Turkish-English translations for üzerinde:

on · over · at · above · upon · entirely · super · across · on top of · atop · other translations

üzerinde on

Yeni bir şey üzerinde çalışıyor. Biraz yardıma ihtiyacı var, hepsi bu.

He's working on something new, he just needs a little help, that's all.

Çünkü, bu konu üzerinde çalışıyorum.

Because because I'm working on it.

Memur bey, lütfen.. biri üzerinde.. Geri çekilin.

Officer please.. someone is on the.. Get back.

Click to see more example sentences
üzerinde over

Ama sen ve ben, belki de aynı şeyler üzerinde.

But you and I, perhaps over the same things.

Bu demek oluyor ki sen doğduğun zaman bir düğün duvağı gibi senin üzerinde bir parlaklık vardı.

It means that when you were born You had a sheen over your face like a wedding veil.

İşin korkutucu kısmı bitmek üzere.

The scary part is almost over.

Click to see more example sentences
üzerinde at

Ama en azından o daha iyi bir yere üzerine gitti.

But at least he's gone on to a better place.

En azından her şey bitmek üzere değil mi?

Well, at least it's almost over, yeah?

Gece üzerinde taşımak için çok fazla para o.

That's too much money to be carrying around at night.

Click to see more example sentences
üzerinde above

Sen bu çizginin üzerinde bir kız istiyorsun.

You want a girl to be above this line,

Tam üzerinde, bir liste var.

Right above, there is a list.

Onun üzerinde hiçbir şey yok ki.

There is nothing above it.

Click to see more example sentences
üzerinde upon

Kokain, Amerikan kültürü üzerinde bir atom bombası gibi patladı.

Cocaine exploded upon the American culture like an atomic bomb.

Senin baban Jor-El, bu soru üzerine çok uzun süre düşündü.

Your father, Jor-El, thought long and hard upon that question.

Binler üzerine binlerce pound'u temsil eden bir anahtar.

A key representing thousands upon thousands of pounds.

Click to see more example sentences
üzerinde entirely

Bu tam olarak doğru değil ama insanlar üzerinde böyle bir etkim olabilir.

It's not entirely true, but I can have that effect on people.

Bu tüm tepe sırlar üzerine kurulu, Frank.

This entire Hill was built on secrets, Frank.

Üzücü tamamen yanlış bir duygu.

Sad is entirely the wrong emotion.

Click to see more example sentences
üzerinde super

Çok üzücü bir uydurma hikâye ama geç kalanlar sadece biz değiliz.

That's a super sad fake story, but we're not the only late ones.

Beni çok üzdü bu.

It makes me super sad.

Van der Luyden'lar kentteki bütün ailelerin üzerinde bir yere sahipti. Dünya dışı bir alacakaranlık kuşağı gibi.

The van der Luydens dwelled above all the cities' families in a kind of super terrestrial twilight.

Click to see more example sentences
üzerinde across

Ve zaman içinde, biz olacak. Deniz üzerinde büyük bir arazi Bu viking efsane test edin.

And in time, we will test this Viking myth of a greater land across the sea.

Gelecek hafta bu zamanlar, bu ışıklar tüm Rusya üzerinde yanıp sönüyor olacak.

This time next week, these lights will be flashing all across Russia.

İki ay önce benim patronum, dolayısıyla senin yeni problemin. Arizona sınırı üzerinden gelen büyük bir para sevkiyatı vardı.

Two months ago, my boss, ergo, your new problem had a major shipment of money coming across the border into Arizona.

Click to see more example sentences
üzerinde on top of

O gerçekten duygusal anlamda her şeyin üzerinde.

She's really just on top of everything emotionally.

Richard Jaeckel ve Lee Marvin o tankın üzerinde Naziler gibi giyinmiş.

Richard Jaeckel and Lee Marvin on top of a tank dressed like nazis.

En azından Javier bir yunusun üzerine çıkmıştı.

At least Javier was on top of a dolphin.

Click to see more example sentences
üzerinde atop

Yeni evlerimizin üzerinde tüten bacalar

Smoking chimneys atop new houses