özgüven

Daha güçlü, daha özgüvenli ve tek başına çok başarılı bir kariyer yapacak.

Stronger, more confident and he's gonna have a very successful solo career.

Genellikle kendinden o kadar emindir ki, öyle özgüvenli ama şimdi farklı görünüyor.

He's usually so confident, so sure of himself. But now, he seems different.

Ve sen bana güç verdin, özgüven verdin.

And you've given me strength, confidence.

Bir de özgüven sorunun var.

And you have a confidence problem.

Yeni bir olgunluğa, daha önce hiç görmediğim bir özgüven sahipti.

She had a new maturity, there was a confidence I've never seen before.

Senin gibi özgüvenli değilim.

I'm not confident like you.

Bu adamda çok fazla özgüven var.

That man has so much confidence.

Bu bana özgüven verdi.

This gave me so much confidence.

Bu özgüven, senin için sadece bir maske, değil mi?

This confidence is just a facade for you, isn't it?

Sana daha çok özgüven verir.

Might give you more confidence.