Turkish-English translations for üzere:

to · about · in · at · particularly · other translations

üzere to

Ama en azından o daha iyi bir yere üzerine gitti.

But at least he's gone on to a better place.

Bu köpek yemeği değil, ama olmak üzere.

It's not dog food, but it's about to be.

Bilirsin Zaman sadece onun için burada, ya da için belki biraz onun üzerinden izlemek.

You know time to just be here for him, or maybe watch over him for a bit.

Click to see more example sentences
üzere about

Bir şey yapmak üzere.

He's about to do something.

Sakın bana, Amanda ve bana hala üzüldüğünü söyleme.

Don't tell me you're still upset about me and Amanda.

Gerçekten çok üzücü" nasıl?

How about, "Really, very sad"?

Click to see more example sentences
üzere in

İyi o zaman, ondan başka dünya üzerindeki herkes bu partide olacak.

Fine, then everyone else in the world will be at this party.

Dinle dostum, Tony üzerinde olduğunu söyledi ve

Listen, mate, Tony said you were in business, and

Bu benim imzam. Üzerinde de "Sevgili Rufus, sen hapishaneye aitsin." yazıyor.

That's my signature and above, it says "Dear Rufus, you belong in jail

Click to see more example sentences
üzere at

Ama en azından o daha iyi bir yere üzerine gitti.

But at least he's gone on to a better place.

En azından her şey bitmek üzere değil mi?

Well, at least it's almost over, yeah?

Gece üzerinde taşımak için çok fazla para o.

That's too much money to be carrying around at night.

Click to see more example sentences
üzere particularly

Hayvanlar üzerinde çok garip bir etkisi vardı. .özellikle, böcekler ve onların kuzenleri üzerinde.

It was having a very odd effect on animals. .in particular, insects and their cousins.

Haberler üzücü, özellikle kadın için.

Sad news, particularly for her.

Onun internet geçmişi önbelleğindekiler hepsi belirli bir patojen üzerinde duruyor.

His Web histories, cached articles, all dwell on that particular pathogen.