Turkish-English translations for özel:

specialized, special · especial · private · very · particular · personalized, personal · specific · exclusive · own · customized, custom · state · intimate · exception, exceptional · proper · single · tailor, tailored · proprietary · distinctive · peculiar · self · specialised · individual · dedicated · express · sole · esoteric · other translations

özel specialized, special

Seninle ilgili bir şey var.. özel bir şey ve sanırım sen bunu biliyorsun.

There's something about you something special and I think you know it.

Senin için özel bir gece.

It's a special night for you.

Bu eski şeyi bu kadar özel kılan nedir?

What's so special about this old thing?

Click to see more example sentences
özel especial

Carter, biliyorum bu kulağa garip gelecek, özellikle de benden gelince. Ama o böyle biri değil.

Carter, I know this is gonna sound weird, especially coming from me, but he's not like that.

Bu gece gerçekten bir kutlama gecesi, özellikle benim için.

This truly is a night to celebrate, especially for me.

Özellikle de senin için mükemmel olduklarında.

Especially when they're perfect for you.

Click to see more example sentences
özel private

Dediğim gibi, onun özel hayatı hakkında fazla bir şey bilmiyorum.

Well, like I said, I don't know much about her private life.

Korkarım, bu özel bir mesele.

I'm afraid that's a private matter.

Bu özel bir şakaydı.

That's a private joke.

Click to see more example sentences
özel very

Ve biliyorum, pek bir şeye benzemiyor. ama bu konuda çok özel bir şey var.

And I know, it doesn't look like much, but there is something very special about it.

Çok özel bir adam.

A very special man.

Bu özel bir yemek çünkü bu çok özel bir gece.

It's a special meal because it's a very special night.

Click to see more example sentences
özel particular

İki yıl. hiçbir şey için iki yıl bekleyemem, özellikle de senin gibi bir gelini.

Two years. I couldn't wait two years for anything, particularly a bride like you.

Bu Hasta: Sıfır, New York'tan bir havayolu görevlisi ve bu özel grubun başlangıç noktası.

This is Patient Zero, an airline steward from New York and the starting point of this particular group.

Herhangi özel bir duruma, özel bir çevreye ihtiyacınız var mı?

Do you require any special conditions, any particular environment?

Click to see more example sentences
özel personalized, personal

Sen gerçekten çok özel bir insansın.

You're really a very special person.

Özel bir soru, tamam mı?

It's a personal question, okay?

Bazen bir insan, özel bir neden için seçilir ve bu senin için de geçerli ve bu sebep, seni özel bir şey yapar.

Sometimes a person is chosen for a special reason, and this goes for you as well, that turns you into someone special,

Click to see more example sentences
özel specific

Özellikle Abraham Lincoln ve James Dean.

Specifically abraham lincoln and james dean.

Bu oldukça özel bir tip.

That's a pretty specific type.

İnsanları çalıyorlar özellikle de eski askerî personeli.

They're stealing people, specifically former military personnel.

Click to see more example sentences
özel exclusive

Özel bir görüşme ayarlaman lazım Vanessa Chandler ve Başkan arasında.

I need you to arrange an exclusive between Vanessa Chandler and the President.

Nerede? Brian, o kadar özel ki, bir yeri bile yok.

Brian, it's so exclusive that it doesn't even have a location.

Çok teşekkür ederim, Rhea, bu özel röportaj için.

Thanks so much, Rhea, for this exclusive interview.

Click to see more example sentences
özel own

Bu ülkede hayat çok zor özellikle tek başına bir kadın için.

Life is hard in this country especially for a woman on her own.

O zaman beni, kendi özel bomba imha ekibin olarak düşün.

Well, then consider me your own personal bomb squad.

Bir yatı, özel bir demiryolu vagonu ve kendi diş macunu olduğu sürece.

As long as he has a yacht, a private railroad car and his own toothpaste.

Click to see more example sentences
özel customized, custom

Ama dediğim gibi, sadece özel müşterilerimiz için.

But, like I said, for special customers only.

Ford son olarak siyah bir özel yapım motosikletle ve turuncu siyah yarış ceketiyle görüldü.

Ford was last seen riding a black custom motorcycle wearing orange and black racing leathers.

Bu kesinlikle özel yapım bir çip.

Well, it's definitely a custom chip.

Click to see more example sentences
özel state

Bu eyaletteki özel hukuk, Sayın Yargıç bu konuda, çok ama çok açıktır.

The specific law in this state, Your Honor, is very, very clear about that.

Birleşik Devletler Özel Kuvvetler.

United States Special Forces.

Herkes bilgi istiyor. Meclis, Bakanlar ve özellikle de General Fogarty.

Everyone wants information, Congress, Secretary of State and especially General Fogarty.

Click to see more example sentences
özel intimate

Bir erkek ve kadın arasındaki özel ilişkiyi ya da bir kadının vücut görüntüleri.

intimate relations between a man and a woman or images of a woman's body.

Ama biri bir mektup okuduğunda, özellikle de samimi bir mektup. bu yoruma açıktır.

But when someone reads a letter, especially an intimate one, this is open to interpretation.

Bu kişiye özel bir psikolojik profil testi.

This is an intimate psychological profile.

