Turkish-English translations for önce:

before · ago · firstly, first · earlier · back · after · ahead · pre-, pre · previously, previous · at first · prior · above · early · former · above all · initially · prior to · in advance · ere · afore · other translations

We also found translations for word once in English.

önce before

Daha önce böyle bir şeyi hiç yapmamıştım ama insanlar bunu hep yapar, değil mi?

I've never done anything like that before, but people do it all the time, right?

Daha önce hayatımda hiç böyle bir şey görmemiştim.

I've never seen anything like it before in my life.

Oldu işe. Daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştım.

This just happened. i've never done anything like this before.

Click to see more example sentences
önce ago

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Hayır, sadece ilk şey beş yıl önce olan.

No, no. Just the first thing from five years ago.

Ve o iki yıl önceydi.

And that was two years ago.

Click to see more example sentences
önce firstly, first

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Ve bu yüzden ilk önce seni öldüreceğim.

And that's why I'm gonna kill you first.

Dur, sana önce bir şey göstermek istiyorum.

Oh. Wait, I wanna show you something first.

Click to see more example sentences
önce earlier

Bilmiyorum daha önce Marta ile tanıştınız mı, ama, Marta Del Sol, bu benim oğlum, John Ross.

Now, I don't know if you met Marta earlier, but, Marta Del Sol, this is my son, John Ross.

Bay Henderson ve ben birbirimizi az önce gördük.

Mr. Henderson and I saw each other a little earlier.

Önceden olanlar için, çok üzgünüm.

About earlier, I'm I'm so sorry.

Click to see more example sentences
önce back

Biliyorsunuz, birkaç sene önce, arkadaşım ve partnerim bana geldi ve dedi ki,

You know, a few years back, my friend and business partner came to me and said,

Bir kaç yıl önce bir çocuk aynı senin gibi yanıma geldi.

A couple years back a kid came to me the same way.

Birkaç yıl önce kuzenim Joey, Nancy adında Koreli bir kıza dönüştü.

A couple years back, my cousin Joey turned into a Korean girl named Nancy.

Click to see more example sentences
önce after

Daha önce okuldan sonra seni hiç burada görmemiştim.

I've never seen you here after school before.

Önce ve sonra.

Before and after.

Söylemem gerekirdi biliyorum, ama birkaç yıl önce ailem öldükten sonra ben

I know I should've, but A few years ago, after my parents died I

Click to see more example sentences
önce ahead

Bir karın, bir oğlun ve önünde yaşanacak bir hayatın var ama sen bir aptal gibi zamanını burada harcıyorsun!

You have a wife, a son, and your life ahead of you and you're wasting your time here like a fool!

Belki önümüzde yatıyor her şeyi ile, belki de en iyisi için.

Maybe with everything that lies ahead of us, perhaps it's for the best.

Önümüzde bir şey var.

There's something up ahead.

Click to see more example sentences
önce pre-, pre

Evet, biraz düğün öncesi gerginliğim var. Ama her şey denetim altında.

Yeah, I just have a little of the pre-wedding nerves, but everything's under control.

Rönesans öncesi evet, ama bir İncil olabilmesi için çok küçük.

Pre-Renaissance, yes. But it's too small to be a Bible.

Evet şu an uçuş öncesi kontrolleri yapıyorum.

Yes. I'm in pre-flight check right now.

Click to see more example sentences
önce previously, previous

Savaş Yıldızı Galactica'da daha önce. Bayan Başkan, yine Chamalla almaya başladınız?

Previously on battlestar galactica. madame president, are you taking chamalla again?

Biz daha önce denedik ve başarısız olduk.

We have previously tried, and have failed.

Sayfada daha önce bilinmeyen bir komplocunun adı yer alıyor, Thomas Gates.

On the page is a name of a previously unknown conspirator, Thomas Gates.

Click to see more example sentences
önce at first

Çünkü onu önce o vurdu. bunun ne olduğunu görüyor musunuz? bunun ne olduğunu biliyor musunuz?

