Turkish-English translations for şekil:

way · shape · make · forming, form · manner · figure, figuration · turn · pattern · fashion · face · cut · line · model · contour · configuration · species · image · illustration · other translations

şekil way

O zaman farklı şekilde sorayım: benim bilmediğim bir şey biliyor musun?

Then let me ask you a different way: Do you know something I don't?

Bir de bu şekilde bak.

Look at that this way.

Bu şekilde en azından bir şansın var.

At least this way you stand a chance.

Click to see more example sentences
şekil shape

Evet, tamamen farklı bir şekilde.

Yeah, in a completely different shape.

Patricia Van Horn iki yıl boyunca bir Şekil Değiştiren'le birlikte yaşamış.

Patricia Van Horn was living with a shape-shifter for two years.

Şekil ve renk değil ama..

Not the color or shape, but

Click to see more example sentences
şekil make

Bu adamlar öldüler çünkü ben bu şekilde para kazanmak istemiyorum.

Those guys are dead because I don't wanna make money that way.

Allah, bizi bu şekilde yapmaz.

God didn't make us this way.

Ama belki bunu sana bir şekilde telafi edebilirim.

But maybe I could make it up to you somehow.

Click to see more example sentences
şekil forming, form

Mükemmel bir şekilde ağzına mühürle, ve sonra üç kere, ve

Form a perfect seal around his mouth, and then Three times, and

Baş ve orta parmağını kullan ve aynen bu şekilde bir daire çiz

Use your big thumb and middle finger and form a circle just like this

Bunu açıklayamam, Ama bu ses formu bir şekilde onun sonik vericisinden yansıtılan bir varlık.

I can't explain it, but his sound form is somehow being projected from his sonic emitter.

Click to see more example sentences
şekil manner

Çocuklar, lütfen en yakın acil çıkışı bulun ve düzenli bir şekilde

Children, please find the nearest emergency exit and in an orderly manner

Bu şekilde ve bu saatte eve gelmeye nasıl cüret edersin?

How dare you come home in this manner and at this hour?

Bu şekilde terk edilmiş olmak çok berbat bir şey.

This is awful, to be abandoned in this manner.

Click to see more example sentences
şekil figure, figuration

Bir şekilde, onun şimdi burada olduğunu düşün, işler daha iyi olurdu.

Somehow you figured now that he was here, things would be better.

Küçük bir şekil var mıydı?

Was there a little figure?

Ama bir şekilde hallederiz.

But we'll figure out something.

Click to see more example sentences
şekil turn

Chuck da bir ajansa belki de Casey ona yalan söyledi ve onu bir şekilde döndürdü.

But if Chuck is an agent too then maybe Casey lied to him and turned him somehow?

Şaşırtıcı bir şekilde dün özgür bir kadın olan Hillary Stone bugün ölü bir kadın.

In a shocking turn, Hillary Stone, who yesterday was a free woman, is now a dead woman.

Simon ve Garfunkel gibiyiz ve bir şekilde beni Garfunkel yaptın.

We're like Simon and Garfunkel and, somehow, you turned me into Garfunkel.

Click to see more example sentences
şekil pattern

Bir şeyler buldum Ama bir şekil değil.

I found things but not a pattern.

Savaştan beri sadece bir hafta geçti, ama düzen çok açık bir şekilde şekilleniyor.

Well, it's only been a week since the battle, but a pretty clear pattern is emerging.

Aynı adam, aynı şekil.

Same guy, same pattern.

Click to see more example sentences
şekil fashion

Oh, dostça bir şekilde tabii.

Oh, in friendly fashion of course.

Hector ve Dorf yenilikçi moda vizyoncularıdır. Biz de o şekilde planladık.

Hector and Dorf are avant-garde fashion visionaries, and we planned it that way.

Eski moda bir şekilde.

And a pretty old fashion.

Click to see more example sentences
şekil face

Bu şekilde Yüz.

Face this way.

Bugün bir krizle karşı karşıyayız, Sarah ve önceliğimiz, bununla başarılı bir şekilde ilgilenmek.

We're facing a crisis today, Sarah. And our first priority is to deal with it successfully.

İlk olarak köle tarafı bir kart seçer ve yüzü dönük bir şekilde koyar.

First, the slave side picks a card and puts it face down.

Click to see more example sentences
şekil cut

Evet, ama bir şekilde keki kesmek zorundalar.

Yeah, but they have to cut the cake somehow.

Bu tel eti ve kemiği çok kolay bir şekilde kesebilir.

This wire can cut meat and bone very easily.

Tuvali bu şekilde kesmek ilişkileri bize tam olarak verir.

Cutting up the canvas like this gives us the exact relations.

Click to see more example sentences
şekil line

Bir şekilde arkasında iz bırakıyor. Çizgi çizen bir kalem gibi.

And somehow it leaves a trace, like a pencil drawing a line, so

Lütfen sakin bir şekilde sıraya geçin.

Please remain calm and stay in line.

Benim araçlar dizilmiş gerekir Tam olarak bu şekilde.

My instruments need to be lined up in exactly this way.

Click to see more example sentences
şekil model

Biz fasulye şekilli modeli yaptırıyoruz.

We're getting the bean-shaped model.

Modeldeki gibi abartılı bir şekilde gülümse.

Put an exagerated smile, like a model's.

şekil contour

Bu vücuda göre şekillenen silikon bir prototip.

It's a a prototype for a body-contouring silicone.

Hayır, bu hoş, şekilli ve pürüzsüz bir kalça.

No, it's a nice, well-contoured, smooth bottom.

şekil configuration

Pervaneler binalar arasında devridaimsiz manevra yapacak şekilde ayarlandı.

Rotors configured for maneuvering between buildings without recirculation.

şekil species

Ben doğal şekilde gelişen bir örneğim.

I'm a natural progressively species.

şekil image

Şekil bozan ayna görüntüsü, parlayan fototip

The shape-shifting mirror image flash phototype

şekil illustration

Bay Shakespeare bakış açısını çok net ve dramatik şekilde sunmuş.

Mr. Shakespeare illustrates his viewpoint quite clearly and in a very dramatic way.