Bilgisayar

Babam, büyük bir bilim adamıydı, efendim, hatta, bir bilgisayarı bile vardı babam gibi olmak istiyorum, efendim.

My father was a great scientist, sir. He even had a computer. I want to become like my Papa, sir.

Bu bir bilgisayar oyunu değil. Bu gerçek.

This isn't a computer game, this is for real.

Bir tür bilgisayar programı olduğunu biliyorum ama tek bildiğim bu.

I understand it's some sort of computer program, But that's all I know.

Evet ve ben bunu yaparken, Ross da sana harika bir bilgisayar hikayesi anlatır.

Yes, and while I'm doing that, Ross has a great computer story for you.

Ama o sadece bir bilgisayar programı sonuçta değil mi?

But she's just like a computer program then, right?

Bu sadece bir bilgisayar.

This is just a computer.

Şimdiye kadar, bir bilgisayar kullanarak bir bilgisayardan bilgisayar sipariş ettin ve şu an da bir bilgisayarı dinliyorsun.

So far, you've ordered a computer on a computer from a computer, and now you're listening to a computer.

O sadece bir bilgisayar değil.

She's not just a computer.

Bu imkansızimkansız, bir bilgisayar için bile.

That's impossible, even for a computer.

Aslında nihayet bana yeni bir bilgisayar verdiler.

Actually, they finally Gave me a new computer.