öğrencisi

Bir de bir kız öğrenciyle ilgili eski bir dava vardı. Birkaç yıl önce olan bir olay.

And then there was the old case with the female student a couple of years ago.

Ondan sonra bir kadın geldi belki başka bir öğrenci arkadaşınızdır.

A woman came in after him, maybe another student friend of yours.

Ondan sonra bir kadın geldi belki başka bir öğrenci arkadaşınızdır. Margaret?

A woman came in after him, maybe another student friend of yours, uh, Margaret?

Annem bu işin bir kolej öğrencisi için normal olduğunu düşünüyor.

My mom thinks that's a normal job for a college student to have.

Bu benim bir tıp öğrencisi olarak son günüm.

This is my last day as a medical student.

Sonra onların geleceği için, öğrencileriniz için bunu yapmak, sen ve ben hem kabul çünkü bir hak.

Then do it for your students, for their future, because you and I both agree they deserve one.

Bu da, onu bu kadar iyi bir öğrenci yapan şeylerden biri.

It's one of the things that makes her such a good student.

Ama o her zaman iyi bir öğrenci olmuştur.

But he's always been a good student.

Çünkü ben öğretmenim o da bir öğrenci.

Okay? Because I'm a teacher and she's a student.

İyi bir öğrenci, ve iyi bir arkadaş mıydı?

He was a good student, and a good friend?