma.

Always so considerate, Emma.

Click to see more example sentences
çok terrific

Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim bu çok güzeldi.

Thank you very much for your time. This was terrific.

Hey, senin için çok iyi bir esprim var.

Hey, I got a terrific joke for you.

Tony, oğlun çok iyi bir dövüşçü.

Tony, your son is a terrific fighter.

Click to see more example sentences
çok remarkable

Fevkalade bir hikaye ve çok güçlü bir sihirli nesne.

A remarkable story. And a very powerful piece of magic.

Çok dikkate değer bir adamsın.

You're a pretty remarkable guy.

Evet, bu çok önemli bir eser.

Yes, this is really remarkable work.

Click to see more example sentences
çok vast, vastly

Beş hafta içinde, insan nüfusunun çok büyük bir bölümü ölmüş olacak.

Within five weeks the vast majority of the human population will be dead.

Şey, çok büyük bir var, değil mi?

Well, there is a vast network, right?

Çok geniş bir hayal gücüm var.

I have a vast imagination.

Click to see more example sentences
çok heavily

Annesi çok içmeye başladı, sonrada uyuşturucu almaya.

The mother started drinking very heavily, started taking drugs.

Dün gece o kadar çok yağmur yağdı ki Bütün battaniyeler sırılsıklam olmuş.

It rained so heavily last night that it drenched all the blankets.

O gece Bayan Manion çok içmiş miydi?

Was Mrs. Manion drinking heavily that night?

Click to see more example sentences
çok dreadful

Elbette bu korkunç bir şey Bay Poirot! Ama çok fazla üzüldüğümü de

Of course, it's a dreadful thing, Mr Poirot, but I can't pretend that I'm not

Ama bu çok korkunç bir haber.

But this is simply dreadful news.

Her ne yapıyorsan, bu çok dehşet verici.

Whatever you are doing, it is very dreadful.

Click to see more example sentences
çok enormously

Bay Brooks, bu çok büyük bir sorumluluk.

Mr. Brooks, this is an enormous responsibility.

Peter, bu çok büyük bir hata.

Peter, this is an enormous mistake.

Tamam, hala oldukça boş ama potansiyel çok büyük.

Ok, its still quite empty, but the potential is enormous.

Click to see more example sentences
çok widely

Bu çok geniş bir ağ.

This is a pretty wide net.

Biz de çok geniş değiliz.

Well, we're not very wide.

Çok derin ve büyük mü?

ls it very deep and wide?

Click to see more example sentences
çok ever so

Seni o kadar çok seveceğim ki hiç bir kadın senin için yeterli olmayacak.

I'll love you so much that no woman is ever gonna be good enough for you.

Ve çok ama çok teşekkürler.

And thanks ever so much.

Oh, Gerçekten çok üzgünüm.

Oh, I'm ever so sorry.

Click to see more example sentences
çok round

Geldiğin için çok sağol, hoş bir sürprizdi.

Thanks for coming round, it's a really nice surprise.

Çok güzel yuvarlak bir kafan var.

You have a beautiful round head. Okay.

Bu çok şirin, şimdi toplanın.

It's so lovely, gather round now.

Click to see more example sentences
çok immensely

Ama bunun anlamı bu çocukların da çok yaşlı olabileceği anlamına gelebilir.

But that means these children could very well be immensely old.

Yaşam çok muazzam bir şey! Bunu anlıyor musun?

Iife is immense can you understand that?

Yaşam çok muazzam bir şey anlayabiliyor musun?

Life is immense! Can you understand that?

Click to see more example sentences
çok jolly

Çünkü iki yıl önce, Tom çok daha mutluymuş.

Because two years ago, tom was a lot more jolly.

Çok neşeli bir ruhu vardı.

Was a very jolly soul

Hayır, hayır, hiç de değil, biz çok neşeliyiz.

No, no, not at all, we are very jolly guys

Click to see more example sentences
çok extensive

Bu çok daha kapsamlı bir iş.

This is a much more extensive job.

Bizim çok geniş bir şarap mahzenimiz var.

We have quite an extensive wine cellar.

Dr. Wheaton'ın bölümü Roma aletlerini de içeren çok geniş bir koleksiyona sahip. Keskiler, çömlekçi çarkları, malalar, eğeler.

Dr. Wheaton's department has a very extensive collection of Roman tools: chisels, iathes, pianes, files.

