Turkish-English translations for üzerine:

on · on it · over · about · above · through · upon · from · onto · across · atop · other translations

üzerine on

Yeni bir şey üzerinde çalışıyor. Biraz yardıma ihtiyacı var, hepsi bu.

He's working on something new, he just needs a little help, that's all.

Çünkü, bu konu üzerinde çalışıyorum.

Because because I'm working on it.

Memur bey, lütfen.. biri üzerinde.. Geri çekilin.

Officer please.. someone is on the.. Get back.

Click to see more example sentences
üzerine on it

Üzerinde bir şeyler var.

It's got something on it.

Üzerinde kan var.

There is blood on it!

Yani bu, National Geographic programı gibi, ama insanlar üzerine.

So it's like a National Geographic program, but on people. Yeah.

Click to see more example sentences
üzerine over

Ama sen ve ben, belki de aynı şeyler üzerinde.

But you and I, perhaps over the same things.

Bu demek oluyor ki sen doğduğun zaman bir düğün duvağı gibi senin üzerinde bir parlaklık vardı.

It means that when you were born You had a sheen over your face like a wedding veil.

İşin korkutucu kısmı bitmek üzere.

The scary part is almost over.

Click to see more example sentences
üzerine about

Bir şey yapmak üzere.

He's about to do something.

Sakın bana, Amanda ve bana hala üzüldüğünü söyleme.

Don't tell me you're still upset about me and Amanda.

Gerçekten çok üzücü" nasıl?

How about, "Really, very sad"?

Click to see more example sentences
üzerine above

Sen bu çizginin üzerinde bir kız istiyorsun.

You want a girl to be above this line,

Tam üzerinde, bir liste var.

Right above, there is a list.

Onun üzerinde hiçbir şey yok ki.

There is nothing above it.

Click to see more example sentences
üzerine through

Onları San Francisco, Hong Kong ve Mexico City üzerinden getiriyorlar.

They're bringing them through San Francisco, Hong Kong, Mexico City.

Ve senin üzerinden çalışıyor seni araç olarak kullanıyor.

And she's working through you using you as a vessel.

New York'a, Güney Florida üzerinden.

To New York, through South Florida.

Click to see more example sentences
üzerine upon

Kokain, Amerikan kültürü üzerinde bir atom bombası gibi patladı.

Cocaine exploded upon the American culture like an atomic bomb.

Senin baban Jor-El, bu soru üzerine çok uzun süre düşündü.

Your father, Jor-El, thought long and hard upon that question.

Binler üzerine binlerce pound'u temsil eden bir anahtar.

A key representing thousands upon thousands of pounds.

Click to see more example sentences
üzerine from

Ben de bu yeni dosyaların üzerine gitti CIA ve bunu buldum.

I went back over those new files from ClA and I found this.

Bu sabah finans dünyasında üzücü haberler var.

Sad news from the financial world this morning.

Harita buradan bir kaç mil ötede Stuttgart yolu üzerinde bir tren deposu gösteriyor.

Map shows a train depot a few miles from here, with a route to Stuttgart.

Click to see more example sentences
üzerine onto

Ne tür bir bağımlı değerli bir şeyi üzerinde taşır.

What kind of a drug addict holds onto something valuable?

Bu bayağı akıllıca bir plan, Jerry. Ama gözüm üzerinde.

It was a pretty smart plan, Jerry, but I'm onto you.

Mike bir şey üzerinde çalışıyordu.

Well, Mike was onto something.

Click to see more example sentences
üzerine across

Ve zaman içinde, biz olacak. Deniz üzerinde büyük bir arazi Bu viking efsane test edin.

And in time, we will test this Viking myth of a greater land across the sea.

Gelecek hafta bu zamanlar, bu ışıklar tüm Rusya üzerinde yanıp sönüyor olacak.

This time next week, these lights will be flashing all across Russia.

İki ay önce benim patronum, dolayısıyla senin yeni problemin. Arizona sınırı üzerinden gelen büyük bir para sevkiyatı vardı.

Two months ago, my boss, ergo, your new problem had a major shipment of money coming across the border into Arizona.

Click to see more example sentences
üzerine atop

Yeni evlerimizin üzerinde tüten bacalar

Smoking chimneys atop new houses