Turkish-English translations for şiddet:

violence · severity · intenseness, intensity, intension · fierceness · acuteness · abuse · heavy, heaviness · forceful, force, forcefulness · brutality · bitterness · violation · sharpness · turbulence · vehement · impetus · fury · other translations

şiddet violence

Şiddetin kurbanları siyah ve beyaz zengin ve yoksul genç ve yaşlı ünlü ve isimsiz.

The victims of the violence are black and white, rich and poor, young and old, famous and unknown.

Şiddet bir çözüm değil.

Violence is no solution.

O şiddet değildi.

That wasn't violence.

Click to see more example sentences
şiddet severity

Kapıyı çaldığını önce. O şiddetli bir fiziksel ve duygusal travma, aracılığıyla olmuştur

Before you knock he has been through a severe physical and emotional trauma.

Tüm Kuzey Connecticut ve New Hampshire'da şiddetli sağanak var.

Severe showers all over northern Connecticut and New Hampshire.

Bu bir şiddetli kırık.

That is a severe break.

Click to see more example sentences
şiddet intenseness, intensity, intension

Bu kez çok daha şiddetli olacak.

This time it will be more intense.

Şiddetli Evet, belki şiddetli daha iyi bir kelime.

Intense. Yes, maybe intense is a better word.

Senin için bile çok şiddetli bir halüsinasyondu.

Pretty intense hallucination, even for you.

Click to see more example sentences
şiddet fierceness

Gökyüzü Mavi, Hayvan Vahşi, Rüzgâr Şiddetli, vesaire.

Sky blue, animal fierce, wind violent, etc.

Bu gerçekten şiddetli bir çatışma dostlar!

This is a really fierce fight, folks!

Şiddetli ve kıskançlık dolu bir aşk bu Bilbo.

It is a fierce and jealous love, Bilbo.

Click to see more example sentences
şiddet acuteness

Biliyor musun yaşamaya başladı, kaygı ve klostrofobi ve şiddetli ölüm korkusu.

You know, I started experiencing anxiety and claustrophobia and this acute fear of death.

Ateş ve şiddetli karın ağrısı.

Fever and acute abdominal pain.

Teşhis: Şiddetli klinik delilik.

Diagnosis: acute clinical insanity.

Click to see more example sentences
şiddet abuse

Joe, bu aile içi şiddet değil bu komedi

Joe, this isn't domestic abuse, this is hilarious.

Aile içi şiddet, bar kavgaları. Bu tür şeyler.

Domestic abuse, bar fights, that sort of stuff.

Aile içi şiddet hassas bir konudur.

Domestic abuse is a very delicate matter.

Click to see more example sentences
şiddet heavy, heaviness

O sene çok şiddetli bir kasırga vardı.

We had a heavy hurricane season this year.

Bu şiddetli yağmur çok olağandışı. Evet.

This heavy rain is surely exceptional.

Şiddetli ama normal bir akıntı.

Heavy but normal discharge.

Click to see more example sentences
şiddet forceful, force, forcefulness

Yaralar da daha derin ve şiddetli görünüyor.

The wounds look deeper and more forceful, too.

Şiddetli darbe ile tutarlı bir kaba kuvvet.

Blunt-force consistent with a violent blow.

Ama ölümsüz cadıların şiddet gücü olabilir.

But the violent force of undead witches.

Click to see more example sentences
şiddet brutality

Polis şiddeti, önemli bir suçtur.

Police brutality is a serious crime.

Yani polis şiddeti mi öneriyorsun?

So you're suggesting police brutality?

Geçen yaz, şiddet şikayeti.

Brutality complaint last summer?

Click to see more example sentences
şiddet bitterness

Demek istediğim, çok şiddetli

I mean, he's Very bitter

Nefret, şiddet ya da kızgınlık değildir.

Not hatred. or bitterness. or anger.

İkincisi, kimlik Beni tüketen bu öfke olmadan, bu kızgınlık, bu şiddet olmadan, ben kim olurum?

Second, identity without this rage consuming me, without this resentment, this bitterness, who am I?

şiddet violation

Dövülmüş, şiddete uğramış ve sonra boğulmuş!

Beaten, violated and then strangled!

Barbarca bir şiddet ve de uçağımı göçerttin.

A barbaric violation, and you dented my ship.

şiddet sharpness

Şiddetli ve ani.

Sharp and sudden.

Boyun eğdiren, keskin, şiddetli korku.

Terror, a sharp, overmastering, intense fear.

şiddet turbulence

Şiddetli türbülans diyebilirim, kesinlikle şiddetli türbülans.

I'd say severe turbulence, definitely severe turbulence.

Yan darbeler şiddetli su altı türbülansı yaratıyor. Yeni bir taktik.

Sideswipes create violent underwater turbulence, a new tactic.

şiddet vehement

Şiddetle protesto ediyorum!

I'm protesting vehemently!

Şiddetli ama enteresan.

Interesting, but vehemently.

şiddet impetus

Sadece güç, ihtişam, şiddet ve şehvet.

Only power, sparkle, impetus and desire.

şiddet fury

Sevgi, onur, şiddet, öfke nefret, kıskançlık intikam ölüm.

Love, honor, violence, fury hatred, jealousy revenge death.