Turkish-English translations for üstüne:

above · over · upon · onto · atop · other translations

üstüne above

Bu bir cinayet soruşturması ve Bay Benedict hukukun üstünde değil.

This is a homicide investigation, and Mr. Benedict is not above the law.

Bu kulübün üstünde bir odam var.

I have a room above this club.

Tam üstünde iki kişi var.

You got two right above you.

Click to see more example sentences
üstüne over

Büyük yeşil bir odada bir telefon varmış, ve kırmızı bir balon, ve ayın üstünden atlayan bir inek resmi.

In the great green room there was a telephone, and a red balloon, and a picture of the cow jumping over the moon.

Üstünü giyin, bu akşam annen gelecek.

Get dressed, your mom's coming over tonight.

İyi geceler, ayın üstünden atlayan inek.

Good night, cow jumping over the moon.'

Click to see more example sentences
üstüne upon

Gençler onun üstüne güldü, ama o bir rüya için herşeyi terketti.

Youth smiled upon him, but he abandoned everything for a dream.

Taş üstünde taş.

Stone upon stone.

Ahlâksızlık üstüne ahlâksızlık içinde, Kral

In depravity upon depravity, the King

Click to see more example sentences
üstüne onto

Sonra bir koyun da omzumun üstüne atladı.

And then a sheep jumped onto my shoulders.

Henüz değil, bir şeylerin üstünde

Not yet, he's onto something

Belki üstüne bir şey düşmüştür.

Maybe something fell down onto it.

Click to see more example sentences
üstüne atop

Podyumun üstünde bir itişme var. Chazz Michael Michaels aşağı düşüyor.

Now there's some jostling atop the podium and down goes Chazz Michael Michaels.

Bir dağın üstünde, yaşIı adamın ruhu yaşar.

Atop a mountain, the old man's spirit lives

Küçük bir bardak kahvenin üstünde aşırı ısıtılmış bir sütün şatafatlı tümseği.

A gaudy hillock of overheated milk atop a thimble's worth of coffee.