Turkish-English translations for ücret:

fee · pay · charged, charge · wage, wages · price, pricing · fare · paid · cost · toll · payment · rate · salary · surcharge · tuition · other translations

ücret fee

Her şey dâhil. Faturalar, cep telefonları, araba, liman ücreti tekne ve ayrıca babamın masrafları.

Everything included bills, cell phones, car, dock fees, the boat and also my father's expenses.

Ve iki dolarlık lisans ücreti var.

And there's a two dollar license fee.

Bu ücret ne içindi peki?

So what was the fee for?

Click to see more example sentences
ücret pay

Bir restoranda çalışıyorum, ama makul bir ücreti var, ve benim ve bebek için sağlık sigortası var.

Just working in a restaurant, but it's decent pay, and there's health insurance for me and the baby.

Belki de o sana ücret ödemeli.

Maybe she should pay you.

Adam ücretini ödüyor, ve görünüşe göre bu önemli bir iş.

He's paying the rate, and he's apparently a big deal.

Click to see more example sentences
ücret charged, charge

Hatta küçük bir ücret bir sürü insan öldürür.

Even a small charge would kill a lot of people.

Ve bu gece için ücret de istemiyorum.

And I want even charge you for tonight either.

Bu bir servis ücreti gibidir.

It's like a service charge.

Click to see more example sentences
ücret wage, wages

Tüm yurttaşlar için eşit haklar, daha iyi ücret ve bir genel af.

Equal rights for all citizens, better wages, and a general amnesty.

Balki, asgari ücretin ne olduğu hakkında bir fikrin var mı?

Balki, do you have any idea how much minimum wage is?

Asgari ücret artı bahşişler.

Minimum wage plus tips.

Click to see more example sentences
ücret price, pricing

Sen iyi bir kadınsın ama herkesin bir ücreti vardır.

And you're a good woman, but everyone has their price.

Ve ben bunun için ücret ödedim. tamam mı?

And I paid the price for that. Okay?

İyi bir ücreti var.

Have a good price.

Click to see more example sentences
ücret fare

Bu sabahki taksi ücreti için.

For the cab fare this morning.

Bu sarı fahişe ücreti dışında beni hile.

This yellow whore cheat me out of fare.

Ya ücret ne olacak?

What about the fare?

Click to see more example sentences
ücret paid

Ve ben bunun için ücret ödedim. tamam mı?

And I paid the price for that. Okay?

Ve ben bunun için ücret ödedim.

And I paid the price for that.

Zaten ödedim zaman Bu ücretsiz bir yolculuk

It's a free ride when you've already paid

Click to see more example sentences
ücret cost

Taşıma ücreti, yatacak yer ücreti, diyet harcamaları, sohbet ücreti, eğlence pahalı, alışveriş ücreti

Transportation fee, Accommodation fee, Diet costs Conversation fee, Entertainment expenses, Shopping fee

Bu ekstra ücret mi?

Does this cost extra?

Ama bu ekstra ücret ile.

But that costs extra.

Click to see more example sentences
ücret toll

Ya da en azından ücretsiz hattın numarasını ver.

Or at least give her the toll free number.

Geçiş ücreti ne kadar bugün?

How much is the toll today?

Geçiş ücreti için özür dilerim, Robin.

I'm sorry about the toll thing, Robin.

Click to see more example sentences
ücret payment

Bu şişkin bir ücret ve gelecek ay büyük bir zam anlamına geliyor.

That means a balloon payment and a big raise next month.

Bu onların ücreti, albay.

It is their payment, colonel.

Lütfen, bunu ücret olarak alın.

Please take this as payment.

Click to see more example sentences
ücret rate

Adam ücretini ödüyor, ve görünüşe göre bu önemli bir iş.

He's paying the rate, and he's apparently a big deal.

Her zamanki ücret.

The usual rate.

Bu günün ücreti, yedi şilin.

Day rate, seven shillings.

Click to see more example sentences
ücret salary

Ancak sana çok iyi bir ücret ödüyor olacağız, her ay.

But we'll be paying you a great salary, every month.

Geçen haftaki ücretin nerede?

Where's your last week's salary?

Hem transfer ücreti hem de aylık.

Both transfer fee and salary

Click to see more example sentences
ücret surcharge

Diktatörler için standart ek ücret olarak kabul et.

Just consider that the standard surcharge for dictators.

Çok makul bir ek ücret alıyor.

It's got a very reasonable surcharge.

Bunun sana bir ek ücreti olacak.

There's gonna be a surcharge.

ücret tuition

Ücreti o zaman konuşuruz.

Then we'll talk tuition.

Saint-Ex'in okul ücretini Djamila ödedi.

Djamila paid my tuition at Saint-Ex.