Turkish-English translations for ölü:

dead · death · the dead · killed · still · dead body · casualty · corpse · deceased · remains · toll · death toll · lifeless · defunct · other translations

ölü dead

Üzgünüm ama o hâlâ ölü. Ama siz yarın gece tekrar kontrol edin.

I'm sorry, she's still dead, but be sure and check back tomorrow night.

Sen ölü bir kızsın.

You are a dead girl

Tam şurada ölü bir adam var.

There's the dead man right there.

Click to see more example sentences
ölü death

Yaşam ve ölüm arasında bir yer var.

There's a place between life and death.

Ölüm onlar için çok iyi.

Death is too good for them.

Bu ölüm demek değil

It's not that it's death

Click to see more example sentences
ölü the dead

Ama ben ölü bir adam buldum ve onu öldüren silah da bende.

But I've found a dead man, and I've got the gun that killed him.

Bu bizim tek şansımız. biz ve başarısız olursa onlar, gemi almak biz ölü olarak iyisin.

This is our only chance. If we fail and they take the ship, we're as good as dead.

Kuş adam hala ölü mü?

The bird man still dead?

Click to see more example sentences
ölü killed

Ama ben ölü bir adam buldum ve onu öldüren silah da bende.

But I've found a dead man, and I've got the gun that killed him.

Ölü bir atı öldürmenin bir manası yok.

There's no point in killing a dead horse.

Sen bir ölüm makinesi değilsin!

You're not some killing machine!

Click to see more example sentences
ölü still

Üzgünüm ama o hâlâ ölü. Ama siz yarın gece tekrar kontrol edin.

I'm sorry, she's still dead, but be sure and check back tomorrow night.

Onu en az sizin kadar ben de ölü ve gömülmüş istiyorum, ama ben hâlâ bir polisim.

I want him dead and buried as much as you do, but I'm still a cop.

Hala gerçekten ölü.

Still really dead.

Click to see more example sentences
ölü dead body

Ama bir beden, ölü bir beden durun bir dakika.

But a body, a dead body wait a minute.

Ölüm, her köşede yıkım bir ceset daha ve sen hâlâ koşmaya devam etmek istiyorsun.

death, destruction around every corner "Another dead body and you wanna keep running

Yaşayan bir ölü beden.

A living dead body.

Click to see more example sentences
ölü casualty

Ölüm mangaları, bildirilmemiş sivil kayıplar, sayısız dost ateşi kazaları.

Death squads, unreported civilian casualties, countless incidents of friendly fire.

Çok sayıda kayıp var ve bir ölü böcek!

Got multiple casualties and one dead bug.

Ama benimle birlikteyken daha sen de dahil az ölü sayısı olacak.

But with me, there'll be fewer casualties, including you.

Click to see more example sentences
ölü corpse

Hayır, hayır, ölü gibi değil.

No, no, not a corpse. No.

Ölü balık derken, ne demek istedin?

What do you mean, dead fish corpses?

Şu yürüyen ölü ne diyor?

What's that walking corpse say?

Click to see more example sentences
ölü deceased

bu daha çok ölümün bir portresi gibi görünüyor.

This one looks more like a portrait of the deceased.

Yarı Ölü Sendromu olan bir oğlum var.

I have a son with Partially Deceased Syndrome.

Ben Yarı Ölü Sendromu hastasıyım ve bu benim hatam değil.

I'm a Partially Deceased Syndrome sufferer and that is not my fault.

Click to see more example sentences
ölü remains

Bu çölde bir yerlerde o ölümcül makine hala duruyor.

Somewhere, buried in this desert, that deadly machine remains.

Ve o hala ölü mü?

And he remains dead?

Geriye kalan sadece onur ve ölüm.

All that remains is honor and death.

Click to see more example sentences
ölü toll

Gizemli ölüm aramaları

Mysterious death tolls

ölü death toll

Gizemli ölüm aramaları

Mysterious death tolls

ölü lifeless

Karanlık, cansız, ölü.

Dark, lifeless, dead.

ölü defunct

Ama Kıbrıs'ta Mösyö al-Chir'in yatağının altına bomba koymuştunuz ve şu anda ölü.

But you put a bomb under Monsieur al-Chir's bed in Cyprus and now he's defunct.