Dokunuyorum

Dong, söyle bu kadına şimdi bana dokunabilir, ama ben ona sonra dokunacağım.

Dong, tell this woman she may touch me now, but I'll touch her later.

Dişe dokunur bir şey yapmak için, harika bir şans olabilir.

This could be a great chance to make something worthwhile.

Ben değildim çünkü ben başka bir şeye dokunuyorum.

It wasn't me because I'm touching something else.

Ona ilk ben dokundum.

I touched him first.

Ben de sana dokunacağım.

I will touch you, too.

Aslında, ona dokundum da.

I've actually touched her.

Ama ben Tanrı'ya dokundum.

But I have touched God.

Sen orada duruyordun ve ben sana dokundum.

You were standing right there. I touched you.

Ona ben de dokundum.

I touched him too.

Uzun zaman önce adını bilmeden ona dokundum.

I touched her long ago without knowing her name.