Click to see more example sentences
çok numerous

Bir şarkıcı olarak başarılı bir kariyeri oldu ve çok sayıda yeni yıldızıda lanse etti.

He had a successful career as a singer and even launched numerous new stars.

Çok sayıda komplo, yalancı şahitlik ve adaleti engellemek.

Well, numerous counts of conspiracy, perjury, and obstruction of justice.

Genç siyah erkek, yakın mesafeden pek çok kez ateş edilmiş.

Young black male, shot numerous times at close range.

Click to see more example sentences
çok sorely, sore

Bu buralarda çok hassas bir konu, bayım.

That is a sore subject around here, señor.

Yanağın hala çok acıyor gibi duruyor.

That cheek still looks very sore.

Bana, çok ihtiyacım olan yeni bir jeneratör al.

Buy me a new generator which is sorely needed.

Click to see more example sentences
çok good deal

İnan bana, bu çok iyi bir anlaşma.

Trust me, it's a very good deal.

Dinle beni baba, bu gece benim için çok önemli.

Listen to me, Father, tonight means a good deal to me.

Bay Dennis, bize göre bu çok iyi bir anlaşma ve önemli bir karar.

Mr. Dennis, we think this is a damn good deal. And it is a big decision.

Click to see more example sentences
çok piping

Çok özel bir kavaldır.

It's a special pipe.

Bu binanın boruları çok eski ve paslı.

The pipes in this building are old and rusted.

Piponuz çok hoş efendim.

A very nice pipe, sir.

Click to see more example sentences
çok darned

Ve de çok iyi bir arkadaşım.

And a pretty darn good friend too.

Bu çok iyi bir tanımlama.

That's pretty darn good.

Çok iyi, biraz ister misin?

Pretty darn good. You want some?

Click to see more example sentences
çok like hell

Daha çok cehennem gibi.

Looks more like hell.

Çok güzel kokuyor ama tadı bir felaket.

It may smell good, but it tastes like hell.

Çok fena acıyor, adamım.

It hurts like hell, man.

Click to see more example sentences
çok roaring

Aslında ben daha çok sıcak şarap ve eritilmiş peynir düşünüyorum. Ve bir de şömine.

Actually, I was thinkin' more of mulled wine, a nice aged Brie and a roaring fireplace.

Aslında ben daha çok sıcak şarap ve eritilmiş peynir düşünüyorum. Ve bir de şömine. Anlıyorsun değil mi?

Actually, I was thinking more of mulled wine, a nice aged Brie and a roaring fireplace.

Sonra bir ağaç kadar uzun olan bir köpek gölgeler içinden kükredi, ama Bambi çok hızlıydı.

Then a dog that was tall as a tree roared from the shadows, but Bambi was too fast.

Click to see more example sentences
çok exceedingly

Yani inanılmaz kibar bir beyefendi ve çok iyi bir konuşmacı olduğumu biliyor.

That I am an exceedingly polite gentleman and a very good conversationalist.

Çok nadir olan nesli tükenmiş bir dil.

This is a extinct, exceedingly rare language.

Çok iyi yapılanmış bir toplum, ve fazlasıyla da gururlular.

A highly structured society and they're exceedingly proud.

Click to see more example sentences
çok tidy

Her şey çok temiz ve düzgün değil mi?

All very neat and tidy, isn't it?

Ve tabii ki, hepsi çok titiz, zorlayıcı olarak düzenli, inatçı ve para konusunda aşırı derecede cimriler.

And of course, all of them are finicky, compulsively tidy stubborn and extremely stingy with money.

Aslında çok düzenli bir plan.

It's actually quite a tidy plan.

Click to see more example sentences
çok whaling

Ama bu katil balina grubunda çok özel bir dişi var.

But this pod of killer whales contains a very special female.

Antarktika katil balinaları hakkında çok az şey biliniyor.

Very little is known about Antarctic killer whales.

Beklediğim gibi siyah bıyıklı balina benim için çok külfetli.

As expected, a black whiskered whale is too burdensome for me.

Click to see more example sentences
çok whacking

Joey Zasa'yı dövüp, sonra da öldürmeyi çok isterim ama bu imkansız.

I'd love to smack Joey Zasa and then whack the fag. But it's impossible.

Clark, bu çok saçma.

Clark, this is whacked.

David, çok mu yorgunsun?

David, are you whacked?

Click to see more example sentences
çok downright

Son zamanlarda çok inatçı, acayip sevimsiz.

She's been so obstinate lately. Downright obnoxious.

