öncesi

Bak,.. sana söylemem gereken bir şey var ve bunu sana çok uzun zaman önce söylemeliydim.

Look, there's something I need to tell you, and I should have told you a long time ago.

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Buradaki bütün işler, çocuklar, her şey ve kocam beni bir hafta önce terk etti.

All the work around here, and the kids, and everything and my husband left me a week ago

Daha önce böyle bir şeyi hiç yapmamıştım ama insanlar bunu hep yapar, değil mi?

I've never done anything like that before, but people do it all the time, right?

Ve sana bir şey söylemeden önce sana bir şey söylemem gerek.

And I have to tell you something before I tell you something.

İki hafta önce söylemiştim ve sonra geçen hafta, üç gün önce, ve sanırım dün, iki kez.

I told you about it two weeks ago and then last week, three days ago, and twice, I think, yesterday.

Ama önce sana söylemem gereken bir şey var.

But first there's something I need to tell you.

Ve inan bana, ben bunu istemedim, çünkü senden önce çok iyi bir hayatım vardı.

And believe me, I did not want that, because I had a good life before you.

Ama bu uzun zaman önceydi ve bu yüzden burada değiliz.

But that was a long time ago, and that's not why we're here.

Dinle, tatlım, Senden bir şey istemiyorum, ama senin gibi kızları daha önce de gördüm.

Listen, honey, I don't want nothing from you, But I've seen girls like you before.