Turkish-English translations for öfkeli:

rage, raging · angry · furious · wrathful · outraged · fierce · enraged · pissed off · indignant · irate · inflamed · other translations

öfkeli rage, raging

Orada, onun yanında korkunç bir varlık var. çok öfke, çok ihanet var.

A terrible presence is in there with her. So much rage, so much betrayal.

Demek istediğim bu birçok şeyi açıklıyor, özellikle de içsel öfkesini.

I mean, that explains so much, Especially her inner rage.

Bütün o acı, o öfke.

All that pain, that rage.

Click to see more example sentences
öfkeli angry

Yani her zaman biraz öfkeliydi ama sanki şimdi biraz daha fazla gibi.

I mean, he's always a little angry, but now it seems like More.

Babamı daha önce öfkeli görmüştüm ama bu farklıydı.

I'd seen my father angry before, but this was different.

Herkesin öfkeli bir babası var, benim bile.

Everyone has an angry dad, even me.

Click to see more example sentences
öfkeli furious

Hızlı ve Öfkeli, Sonia Hızlı ve Öfkeli.

Fast and Furious, Sonia, Fast and Furious.

Hız ve Hızlı ve Öfkeli yi sever.

He loves speed and Fast and Furious.

Bay Stevens çok öfkeli.

Mr. Stevens is furious.

Click to see more example sentences
öfkeli wrathful

Oburluk açgözlülük tembellik, öfke kibir, şehvet ve kıskançlık.

Gluttony, greed, sloth, wrath, pride, lust, and envy.

Ve Tanrı'nın öfkesi Howard Beale'in kovulmasını istiyor!

And the wrath of God wants Howard Beale fired!

Yılan Kaplumbağa için, karanlık öfke.

For the Turtle Snake, dark wrath.

Click to see more example sentences
öfkeli outraged

Annem diyor O benim "öfke ölçerim" çok düşük ayarlanmış.

My mom says that my "outrage meter" is set very low.

O zaman onlara bir ders vermeliyiz. Büyük bir öfkeyle.

We must give them a lesson, then, in outrage.

Kin nerede, öfke nerede, nefret nerede?

Where's the outrage, the anger, the hate?

Click to see more example sentences
öfkeli fierce

Holly Harper cesur, gururlu, öfkeli ve huysuz

Holly Harper. Brave and proud and fierce and crabby.

Oldukça öfkeli ve akıllı bir bayan.

Quite a fierce and clever young lady.

O adamlar vahşi, öfkeli, kana susamış ve acımasızlar.

These men are fierce, savage, bloodthirsty, merciless.

Click to see more example sentences
öfkeli enraged

Evet ve Claudio öfkeden köpürerek gitti.

Aye, and away went Claudio, enraged.

Buna öfkelenen babası onu evlatlıktan reddetti.

Enraged by it, his father disowned him.

Ne öfkeli bir haykırış.

What an enraged outcry.

öfkeli pissed off

Geçen sene hakkında öfkeli bir sürü insan var.

A lot of people got pissed off about last year.

Belki haklıyımdır ama en azından hayatta ve kızgınım ve öfkeli bir ceset değilim.

Maybe I do, but at least I'm alive and angry and not a pissed-off corpse.

Öfkeli bir FBI ajanı.

One pissed-off FBI agent.

öfkeli indignant

Ama senin öfkeni anlıyorum, Ethan.

But i understand your indignation, Ethan.

Şu daktilo öğretmeni oldukça öfkeliydi.

That typing teacher was highly indignant.

öfkeli irate

Madison Square Garden'ın başkan yardımcısı ve çok öfkeli.

Vice president of madison square garden, And he's irate.

öfkeli inflamed

Aulus son nefesinde seni bu kadar öfkelendirecek ne söyledi?

What secrets did Aulus reveal in dying breath, that so inflamed?