öneriyorum

Çünkü sana önereceğim bir şey var, geri istediğin bir şey.

'Cause I might have something to offer you, something you want back.

Ama sana paradan çok daha değerli bir şey öneriyorum: Beyaz Saray'a doğrudan bir hat.

But I'm offering you something that's far more valuable than money: a direct line to the White House.

O halde bir şişe tekila ve bir elektrikli diş fırçası öneririm.

Then may I suggest a bottle of tequila and an electric toothbrush.

Karşılığında size çok değerli bir şey öneriyorum. Çok çekici bulacağınız bir şey.

In return, I offer you something of great value, something you'll find very attractive.

Senin hiç paran yok ve ben de sana ev öneriyorum.

You have no money and I offer you a home.

Ben öneriyorum size teslim benim için şartlar, ve ben bitirdiğim zaman ile sözleşme ve ancak o zaman,

I propose that you surrender to my terms, and when I'm finished with your contract, and only then,

Benim sana önereceğim şey hayat sigortasından çok daha iyi bir şey Danny.

Well, what I wanna offer you is something better than life insurance, Danny.

İşte ben de bu yüzden özel ve romantik bir şey yapmamızı öneriyorum.

Which is why I propose that we do something special and romantic.

John Jones adını bizzat kendim seçtim ve John Smith adını Red Tornado'ya önerdim.

I chose the name John Jones for myself and suggested John Smith for Red Tornado.

O yüzden sana bir anlaşma önereceğim.

So I'm gonna offer you a deal.