şişko

Bana Marilyn de ve buraya gelip bana bir kucak ver, seni büyük, şişko, mor oyuncak ayı.

Call me, Marilyn and get over here and give me a hug, you big, fat, purple teddy bear.

Şişko kızlar için hep böyle derler, değil mi?

That's what they always say about fat girls, isn't it?

O şişko arkadaşına da söyle, burası benim evim, onun değil.

And tell your fat friend that this is my house, not his.

İki şişko adam yok, bir tane var ve oda şişko değil.

There's not two fat guys, there's only one and he's not fat.

Burada yaşlı, kısa ve şişko bir adam var.

There's an old, short, fat man here.

Ama şu an o sadece küçük, çıplak, şişko bir çocuk.

But right now he's just a little fat guy.

Hey, bu şişko çirkin şey de ne?

Hey, what's this fat, ugly thing?

Şişko bir Fransız kızı hakkında bir kitap yazdın.

You wrote a book about a fat French girl.

Ama en azından şişko bir yalancı değilim.

But at least I'm not a big, fat liar.

Bu da şişko bir adam Görüyor musun?

This is a fat guy. You see? No.