Turkish-English translations for ölmek:

kill · die · to die · go · pass · end · pass away · decease · disappear · fall · drop dead · rest · perish · west · depart · expire · pass in · cash in · demise · pass on · pip · gather · toe · other translations

ölmek kill

Bu yüzden geçen gece oradaydın ve bu yüzden onu öldürdün.

That's why you were there last night and that's why you killed him.

Ama biri onu öldürdü ve

But someone killed him and

Onu da sen öldürdün, değil mi?

You killed her too, didn't you?

Click to see more example sentences
ölmek die

Bir yangın çıktı ve kız öldü, ve sen bana bu konu hakkında hiç bir şey söylemedin.

There was a house fire, and the girl died, And you never told me anything about this.

Karısı iki yıl önce ölmüş.

His wife died two years ago.

Bir sürü insan öldü.

A lot of people died..

Click to see more example sentences
ölmek to die

Bu küçük kızın ölmesini mi istiyorsun? Ya da o küçük kızın?

Do you want this little girl to die, or that little girl or yourself?

Ölmek için güzel bir yer.

It's a nice place to die.

Ölmek için daha iyi bir neden göremiyorum.

I can't think of a better reason to die.

Click to see more example sentences
ölmek go

Ölmeden önce, sana bir şey vermek istiyorum.

Before I go, I want to give you something

Ölmek için iyi bir yol.

It's a good way to go.

Ben de izin verdim ve o öldü.

I let her go and she died.

Click to see more example sentences
ölmek pass

Bir kaç yıl önce ölmüş.

Passed a few years ago.

Annem geçen yıl öldü.

My mother passed last year.

O kadar aniden öldü ki bu gerçekten de çok üzücü.

He passed away so suddenly It was really sad

Click to see more example sentences
ölmek end

Emin ol, berbat bir şey, Fakat, o öldü ve bu, onun sonu.

Sure, this is all terrible, but he's dead and that's the end of it.

Ve lütfen son, beni öldürün.

Please end it and kill me.

O ölmek zorunda çünkü, her hikayenin bir sonu vardır.

He has to die because a story needs an ending.

Click to see more example sentences
ölmek pass away

Norman, Bayan Watson dört ay önce öldü.

Norman, Miss Watson passed away four months ago.

Jake, Maggie bir yıl önce öldü.

Jake, Maggie passed away a year ago.

Evet, babam geçen yıl öldü.

Yeah. He passed away last year.

Click to see more example sentences
ölmek decease

Efendim, Ajan Reese ve Ajan Daniels ölmüşler.

Sir, Agent Reese and Daniels are deceased.

Ölmüş bir sevda için ikinci bir mezar kazın.

Dig a second grave for a deceased lover.

Kısa süre önce ölen Harriet Gould.

The recently deceased Harriet Gould.

Click to see more example sentences
ölmek disappear

Kaybolmadan üç gün önce onu öldürmekle tehdit ettin.

You threatened to kill him three days before he disappeared.

Öldüğü gece, o da ortadan kaybolmuştu.

It disappeared the night she died.

Geçen gece kadın öldürüldü, resim de kayıp.

Last night she was killed. Painting has disappeared.

Click to see more example sentences
ölmek fall

Kız kardeşim Jean, Shelley boğulmadan iki gün önce düşerek öldü.

My sister Jean, she died in a fall two days before Shelley drowned.

Ama sonunda her yaprak düşer ve yalnız ölür.

But in the end every leaf falls and dies alone.

Babam o sonbahar öldü.

Dad died that fall.

Click to see more example sentences
ölmek drop dead

Bu adam bana saldırdı ve sonra düşüp öldü.

This jack attacked me, and dropped dead.

Yaklaşık on yıl önce düşüp öldü.

Dropped dead about ten years ago.

Annem Skylar'a, düşüp ölünecek bir gelinlik almış Holden'ın babası ve benim babam arkadaş olmuş.

Mom bought Skylar a drop-dead wedding dress. Holden's father and my father made friends.

Click to see more example sentences
ölmek rest

İşte o iki çocuk bu yüzden öldü, ve diğerleri de ölecek.

It's why those two kids died, and the rest of them will too.

Sandım ki o da diğerleri gibi ölmüş.

I thought he was dead, like the rest.

Yoo Hyun-sung yargıcın karısını öldürdü ve bir kaç gün sonra da ailenin geri kalanını öldürdü.

Yoo Hyun-sung killed the judge's wife and killed the rest of the family a few days later

Click to see more example sentences
ölmek perish

Lisa Mollins, babası ve kimliği belirlenemeyen ikinci bir çocuk öldü.

Lisa Mullins, her father and an unidentified second child perished.

Eğer yok olacaksak, o zaman en azından ilk sen öleceksin.

If we're to perish, then at least you'll die first.

Milyonlar, hastalık ve sefalet içinde ölecek.

Millions will perish in sickness and misery.

Click to see more example sentences
ölmek west

West burada öldürülmedi, bu yüzden çok az kan vardı.

West wasn't killed here, that's why there was so little blood.

Bu yüzden West öldürüldü.

That's why West was killed.

Babam öldü, ve ben de savaştan kaçmak için batıya gidiyorum.

My father is dead, and I'm traveling West to escape the war.

Click to see more example sentences
ölmek depart

Geçenlerde ölmüş, Tony Aldon, Oakland, California.

The recently departed Tony Aldon, Oakland, California.

Tıpkı ölen sarhoşumuz Freddie gibi bu kurban da ne zehirlenmiş ne de sokulmuş ama yine de anafilaktik şoka girmiş gibi şişmiş.

And like our drunkly departed Freddie, this victim was venom-free and stinger-free, yet he swelled up like he was in anaphylactic shock.

ölmek expire

Dinle, Red Cavanaugh, gece yarısını iki dakika geçe öldü.

Hey, listen, Red Cavanaugh expired two minutes past midnight.

Douglas Reilly az önce öldü.

Douglas Reilly just expired.

ölmek pass in

Annem kısa süre önce vefat etti ve babam ben doğmadan önce bir tekne kazasında ölmüş.

My mother just recently passed away, and my father died in a boating accident before I was born.

Bu yılın şubat ayında öldü.

She passed in February this year.

ölmek cash in

İki adam öldü, üç milyon havaya uçtu, Neski dosyaları bulunamadı, her şey kamuya yansıdı.

Two men dead, three million in cash gone, no Neski files, and all very public.

İki adam öldü. Üç milyon havaya uçtu. Neski dosyaları bulunamadı.

Two men dead, three million in cash gone, no Neski files,

ölmek demise

Çabuk ölmek için dua et genç sincap.

Pray for a quick demise, young chipmunk.

Ölmüş bir yayın olan PM'den yetişen Don Hollenbeck muhafazakar gazetelere sinsi ve önyargılı bir propagandayla saldırdı.

Don Hollenbeck, a graduate of the demised pinko publication PM attacked conservative papers with sly and slanted propaganda.

ölmek pass on

Ama ben ölene kadar bana yardım edemez.

But he can't help me until I pass on.

Lord Plymdale geçen yıl öldü.

Lord Plymdale passed on last year.

ölmek pip

Pip bu yüzden mi öldürüldü efendim?

And so why was Pip killed, sir?

ölmek gather

Fitzrobert, Kral John'u Londra'da öldürmek için bir ordu topluyor.

Fitzrobert gathers an army to slay King John in London.

ölmek toe

On el parmağı, on da ayak, ölmek için yirmi neden.

Ten fingers, ten toes. Twenty reasons to die.