Turkish-English translations for şantaj:

blackmailing, blackmailed, blackmail · extortion · racket, racketeering · shakedown · other translations

şantaj blackmailing, blackmailed, blackmail

Amanda Tanner sana şantaj yapıyor. Bu da demek oluyor ki Olivia Pope şantaj yapıyor.

Amanda Tanner is blackmailing you, which means that Olivia Pope is blackmailing you.

Ve şantaj konusunda rahat değil misin?

And you're not comfortable with blackmail?

Ama ona şantaj yapıyorsun?

But you are blackmailing him?

Click to see more example sentences
şantaj extortion

Uyuşturucu onların kontrolünde, silah kaçakçılığı, kara borsa elmaslar insan ticareti, hatta cinayet ve şantajda.

They control drugs, arms smuggling, black market diamonds, human trafficking, even murder and extortion.

Belki de şantaj için başka bir partneri vardı.

Maybe she had a different partner for the extortion.

Bu resmen şantaj, soygun.

This is extortion, blackmail.

Click to see more example sentences
şantaj racket, racketeering

Marcus Duvall, Organize Suçlar ve Şantaj Birimi.

Marcus Duvall, Organized Crime and Racketeering squad.

Kara para aklama, şantaj, elektronik dolandırıcılık.

Money laundering, racketeering, wire fraud.

Şantaj ve yolsuzluk görev gücü.

Racketeering and corruption task force.

Click to see more example sentences
şantaj shakedown

Bu bir şantaj değil, Matthew.

This isn't a shakedown, Matthew.

Bence, bu bir şantaj.

I think it's a shakedown.

Bu bir şantaj.

It's a shakedown.

Click to see more example sentences