Abuk

Çiçek, kurulama bezi ve kâğıtkâğıt peçete gibi abuk subuk şeyler aldım ama kahveyi unuttum.

I bought flowers and dumb things like dishtowels, paper napkins but I forgot coffee.

Küçük baristadan başka bir abuk subuk kahve daha istemiyorum.

I don't want another splashy-splashy coffee from the teeny-tiny coffee man.

Abuk sabuk konuşmaya başladı.

She started talking gibberish.

Abuk sabuk konuşuyor.

He's talking gibberish.

Evet, abuk subuk konuşuyorsun, Ronnie.

Yeah, that's just gibberish, Ronnie. What

Abuk, dikkatli ol!

Abuk, be careful!

O abuk kurtçuğu benim ağzıma sokmaya

You're not sticking that freakin'maggot in my

Biz "abuk" deriz.

We say "hinky.

Bu bir reklam. Kelimeler anlamsız. Abuk subuk yazılmış.

It's an ad the words don't make sense.It's gibberish.

Yüzbaşı Waggett'in abuk sabukluğu.

Aah, that's Captain Waggett's nonsense.