Turkish-English translations for şiddetle:

violently · severely · strongly, strong · heavy · forceful · vicious · heavily · sharp · hot · roundly · other translations

şiddetle violently

Bu kadının bir şiddet geçmişi yok kaydı yok, trafik cezası bile yememiş.

This woman has no violent history, no record, not even a traffic ticket.

Ne kadar şiddetli bir ölüm olduğuna bağlı.

Well, it depends on how violent the death.

Lilly o film gelmiş geçmiş en korkunç ve şiddet içeren film.

Lilly, that's like the most horrible, violent movie ever.

Click to see more example sentences
şiddetle severely

Kapıyı çaldığını önce. O şiddetli bir fiziksel ve duygusal travma, aracılığıyla olmuştur

Before you knock he has been through a severe physical and emotional trauma.

Tüm Kuzey Connecticut ve New Hampshire'da şiddetli sağanak var.

Severe showers all over northern Connecticut and New Hampshire.

Bu bir şiddetli kırık.

That is a severe break.

Click to see more example sentences
şiddetle strongly, strong

Hayır, hayır aşırı şiddete gerek yok.

No need for strong violence, no, no.

Sana da şiddetle tavsiye edebileceğim bir şey.

It's something i strongly recommend for you as well.

Efendim, ayrılmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Sir, I strongly recommend you disengage.

Click to see more example sentences
şiddetle heavy

O sene çok şiddetli bir kasırga vardı.

We had a heavy hurricane season this year.

Bu şiddetli yağmur çok olağandışı. Evet.

This heavy rain is surely exceptional.

Şiddetli ama normal bir akıntı.

Heavy but normal discharge.

Click to see more example sentences
şiddetle forceful

Yaralar da daha derin ve şiddetli görünüyor.

The wounds look deeper and more forceful, too.

Şiddetli darbe ile tutarlı bir kaba kuvvet.

Blunt-force consistent with a violent blow.

Ama ölümsüz cadıların şiddet gücü olabilir.

But the violent force of undead witches.

Click to see more example sentences
şiddetle vicious

Şimdi o kadar şiddetli görünmüyor.

He doesn't look so vicious now.

İyi ama şiddet doluyuz efendim.

Good men, but vicious, sir.

Braddock'dan şiddetli bir kombinasyon daha!

Another vicious combination by Braddock!

Click to see more example sentences
şiddetle heavily

Yağmur hâlâ şiddetli yağıyor.

It's still raining heavily.

Yağmur çok şiddetli yağıyor.

It's raining so heavily.

şiddetle sharp

Şiddetli ve ani.

Sharp and sudden.

Boyun eğdiren, keskin, şiddetli korku.

Terror, a sharp, overmastering, intense fear.

şiddetle hot

Sıcak, soğuk, uyku yoksunluğu, yoğun gürültü, parlak ışıklar, şiddet tehditleri.

Hot, cold, sleep deprivation, intense noise, bright lights, threats of violence.

şiddetle roundly

Suriye'de bir başka gün ve Cumartesi gününde bir başka şiddet dalgası.

Another day and another round of violence in Syria on Saturday.