Bazen

Bazen her şeyi biliyor gibi hissediyorum.

Sometimes I feel like she knows everything.

Bazen küçük bir çocuk gibi davranıyorsun.

Sometimes you're like a little child.

Bak kişisel bir şey değil ama bazen seninle televizyon izlemek çok zor.

Look, it's not personal, but sometimes it's really hard to watch TV with you.

Belki adil değil, ama bazen Tanrı bazı adamlara biraz daha fazlasını verir.

Maybe it's not fair, but sometimes God gives some men just a little bit more.

Bazen iyi bir anne olmak o kadar zor oluyor ki.

Sometimes it's so hard to be a good mother.

Bu bazen ölmek anlamına gelir bazen de bir sürü insanı öldürmek anlamına gelir.

Sometimes that means dying Sometimes it means killing a whole lot of people

Ama bazen ne düşünüyorum, biliyor musun?

But you know what I sometimes think?

O kötü bir adam ama bazen dünyanın da kötü adamlara ihtiyacı var.

He is a bad man, but sometimes the world needs bad men.

O, dünyayı daha iyi bir yer haline getirdi, ama bazen bunun bir bedeli olur.

He made the world a better place, "but sometimes that comes at a price.

Ama korkunç sır şu ki genç olmak bazen ölü olmaktan daha az eğlencelidir.

But the terrible secret is that being young is sometimes less fun than being dead.