şaşkındı

Belli ki bu zavallı adam şaşkın ve sinirli.

This poor man is obviously confused and upset.

O küçük kız çok şaşkın olmalı.

That little girl must be so confused.

Ama onlar bizden çok daha şaşkın, efendim.

But, they're even more confused than we are, sir.

Tatlım, bu büyük bir şaşkınlık ve yeni bir haber

Well, honey, it's a big shock and it's brand-new, but

İşte gerçek şaşkınlık bu.

Now that's real surprise.

Ben senin diğer annenim, şaşkın.

I'm your other mother, silly.

Ben de hepiniz gibi şaşkın ve korkuyorum.

I'm just scared and confused as you all.

Ama şaşkınlık değil.

But not surprise.

Kanka, neden bu kadar şaşkın görünüyorsun?

Bro, why are you looking so confused?

Fakat benim kız arkadaşım yok ki, seni şaşkın kütüphaneci.

But I don't have a girlfriend, you silly librarian.