Turkish-English translations for çubuk:

stick · rod · chopstick · bars, bar · cane · strip · pipe · straw · pole · swab · stave · tobacco pipe · other translations

çubuk stick

O zaman söyle bana, çubuk neden bu kadar önemli.

Okay, then so tell me why is this stick so important.

Sonra bir gün, ne zaman hatırlamıyorum. codger gitti ve Junji yıldırım tütsü çubukları oldu.

Then, one day, I don't remember when, the codger was gone and Junji was lightning incense sticks.

Keskin bir çubuk.

A sharp stick!

Click to see more example sentences
çubuk rod

Veya bir yerlerde bir çubuk var.

Or there's a rod in there somewhere.

Şimdi, Feldkirch minerallerini daha yüksek bir frekansa elektriklemek için Ben Franklin'in yıldırım çubuğu.

Now, to electrify the Feldkirch minerals To a higher frequency Ben Franklin's lightning rod.

Bu çelik bir çubuk.

This is an iron rod.

Click to see more example sentences
çubuk chopstick

Ona hemen biraz limon ve yemek çubuğu getirin.

Let's get him some lemon and some chopsticks, right away!

Hey, burda iki kişiyiz, bir tane daha çubuk getir.

Hey, there's two of us here, get another chopsticks.

Bunlar senin çubukların mı?

Are these your chopsticks?

Click to see more example sentences
çubuk bars, bar

Şu çubuğu bana ver Frank.

Give me that bar, Frank.

Bu çubuğu tut şimdi ve şunu dene

Now, hold this bar, and try this

İşaret fişekleri, ilk yardım kiti, biraz halat, battaniyeler ve bir çift protein çubuğu.

Signal flares, first aid, some rope, blankets and a couple of protein bars.

Click to see more example sentences
çubuk cane

Merhaba Şeker Çubuğu, orada mısın?

Hello, Candy Cane, are you there?

Şeker Çubuğu, orada mısın?

Candy Cane, are you there?

Candy çubuk ya da Candy Şeker gibi mi?

Is that like Candy Cane or Candy Apple?

Click to see more example sentences
çubuk strip

Neden iki çubuk altın baskılı Latinyuma değdiğini bana göster.

Show me why you're worth two strips of gold-pressed latinum.

İki çubuk, iki de fileto. herşey orta pişmiş.

We'll have two fillets, two strips, everything medium rare

Tamam, sana iki çubuğa olur.

OK, for you, two strips.

Click to see more example sentences
çubuk pipe

Barış çubuğu için tütün yok.

No tobacco for the peace pipe.

Anlaşma, anlaşma, anlaşma, fatura, anlaşma "Barış Çubuğu Meraklısı" dergisi.

Treaty, treaty, treaty, bill, treaty Peace Pipe Aficionado magazine.

Çok fazla ateş suyu içiyor" "çok fazla barış çubuğu tüttürüyor.

He's drinking too much firewater, smoking too much peace pipe.

Click to see more example sentences
çubuk straw

Güzel bir kokain çubuğu.

That's a nice coke straw.

Bu kısa çubuk değil.

It's not a short straw.

Peter, çubuk çikolata onlar?

Peter, are those chocolate straws?

Click to see more example sentences
çubuk pole

Bana çubuk gibi metal bir şey verin büyük bir şey.

Give me a pole or a bar or something metal something big.

Eski çubuk mu?

The old pole?

Bu arada, manyetik ışık kondansatiçine bu demir çubuğu ve kancayı takarak zaman aracını da gerektiği gibi donatacağız.

Meanwhile, we have outfitted the time vehicle with this big pole and hook which runs directly into the flux capacitor.

Click to see more example sentences
çubuk swab

Belki bu çubuk bir şeyler söyler.

Maybe this swab will tell us something.

Tommy, o dev gibi bir pamuklu çubuk.

Tommy, it's a giant cotton swab.

Hâlâ o DNA çubuklarını bekliyorum.

Still waiting on those DNA swabs.

Click to see more example sentences
çubuk stave

Ve tahta çubuklarla da dövüşmeyeceksin ayrıca.

And it won't be wooden staves, either.

çubuk tobacco pipe

Barış çubuğu için tütün yok.

No tobacco for the peace pipe.