Bu çok rahatlatıcı bir şey.

This is downright comforting.

İşte şimdi çok ilginç oldu.

Now that's downright interesting.

Click to see more example sentences
çok excess

Çok aşırı, değil mi?

It's excessive, isn't it?

Dört yıl önce toparlak Stuart Bloom... .Dover, Delaware'de bir sinemayı... .çok dar koltukları için dava etti.

Four years ago, the rotund Stuart Bloom sued a cineplex in Dover, Delaware for excessively small seats.

Muhtemelen çok aşırı bir tabiatı var.

Possibly. She has a very excessive nature.

Click to see more example sentences
çok poly-

Sıska lastikleri ve tıknaz gövdesiyle bu çok eğlenceli.

'But skinny tyres and a roly-poly body, that's fun.'

Biz Biz kendi çoklu alfabetik şifrelememizi geliştirdik.

We we developed our own poly alphabetic cipher

Bugün hepinizi burada gördüğüm için çok mutluyum.

I'm happy to "poli-see" you all here today.

Click to see more example sentences
çok loads of

Roman için bana bir sürü çok güzel fikirler verdi.

He's given me loads of really good ideas for the novel.

Bir çok insan ölmesini istedi.

Loads of people wanted him dead.

Çok acı dolu.

loaded of pain.

Click to see more example sentences
çok thundering

O çok iyi bir gök gürültüsü dostuydu.

He was such a good thunder buddy.

Oh, fırtına, çok korktum.

Oh, thunder, I'm scared.

Bu çok büyük bir sıkıntı.

It's a thundering nuisance.

Click to see more example sentences
çok countless

Buraya bir çok kez geldim.

I came here countless times.

Pek çok efsanevi ustayı devirip Qilian, Dongting, Zhongyuan ve daha pek çok sayısız düelloyu kazandı.

He won the battles of Qilian, Dongting, Zhongyuan and other countless duels defeating many legendary masters.

Pek çok yıldızı ile muhtemelen sayısız tane dünya benzeri cennetler olabilir.

With so many stars, there are probably countless earthlike heavens.

Click to see more example sentences
çok rank

Orada çok üst düzey bir aile yaşıyor.

A very high-ranking family live there.

Bu daha çok onursal bir rütbe.

It's purely an honorary rank.

Çok önemli bir mimarmış.

He's a top-ranking architect.

Click to see more example sentences
çok spanking

Evet, sen çok kötü bir çocuksun Bobby ve sana şaplak atacağım.

Yes, you have been bad, Bobby, and I am gonna spank you.

Annenin kıçına vuracaksın, çünkü o çok, çok kötü bir kız oldu.

You're gonna spank momma's ass cause she's been a bad, bad girl

O çok göz kamaştırıcı, kıçına bir şaplak atılınca seni uçurabilir gibi.

Oh, he is so gorgeous. I mean like, drop-dead-spank you-on-the-ass gorgeous.

çok abundant

Dr. Keller'ın kendi raporu çok açık.

Dr. Keller's own report is abundantly clear.

Bence hayvanlar şaşılacak derecede çoktu.

I think animals were amazingly abundant;

Il Moro niyetini çok açık şekilde belli etti.

Il Moro has made his intentions abundantly clear.

çok profuse

Tekrar, çok özür dileriz.

Again, we apologize profusely.

Stanley, senden çok özür diliyorum.

So, Stanley, I apologize profusely. Steve.

Çok kan kaybediyor.

He's bleeding profusely.

çok multitude

Ve böylece, yeni bir çok türe evrimleştiler.

and so evolved into a multitude of new species.

Gurur bir çok günahı kapsar.

Pride covers a multitude of sins.

çok copious

Doktorlar çok miktarda sıvı buldu.

Doctors found copious fluids.

Tırnaklarının altında çok miktarda kir var.

Copious amounts of dirt beneath his fingernails.

çok helluva

Al, bu bir telefon numarasından çok daha kötüsü.

Al, it's a helluva lot worse than one phone number.

Sen çok iyi bağlıyorsun.

You're a helluva bonder.

çok flush

Şansına, sadece bir kaç kişi çok fazla ıslandı.

Luckily, only a few people have flushed so far.

Sifonlu tuvaletler çok ilginç.

Flush toilets are interesting.

çok gob

Bakın, onu çok iyi tanımıyorum ama ama Gob çok akıllı bir patron olacakmış gibi gözüküyor.