Turkish-English translations for çukur:

hole · pit · ditch · trench · pothole · socket · dimple · crater · cavity · dent · hollow · deep-set · opening · pocket · other translations

çukur hole

Dağ yeterince yüksek değil. Yeterince derin bir çukur da yok.

Your mountain isn't high enough, and there isn't a hole deep enough.

Sence bir şey bu çukuru kazdı, yumurtladı ve sonra da gitti mi?

You think something dug this hole, laid the egg, and then just left it?

Bir dakika daha geçseydi senin için bir çukur kazıyor olurduk.

Another minute, we'd have been digging a hole for you.

Click to see more example sentences
çukur pit

Kül, tos ve sususluk var orda ve çukurlar, çukurlar, çukurlar ve orkslar, binlerce orkslar.

No. Ashes and dust and thirst there is, and pits, pits, pits. And Orcses, thousands of Orcses.

Bu bir çukur mu?

Is this a pit?

Yani, işkence odaları, öldürme odaları ve mezar çukurları arıyoruz.

So we're looking for torture chambers, killing rooms and burial pits.

Click to see more example sentences
çukur ditch

Bir yerde bir çukura girmiş olabilir.

He could be in a ditch somewhere.

Bir çukur vardı, yapay bir çukur.

There was a ditch, an artificial pit.

Dışarı çıktık, geçen gece çamur vardı ve biz de bir çukurda sıkıştık.

We went out, um muddin' last night, and we got stuck in a ditch.

Click to see more example sentences
çukur trench

Yüzeyin altındaki kum çok daha serin. Bu yüzden her sincap kendi özel çukurunu kazar.

The sand is much cooler just beneath the surface, so each squirrel digs its own special trench.

Bu çukur, kaza alanı burası olabilir, değil mi?

This trench, this could be a crash site, right?

Bir maymun, ve biz burda kanlı çukurlar kazıyoruz!

A monkey, and we're digging bloody trenches!

Click to see more example sentences
çukur pothole

Ama çöp sorunları, çukur sorunları, su sorunları onlar için bir çözüm bulacak mısın?

But now the garbage, the pothole, water problems... .you will find a solution forthem?

Bu şehirde bir tane çukur var ve sen onu bulmayı başardın.

There's one pothole in this town and you managed to find it.

Bugün neredeyse her yerde çukurlar var.

Today there are potholes everywhere.

Click to see more example sentences
çukur socket

Çok farklı bir göz çukuru.

Very different eye socket.

Harika bir göz çukuru açısı.

Great view of the eye socket.

Bilgisayarlı tomografilerine göre Rose'un bir göz çukuru yok.

According to their CTs, Rose doesn't have an eye socket.

Click to see more example sentences
çukur dimple

Senin için belki fakat benim için doğru çukur ve kıvrımlarla beş saniye.

For you, maybe, but for me, with the right dimples and curls, five seconds.

Bu bir görüş, Jack. görünüşe göre kemikteki bu çukur genetik olabilir

It's opinion, Jack. It looks like a dimple in the bonecould be genetic.

Bu çokhücreli canlı bir pigment noktasında bir çukuru geliştirmiş.

This multi-celled organism evolved a dimple in the pigment spot.

Click to see more example sentences
çukur crater

Böyle bir çukuru ne tür bir patlayıcı açar?

What kind of explosive makes a crater like this?

Bu bir ijen çukuru. Dünya üzerindeki en zehirli yerlerden biri.

This is Ijen crater, one of the most poisonous places on Earth.

Crater, Anthony, Thomas, çukurları doldurun.

Crater, Anthony, Thomas, fill these trenches.

Click to see more example sentences
çukur cavity

Göz çukurları bozulmamış görünüyor.

Ocular cavity looks pristine.

O lanet bir çukur.

She's a fucking cavity.

çukur dent

O bir gezegen ve bu bir çukur bile açmayacaktır.

It's a planet, and it won't even make a dent.

Çukur bile açamzlar. Tamam.

They won'tmake a dent.

çukur hollow

Emniyet mermi, çukur noktaları.

Safety bullets, hollow points.

çukur deep-set

Gözlerin de çukur çukur.

Your eyes are deep-set

çukur opening

Dipsiz bir çukur açtım.

I've opened a bottomless pit.

çukur pocket

Eureka'nın altında bir magma çukuru yok.

There is no magma pocket under Eureka.