Because she shot at him first! You see what that is? You know what that is?

Önce onlara hiçbir şey söyleme.

No, at first, tell them nothing.

Önce bir, sonra bir tane daha ve bir tane daha en sonunda biz ölene kadar.

First one, then the next, and the next until at last we die.

Click to see more example sentences
önce prior

Annesinin erkek arkadaşı bir kaç hafta önce taşınmış.

Well, the mom's boyfriend moved in a couple weeks prior.

Bayan Gilmore'un daha önceden kaydı yok sayın yargıç.

Miss Gilmore has no prior record, your Honor.

Tommy ile tanışmadan üç yıl önce.

Three years prior to meeting Tommy.

Click to see more example sentences
önce above

Kesinlikle öpüşmek yok çünkü ben herşeyden önce İngilizim ve bir centilmen.

Absolutely no kissing because I am, above all, an Englishman and a gentleman.

Her şeyden önce, kaybedecek çok şeyin var.

Above all, you have too much to lose.

İmza ve her şeyden önce, tarih.

The signature and, above all, the date.

Click to see more example sentences
önce early

Az önce erken bir noel hediyesi aldık.

We just got an early christmas present.

Bir kaç saat önce geldim.

I'm just a few hours early.

Bay Jackson daha önce burada mıydı?

Did Mr. Jackson was here early?

Click to see more example sentences
önce former

Bir saat kadar önce, senin eski bir çalışanını buldular

About an hour ago, they found a former employee of yours,

Bir saat kadar önce, senin eski bir çalışanını buldular Debra Whitehead.

About an hour ago, they found a former employee of yours, a Debra Whitehead.

Arkady Balagan, Tyler Kirkpatrick önceden NASA'daydı, şimdi benim yardımcı pilotum.

Arkady Balagan, Tyler Kirkpatrick, formerly of NASA now my copilot.

Click to see more example sentences
önce above all

Kesinlikle öpüşmek yok çünkü ben herşeyden önce İngilizim ve bir centilmen.

Absolutely no kissing because I am, above all, an Englishman and a gentleman.

Her şeyden önce, kaybedecek çok şeyin var.

Above all, you have too much to lose.

İmza ve her şeyden önce, tarih.

The signature and, above all, the date.

Click to see more example sentences
önce initially

Troy Webster, benimle üç ay önce bağlantı kurdu.

Troy Webster initiated contact with me three months ago.

Bu harfleri daha önce hiç gördün mü?

Have you ever seen these initials before?

İlk önce buraya, buraya, buraya ve buraya.

So initial here, here, here and here.

Click to see more example sentences
önce prior to

M seni Bayan Onatopp'u gözlemekle yetkilendirdi, ama önceden onay almadan temasa geçmemeni şart koşuyor.

M authorizes you to observe Miss Onatopp but stipulates no contact without prior approval.

Tommy ile tanışmadan üç yıl önce.

Three years prior to meeting Tommy.

Dr. Soong'un Data'dan önce yarattığı bir şey.

Something Dr. Soong created prior to Data.

Click to see more example sentences
önce in advance

Bak sana ne söyleyeceğim Edwin Çarşamba sana ilk ödemeni yapacağım, Bir ay önceden.

Tell you what, Edwin I'll pay you first thing Wednesday, a month in advance.

Parayı önceden mi istiyorsun?

You want money in advance?

Yani, bu Kayo'nun Ferrari'si için önceden ödenmiş bir kira.

So this is the rental fee for Kayo's Ferrari, in advance

Click to see more example sentences
önce ere

Bu suratı daha önce gördün mü? Hayır.

Er, have you seen this face before?

Şey, daha önce hiç gelmedim buraya.

Er, I've never been here before.

Eee, iki hafta önce.

Er two weeks ago.

Click to see more example sentences
önce afore

Bunu daha önce hiç bir erkek söylememişti.

No man ever said that of me afore.