Turkish-English translations for ülke:

country · land · nation · state · soil · realm · other translations

ülke country

Fakat şu an bu ülke saldırı altında ve yapmam gereken bir işim var ve başka seçeneğim yok.

But right now this country is under attack, and I've got a job to do, and I don't have a choice.

Burası farklı bir ülke.

This is a different country.

Ben gidiyorum, ülkeyi terk ediyorum, sen de aynısını yap.

I'm gone. I'm leaving the country. You do the same.

Click to see more example sentences
ülke land

Çok çok uzun zaman önce, çok çok uzak bir ülkede bir savaşçı, boş gözlü bir savaşçı yaşardı.

A long, long time ago in a land far, far away, there lived a warrior warrior with empty eyes.

Tek seçeneğimiz başka bir yere göçmek, başka bir ülkeye.

Our only option is to move somewhere else, another land.

Okyanusun ötesinde bir yerlerde bir ülke var

Somewhere beyond the ocean There is a land

Click to see more example sentences
ülke nation

Bu ülkedeki her bir vatandaşı korumak benim görevim.

It's my duty to protect every citizen of this nation.

Sonunda yapacak iyi bir şey buldum, ve ne yaptım, dost bir ülkeyi istila.

I finally found something I was good at, and what I do, invade a friendly nation.

Ülke Güvenlik, FBI, Ulusal Sağlık Servisi.

Homeland Security, FBl, National Health Services.

Click to see more example sentences
ülke state

Efendim? Ve bir ülke, Amerika Birleşik Devletleri, Dünyayı değiştiren bir ülke.

Sir? and a country, the United States of America, that changed the world.

Özgür bir ülke teklif ediyorlar.

They're offering a free state.

Burası tabii ki de demokratik bir ülke.

This is, of course, a very democratic state.

Click to see more example sentences
ülke soil

Bu ülke, senin toprağın, senin anavatanın!

This country, thy soil It's thy motherland!

ülke realm

Çünkü o kral ve bütün ülkeyi o yönetiyor.

Because he's the king, and he rules the entire realm.