öğretmen

Çünkü bu tehlikeli bir görev ve sen de öğretmene benziyorsun.

Because this is a dangerous mission And you look like a school teacher.

Okul bana onun adını verdi. Ve bana onun babasının bir öğretmen olduğunu söylediler.

The school gave me her name" "and told me her father was her teacher.

Sen iyi bir öğretmen ve iyi bir ağabeysin.

You're a good teacher and a good brother.

Ben iyi bir öğretmen olmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum.

I actually know how hard it is to be a good teacher.

O çok iyi bir öğretmen.

She is a very good teacher.

Demek ki birisi iyi bir öğretmen olduğumu düşünüyor.

Which means someone thinks I'm a good teacher.

Demek istediğim, o çok iyi bir öğretmen.

I mean, he's such a good teacher.

Gerçekten iyi bir öğretmen, ama bu Kuduz Köpek için yeterli değil.

He'd actually make a great teacher, but that's not good enough for Mad Dog.

Ve sanat adında bir öğretmenin olduğu bir şov fikrim var.

And I have an idea for a show about a teacher named Art.

Öğretmen sana bir soru sordu.

The teacher asked you a question.