Click to see more example sentences
özel exception, exceptional

Senin o kadın mahkumun dışında O özel bir durum.

Except that woman of yours, she's a special case.

Ama bu özel durum için bir istisna yapacağım.

But in this case, I'm willing to make an exception.

Ama o biraz daha özel.

Except he's a bit special.

Click to see more example sentences
özel proper

Bu doğru olmaz özellikle de şimdi, sen evli bir adamsın.

It wouldn't be proper especially now that you're married.

Bak, ona düzgün bir şekilde yaklaşman gerekiyor, baba özellikle de böyle bir ejderhaya.

Look, you have to approach him properly, Dad, especially a dragon like this.

Özel bir bayan için özel bir içki.

A proper drink for a proper lady.

Click to see more example sentences
özel single

Dışarıda korkunç bir dünya var. Özellikle de bekar bir anne için.

It's a scary world out there, especially for a single mom.

tek bir fikir, her çocuğun özel olduğu fikri.

the idea, the single idea that every child is special.

İyi bir kralın tek ve en önemli özelliği nedir?

What is a good king's single most important quality?

Click to see more example sentences
özel tailor, tailored

Özel yapım İzlanda kuştüyü, kaşmir kaplamalı, hypoallergenic at kılından kumaş.

Hand-tailored Icelandic eiderdown, cashmere-encased coils, hypoallergenic horsehair batting.

Gucci, Armani, bir Gucci daha var. Özel dikim.

We got Gucci Armani another Gucci, tailor-made.

Özel dikim saten Milan'dan yarın geliyor.

The tailored satin arrive tomorrow.

Click to see more example sentences
özel proprietary

Bu yüzden yavaşladı aşağı geliyor ve ben onları koymak bazı özel filtreler ve ne duydum sanırım.

So I slowed the sounds down and I put them through some proprietary filters and guess what I heard.

Etil paraben ve sodyum lauryl sülfat Mermaiden'in özel formülüymüş.

Ethyl paraben and sodium laureth sulphate is Mermaiden's proprietary formula.

Evet, askeriye ve hükümet için özel yazılım hazırlıyorlar.

Yeah, proprietary software for military and governments.

Click to see more example sentences
özel distinctive

Fiziki özellikleri çok belirgin değil, yani yapılacak daha çok var.

The physical characteristics aren't very distinct, so there's more work to be done.

Şu çok özel evrak çantası tanıdık geliyor mu?

Does this very distinctive briefcase look familiar?

Onların biyolojik ve teknolojik özellikleri değersizdi.

Their biological and technological distinctiveness was unremarkable.

Click to see more example sentences
özel peculiar

Eğer bu bir meteorsa, çok özel bir tanesi.

If that's a meteor, it's a damn peculiar one.

Belki beni de özel bulursun

Maybe you'll find me peculiar too

Bu benim yaşamımın en özel bir anı Bay Collier.

The most peculiar moment in my life, Mr. Collier.

Click to see more example sentences
özel self

İç Güvenlik'ten özel ajan Don Self.

Special Agent Don Self, Homeland Security.

Her zaman kişisel gelişim kitabı gibi mi konuşursun, yoksa bu bana özel mi?

Do you always talk like a self-help book, or is it especially for me?

Mini Saklama, Evcil Hayvan Saklama, Özel Saklama, Kişilik Saklama

Mini Storage, Pet Storage, Private Storage, Self Storage

Click to see more example sentences
özel specialised

Özel bir dükkan için, çamaşırı yaparlar, biraz müstehcen ama.

They make lingerie, a bit risqué, for a specialised shop.

Bu plazma art yakıcısı için özel bir post lazerdir.

That is a specialised post laser for a plasma afterburner.

Bu özel karıncalar yaşayan bal kaplarıdır.

These specialised ants are living honey pots

Click to see more example sentences
özel individual

Bayanlar ve baylar Bugün burada iki çok özel bireyin birleşmesini kutlamak için toplandık.

Ladies and gentlemen, we are here today to celebrate the union of two very special individuals.

Ben sadece özel şahıs bir vatandaşım, bir adamım.

I'm just a private individual, a citizen, a man.

Zeka kişisel bir özellik değildir.

Intelligence isn't an individual trait.

Click to see more example sentences
özel dedicated

Bu şarkıyı benim için çok özel birine ithaf etmek istiyorum.

Okay, well, I would like to dedicate this song to someone very special.

Bu özel bir hat, Şefim.

It's a dedicated line, Chief.

Makki, polis memuru olmak için, hevesli, enerjik özel ve akıllı biri olmak gerekiyor.

Makki, one needs to be enthusiastic, energetic... .dedicated and intelligent to be a police officer.

Click to see more example sentences
özel express

Baba, az önce Edo'dan özel bir tahtırevan geldi.

Father, an express palanquin has just arrived from Edo.

Express için özel haber mi?

Special treatment for the Express?

Özel bir tahtırevan mı?

An express palanquin?

özel sole

Yerçekimsel partikül hızlandırıcısının özel kullanımı da dahil.

Including sole use of the graviscalar particle accelerator.

özel esoteric

Ve Ohio hakkında özel bilgisi olan.

And an esoteric knowledge of Ohio.